Etiketler

Hakkımızda

Avukat Mehmet Genç

İstanbul Barosu'na kayıtlı olan Avukat Mehmet Genç, mezun olduğu tarihten bu yana avukatlık mesleğini aralıksız olarak sürdürmektedir. İstanbul Barosu bünyesinde kurduğu avukatlık bürosuyla Ceza Hukuku, Miras Hukuku, Gayrimenkul Hukuku, Bilişim Hukuku başta olmak üzere birçok hukuk alanında avukatlık faaliyeti göstermektedir.

Devamını Oku
Nefret ve Ayırımcılık Suçu ve Cezası

Nefret ve Ayırımcılık Suçu Nedir? (TCK 122)

Toplumların çeşitliliği, farklı kültürlerin bir arada var olmasıyla şekillenir. Ancak maalesef bazen bireyler arasında ayrımcılık ve nefret söylemleri ortaya çıkabilmektedir. Nefret ve ayırımcılık, insanların temel haklarına, özgürlüklerine ve eşitlik ilkesine aykırı olan bir suç türüdür. Bu suçun tanımı ve cezaları ise ülkeden ülkeye farklılık gösterebilir.

Türk Ceza Kanunu'na göre, nefret ve ayırımcılık suçu 5237 sayılı TCK'nın 122. maddesinde "Hürriyete Karşı Suçlar" bölümünde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, nefret ve ayırımcılık suçu; dil, ırk, milliyet, renk, cinsiyet, engellilik, siyasi düşünce, felsefi inanç, din veya mezhep farklılığından kaynaklanan nefret nedeniyle aşağıdaki durumları gerçekleştiren kişileri cezalandırmaktadır:

a) Bir kişiye kamuya arz edilmiş olan bir taşınır veya taşınmaz malın satılmasını, devrini veya kiraya verilmesini, 

b) Bir kişinin kamuya arz edilmiş belli bir hizmetten yararlanmasını, 

c) Bir kişinin işe alınmasını, 

d) Bir kişinin olağan bir ekonomik etkinlikte bulunmasını engelleyen kimse,

Yukarıda belirtilen durumları gerçekleştiren kişiler, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılırlar.

Nefret ve ayırımcılık suçu, toplumun bütünlüğünü ve barışını tehdit eden bir suçtur. Bu suçun cezalandırılmasıyla, toplumda ayrımcılığa ve nefrete dayalı davranışların önlenmesi, insanların eşitlik ilkesi çerçevesinde haklarının korunması hedeflenmektedir. Nefret ve ayırımcılık suçunun cezası, caydırıcılığı sağlamak ve suçu işleyenleri toplumda diğer insanlara zarar vermekten alıkoymak amacıyla belirlenmiştir.

Nefret ve ayırımcılık suçuyla mücadele etmek, sadece yasalarla sınırlı kalmamalıdır. Bu suçun önlenmesi ve toplumsal farkındalığın artırılması için eğitim, bilinçlendirme ve kampanyalar da önemli bir role sahiptir. Toplumun her kesimi, nefret ve ayrımcılıkla mücadeleye aktif olarak katkıda bulunmalı, hoşgörü, saygı, eşitlik ve adalet değerlerine dayalı bir toplumun oluşmasını desteklemelidir.

Nefret ve Ayırımcılık Suçunun Unsurları

Nefret ve ayırımcılık suçu, bireyler arasında yapılan ayırımlar sonucunda, belirli kişilerin hukuki haklardan yoksun bırakılmasını cezalandıran bir suç türüdür. Türk Ceza Kanunu'nda 5237 sayılı TCK'nın 122. maddesinde düzenlenmiştir. Bu madde, suçun unsurlarını ve cezalarını belirlemektedir.

Nefret ve ayırımcılık suçu, maddenin birinci fıkrasında belirtilen saiklere dayanılarak işlenmelidir. Bu saikler, kişilerin kökenleri, cinsiyetleri, aile durumları, örf ve adetleri, felsefi inançları, etnik gruplara mensup olmaları, ırk, din veya mezhep ayrımı gibi faktörlere dayanmalıdır. Suçun unsurları arasında yer alan nefret ve ayrımcılık unsuru, suçun amacının grup mensubiyetine dayalı ayrım yapmamak olduğunu vurgulamaktadır.

