Etiketler

Hakkımızda

Avukat Mehmet Genç

İstanbul Barosu'na kayıtlı olan Avukat Mehmet Genç, mezun olduğu tarihten bu yana avukatlık mesleğini aralıksız olarak sürdürmektedir. İstanbul Barosu bünyesinde kurduğu avukatlık bürosuyla Ceza Hukuku, Miras Hukuku, Gayrimenkul Hukuku, Bilişim Hukuku başta olmak üzere birçok hukuk alanında avukatlık faaliyeti göstermektedir.

Devamını Oku
Kısırlaştırma Suçu ve Cezası

Kısırlaştırma Suçu Nedir? (TCK 101)

Kısırlaştırma suçu; bir kadın veya erkeğin çocuk yapma yeteneğinin (üreme yeteneği) hayat boyu ortadan kaldırılmasına yol açan bir tıbbi müdahale yapılmasıyla oluşur (5237 sayılı TCK m.101). Kısırlaştırma, mağdurun cinsel işlevlerine zarar vermez, sadece üreme yeteneğini ortadan kaldırır. Tıp literatüründe kısırlaştırma işlemine "sterilizasyon" denilmektedir.

Kısırlaştırma suçu, bir kişinin bedenine yapılan müdahale ile üreme yeteneğinin kalıcı olarak ortadan kaldırılmasıyla gerçekleşir. Bu durum, mağdurların isteği veya rızası dışında gerçekleştiğinde suç teşkil eder. Kısırlaştırma işlemi, genellikle cerrahi müdahaleler veya tıbbi prosedürler aracılığıyla gerçekleştirilir ve kişinin hayatı boyunca çocuk sahibi olma yeteneğini etkiler.

Bir başka benzer kavram ise kastrasyondur. Kastrasyon, bir kişinin hem cinsel işlevlerinin hem de çocuk yapma yeteneğinin ortadan kaldırılmasıdır. Bu durumda, kişinin hem üreme yeteneği hem de cinsel işlevleri etkilenir. Bir kişinin hadımlaştırılması halinde, hem kısırlaştırma suçu hem de kasten yaralama suçu işlenmiş olur.

Kısırlaştırma ameliyatı, tıbbi sakınca olmadığı takdirde reşit kişinin isteği üzerine yapılır (2827 sayılı Nüfus Planlaması Hakkında Kanun m.4/2). Ancak, evli bir kişi kısırlaştırma ameliyatı olmak istiyorsa, eşinden izin alması zorunludur (Nüfus Planlaması Hakkında Kanun m.6/2).

Kısırlaştırma ameliyatını yapma yetkisi belirli uzmanlara aittir. Kadınlara kısırlaştırma ameliyatı yapma yetkisi, kadın hastalıkları ve doğum uzmanları ya da genel cerrahi uzmanlarına aittir. Erkeklere kısırlaştırma ameliyatını ise, üroloji, kadın hastalıkları ve doğum uzmanları ya da genel cerrahi uzmanları ile bu konuda Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı tarafından açılan eğitim merkezlerinde kurs görerek yeterlik belgesi almış pratisyen hekimler yapabilirler.

Kısırlaştırma suçu, kişinin rızası olmadan gerçekleştirildiğinde ciddi bir insan hakları ihlali olarak kabul edilir. Bir kadını veya erkeği rızası dışında kısırlaştıran fail "kısırlaştırma suçu" işlemiş olur. Kısırlaştırma (sterilizasyon) yetkili olmayan bir kişi tarafından yapılırsa, suçun daha fazla cezayı gerektiren nitelikli bir hali meydana gelir.

Kısırlaştırma suçu, bireyin bedensel bütünlüğüne, üreme hakkına ve özyönetim hakkına karşı işlenen bir suçtur. Bir kişinin rızası olmadan veya yasal izin alınmadan kısırlaştırılması, etik, hukuki ve insani açıdan kabul edilemez bir eylemdir. Bu nedenle, kısırlaştırma suçuna karşı yasal önlemler alınmış ve cezai yaptırımlar belirlenmiştir.

Kısırlaştırma suçu, kişinin bedenine yapılan bu tür müdahalelerin istismar edilmesine karşı toplumsal bir duyarlılık gerektirir. İlgili yasal düzenlemelerin yanı sıra, bilinçlendirme çalışmaları ve eğitimlerle insanların bu konuda bilinçlenmesi önemlidir. Ayrıca, mağdurların haklarını korumak ve suçluları adalete teslim etmek için etkili mekanizmaların oluşturulması da gereklidir.

Sonuç olarak, kısırlaştırma suçu, bir kişinin üreme yeteneğinin istismar edilerek kalıcı olarak ortadan kaldırılması durumunda ortaya çıkar. Bu suç, insan haklarına ve bireyin bedensel bütünlüğüne karşı işlenen ciddi bir suçtur. 

Kısırlaştırma Suçunun Cezası

Türk Ceza Kanunu’nun 101. Maddesine göre suçun cezası şu şekildedir:

  • Bir erkek veya kadını rızası olmaksızın kısırlaştıran kimse, üç yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Fiil, kısırlaştırma işlemi yapma yetkisi olmayan bir kimse tarafından yapılırsa, ceza üçte bir oranında artırılır.
  • Rızaya dayalı olsa bile, kısırlaştırma fiilinin yetkili olmayan bir kişi tarafından işlenmesi halinde, bir yıldan üç̧ yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Kısırlaştırma Suçunda Ceza İndirimi

Kısırlaştırma suçu, bir kişinin rızası olmaksızın kısırlaştırılmasıyla işlenen bir suçtur. Ancak bazı durumlarda, suçun işlenmesi sırasında olası kastın devreye girmesi mümkündür. Örneğin, bir hekimin hastası üzerinde gerçekleştirdiği tıbbi müdahale sonucunda hastanın kısırlaşacağını öngörmesine rağmen, kısırlaştırma sonucunu kabul ederek tıbbi müdahaleye devam etmesi durumunda, hekim olası kastla hareket etmiş olur.

Kanunun 21. maddesi, suçun olası kastla işlendiği durumlarda cezada indirim yapılmasını öngörmektedir. Dolayısıyla, kısırlaştırma suçunun olası kastla işlendiği hallerde, verilecek ceza Kanun'un 21. maddesinin 2. fıkrası gereğince indirim yapılacaktır.

Bu indirim hali, suçun işlenmesinde failin bilinçli olarak riski göze alarak hareket ettiği durumları kapsar. Yani, hekimin hastasının kısırlaşacağını öngördüğü halde, bu durumu kabullenerek tıbbi müdahaleye devam etmesi, olası kastın varlığını gösterir. Bu durumda, hekimin cezasında indirim yapılması söz konusu olacaktır.

Kısırlaştırma Suçunda Cezayı Artıran Haller

Kısırlaştırma suçu, TCK'nın 101. maddesinin ilk fıkrasında, bir erkek veya kadını rızası olmaksızın kısırlaştırmayı temel şekliyle suç olarak tanımlar. Ancak bu temel şeklin yanı sıra, nitelikli halleri de vardır.

Bir erkek veya kadını rızası olmaksızın kısırlaştırma işlemini yapma yetkisi olmayan kişiler tarafından gerçekleştirilmesi, kısırlaştırma suçunun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hali olarak kabul edilir. Kısırlaştırma işlemini yapma yetkisi olanlar, Rahim Tahliyesi ve Sterilizasyon Hizmetlerinin Yürütülmesi ve Denetlenmesine İlişkin Tüzük'te belirlenmiştir. Bu tüzükte belirtilmeyen bir kişi tarafından kısırlaştırma işlemi gerçekleştirilirse, bu durum cezanın artırılmasını gerektiren bir nitelikli hal olarak değerlendirilir.

Bu nitelikli halde, kişilerin kısırlaştırma işlemine rızası bulunmamaktadır ve ayrıca bu işlem yetkisiz kişiler tarafından gerçekleştirilmektedir. TCK'nın 101. maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde öngörülen bu nitelikli halin varlığı durumunda, verilecek ceza üçte bir oranında artırılır.

Öte yandan, kısırlaştırma işleminin kişilerin rızalarına dayanarak ancak yetkisiz kişiler tarafından yapılması durumu ise, TCK'nın 101. maddesinin ikinci fıkrasında ayrı bir suç olarak düzenlenmiştir.

Kısırlaştırma Suçunun Para Cezasına Çevrilmesi

Adli para cezası, mahkeme tarafından, failin bir miktar parayı devlet hazinesine ödemesine karar verilmesidir. Adli para cezasına çevirme yalnızca kısa süreli hapis cezalarında uygulama alanı bulabilecektir. Hükmedilen hapis cezasının para cezasına çevrilebilmesi için verilen cezanın 1 yıl veya daha altında bir hapis cezası olması gereklidir. Kısırlaştırma suçu,yalnızca rızaya dayalı olarak işlendiği takdirde, alt sınırdan hükmedilen hapis cezası adli para cezasına çevrilebilir. 

Kısırlaştırma Suçu Zamanaşımı

Türk hukuk sisteminde, bir suçun işlenmesinden itibaren belirli bir süre geçmesi halinde, o suç için cezai kovuşturma yürütülemez ve dava açılamaz. Bu sürece "zamanaşımı" denir.

Türk Ceza Kanunu'na göre, suçun zamanaşımı süresi, suçun türüne göre değişiklik gösterir. Örneğin, basit yaralamaya ilişkin zamanaşımı süresi 8 yıl iken, cinayet gibi daha ağır suçlarda bu süre 30 yıla kadar çıkabilir.

Zamanaşımı süresi, suçun işlendiği tarihten itibaren başlar ve süreç kesintiye uğramadan devam eder. Ancak, bazı durumlarda zamanaşımı süresi durdurulabilir veya sürenin yeniden başlamasına neden olacak bir olay gerçekleşebilir. Rızaya dayalı kısırlaştırma suçunun dava zamanaşımı süresi 8 yıldır. Rızaya aykırı kısırlaştırma suçunun dava zamanaşımı süresi 15 yıldır.

Kısırlaştırma Suçu Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının (HAGB) amacı kişileri ıslah etmektir. İki yıl veya altında olan hapis cezalarının varlığı halinde kişilere belirli bir denetim süresi verilir. Bu süre içerisinde failin kurallara uygun hareket etmesi sonucunda verilen hüküm hiçbir sonuç doğurmayarak ortadan kalkar ve adli sicil kaydında da görülmez.

Kısırlaştırma suçu, rızaya dayalı olarak işlendiği takdirde, alt sınırdan hükmedilen hapis cezası hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir.

Kısırlaştırma Suçunda Etkin Pişmanlık

Etkin pişmanlık Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen ve failin hiç ceza almamasına ya da aldığı cezada indirim yapılmasına yol açan düzenlemedir. Buna göre fail mağdura karşı yaratmış olduğu zarardan pişmanlık duyarak zararı gidermeye yönelik hareket ederse bu durumda etkin pişmanlık hükümleri uygulanabilecektir. Etkin pişmanlık her suç tipinde uygulanabilen bir düzenleme değildir. Yalnızca düzenleme bulunan suç tipleri için uygulanabilir. Kısırlaştırma suçu için etkin pişmanlık söz konusu olamaz.

Kısırlaştırma Suçu Şikayet Süresi

Kısırlaştırma suçu, şikayete tabi olmayan suçlar arasındadır ve savcılık tarafından resen soruşturulur. Bu suç için herhangi bir şikayet süresi bulunmamaktadır. Kamu davasına müdahil olan bir kişi bile şikayetini geri çekse dahi, davada devam edilir ve ceza davası düşmez. Bu suç için dava zamanaşımı süresi dışında her zaman soruşturma açılabilir.

Kısırlaştırma Suçunda Şikayeten Vazgeçme

Kısırlaştırma suçu, şikayete tabi olmayan suçlar arasındadır ve savcılık tarafından resen soruşturulur. Bu sebeple şikayetten vazgeçme herhangi bir hukuki sonuç doğurmayacaktır. Şikayetten vazgeçildiğinde dava düşmeyecek yargılama devam edecektir.

Kısırlaştırma Suçunda Uzlaşma

Türk hukuk sisteminde uzlaşma, taraflar arasındaki anlaşmazlıkların mahkemeye gitmeden, arabuluculuk veya diğer yollarla çözülmesidir. Uzlaşma, genellikle tarafların karşılıklı anlaşmasıyla gerçekleşir ve hukuki bir bağlayıcılığı vardır. Uzlaşma, tarafların uzun süreli bir hukuk mücadelesinden kaçınmasına yardımcı olur. Ancak kısırlaştırma suçu uzlaşmaya tabi suçlar arasında yer almaz. 

Kısırlaştırma Suçunda Teşebbüs

Teşebbüs, failin suç işlemek amacı ile icra hareketine başlaması ve kendi elinde olmayan nedenlerle suçu tamamlanamamasıdır. Kısırlaştırma suçunda teşebbüs mümkündür

Kısırlaştırma Suçunda İştirak

Kısırlaştırma suçu, Türk Ceza Kanunu'nun 101. maddesinde düzenlenen bir suçtur. Bu suçun temel şekli, bir erkek veya kadının rızası olmaksızın kısırlaştırılmasıdır. Kanunda belirtilen bu temel şekilde, kısırlaştırma suçunda herhangi bir kişi fail olabilir. Yani, suçu işleyen kişi fail olarak sorumlu tutulur.

Ancak, aynı madde içinde yer alan ikinci fıkra da dikkate alınmalıdır. Bu fıkra, kısırlaştırma işleminin kişilerin rızalarına dayanarak, ancak yetkisiz kişiler tarafından yapılması durumunda suçun oluştuğunu belirtmektedir. Bu durumda, suçun faili, kısırlaştırma işlemi yapma yetkisine sahip olmayan bir kişi olabilir.

Kısırlaştırma suçunda iştirakin tüm şekilleri söz konusu olabilir. İştirak, suçun işlenmesine herhangi bir şekilde yardım eden veya katılan kişiyi ifade eder. Örneğin, kısırlaştırma işlemini gerçekleştiren kişiye yardım eden veya suçun planlanmasına katılan kişiler iştirakçi olarak kabul edilebilir.

Ancak, madde metninde "rızaya dayalı olsa bile" ibaresine yer verilse de, rızanın varlığı mağdurun bu suça iştiraki olduğunu göstermez. Yani, mağdur, kısırlaştırma suçunun faili veya iştirakçisi olarak sorumlu tutulamaz. Suçun işlenmesindeki sorumluluk, kısırlaştırma işlemini gerçekleştiren veya yardım eden kişilere aittir.

Kısırlaştırma Suçunda Görevli Mahkeme

Kısırlaştırma suçunda görevli mahkeme suçun işlendiği yerdeki Asliye Ceza Mahkemesidir.

Sık Sorulan Sorular

Kısırlaştırma Nedir?

Kısırlaştırma suçu, bir kişinin rızası olmaksızın üreme yeteneğinin hayat boyu ortadan kaldırılması için yapılan tıbbi müdahaleyi ifade eder.

Kısırlaştırma Suçunun Cezası Kaç Yıl?

  • Bir erkek veya kadını rızası olmaksızın kısırlaştıran kimse, üç yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Fiil, kısırlaştırma işlemi yapma yetkisi olmayan bir kimse tarafından yapılırsa, ceza üçte bir oranında artırılır.
  • Rızaya dayalı olsa bile, kısırlaştırma fiilinin yetkili olmayan bir kişi tarafından işlenmesi halinde, bir yıldan üç̧ yıla kadar hapis cezasına hükm

Kısırlaştırma Suçu Uzlaştırmaya Tabii Midir?

Kısırlaştırma suçu uzlaşmaya tabi suçlar arasında yer almaz.

Kısırlaştırma Suçunun Zamanaşımı Nedir?

Rızaya dayalı kısırlaştırma suçunun dava zamanaşımı süresi 8 yıldır. Rızaya aykırı kısırlaştırma suçunun dava zamanaşımı süresi 15 yıldır.

Yargıtay Kararları

Yargıtay 14. Ceza Dairesi - Karar No:2014/6813

Sanıkların aşamalardaki savunmaları ve tüm dosya içeriği karşısında, mağdurenin olay tarihindeki tedavisine ilişkin tüm tedavi evrakı da temin edilip dava dosyasına eklendikten sonra, mağdurenin dosya ile birlikte adli tıp kurumuna sevki sağlanarak, doktor olan sanık Hakan tarafından yapılan işlemin kısırlaştırma niteliğinde olup olmadığı, yapılan bu işlem sebebiyle mağdurenin çocuk doğurma yeteneğini geri dönülmez şekilde kaybedip etmediği ve söz konusu işlemin yapılmasında tıbbi bir zorunluluk bulunup bulunmadığı hususlarında rapor alındıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sanıklarının hukuki durumlarının tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeyerek eksik araştırmayla yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırıdır (Yargıtay 14. Ceza Dairesi - Karar No:2014/6813)

Şimdi ara