Madde, suçun maddi unsurlarını üç ayrı bentte ayrı ayrı belirtmektedir. Bu unsurlar şunlardır:

  • Bir kişiye kamuya arz edilmiş olan bir taşınır veya taşınmaz malın satılmasını, devrini veya kiraya verilmesini engellemek.
  • Bir kişinin kamuya arz edilmiş belli bir hizmetten yararlanmasını engellemek.
  • Bir kişinin işe alınmasını veya olağan bir ekonomik etkinlikte bulunmasını engellemek.

Bu unsurlar, nefret ve ayrımcılık sebeplerine dayalı olarak gerçekleştirilen eylemleri içermektedir. Örneğin, bir kişinin ırk veya din sebebiyle bir malın satışını engellemek, hizmetten yararlanmasını engellemek veya işe alınmasını engellemek gibi durumlar suçun unsurlarını oluşturur.

Nefret ve ayırımcılık suçu, doğrudan kastla ve nefret saikiyle işlenen bir suç olarak tanımlanmıştır. Suçun işlenmesinde ihmal veya benzeri unsurlar yer almaz. Bu da suçun bilinçli bir şekilde ve kasıtlı olarak gerçekleştirilmesini gerektirmektedir.

Nefret ve Ayırımcılık Suçunun Cezası

Türk Ceza Kanunu’nun 122. Maddesinde nefret ve ayrımcılık suçu düzenlenmiştir. Buna göre suçun cezası:

Dil, ırk, milliyet, renk, cinsiyet, engellilik, siyasi düşünce, felsefi inanç, din veya mezhep farklılığından kaynaklanan nefret nedeniyle;

  1. Bir kişiye kamuya arz edilmiş olan bir taşınır veya taşınmaz malın satılmasını, devrini veya kiraya verilmesini,
  2. Bir kişinin kamuya arz edilmiş belli bir hizmetten yararlanmasını,
  3. Bir kişinin işe alınmasını,
  4. Bir kişinin olağan bir ekonomik etkinlikte bulunmasını, engelleyen kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Nefret ve Ayırımcılık Suçunun Para Cezasına Çevrilmesi

Adli para cezası, mahkeme tarafından, failin bir miktar parayı devlet hazinesine ödemesine karar verilmesidir. Adli para cezasına çevirme yalnızca kısa süreli hapis cezalarında uygulama alanı bulabilecektir. Hükmedilen hapis cezasının para cezasına çevrilebilmesi için verilen cezanın 1 yıl veya daha altında bir hapis cezası olması gereklidir. Adli para cezası tek başına veyahut hapis cezası ile birlikte uygulanan bir yaptırım türüdür. Nefret ve ayırımcılık suçu nedeniyle hükmedilen hapis cezası 1 yıl veya altında olduğundan adli para cezasına çevrilebilecektir.

Nefret ve Ayırımcılık Suçu Zamanaşımı

Zamanaşımı, suçun işlenmesinden itibaren dava açılmamış olması durumunda veya dava açılmışsa da süresi içinde sonuçlandırılmamış olması durumunda davanın düşmesine sebep olacak hukuk terimidir. Nefret ve ayırımcılık suçu için yapılan yargılamalarda olağan dava zamanaşımı süresi 8 yıldır.

Nefret ve Ayırımcılık Suçu Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, sanık hakkında hüküm verilmesine rağmen hükmün belli bir denetim süresi içerisinde sonuç doğurmaması halinde, denetim süresi içinde belli koşullar yerine getirildiğinde ceza kararının hiçbir sonuç doğurmayacak şekilde ortadan kaldırılması ve davanın düşmesine neden olan bir ceza muhakemesi kurumudur. Nefret ve ayırımcılık suçu nedeniyle hükmedilen hapis cezası hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması (hagb) kararı verilmesi mümkündür.

Nefret ve Ayırımcılık Suçunda Etkin Pişmanlık

Etkin pişmanlık Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen ve failin hiç ceza almamasına ya da aldığı cezada indirim yapılmasına yol açan düzenlemedir. Buna göre fail mağdura karşı yaratmış olduğu zarardan pişmanlık duyarak zararı gidermeye yönelik hareket ederse bu durumda etkin pişmanlık hükümleri uygulanabilecektir. Etkin pişmanlık her suç tipinde uygulanabilen bir düzenleme değildir. Yalnızca düzenleme bulunan suç tipleri için uygulamak mümkün olur.

Nefret ve Ayırımcılık Suçu Şikayet Süresi

Türk Ceza Kanunu'nda yer alan suçlardan bazıları şikayete tabidir. Ancak nefret ve ayırımcılık suçu şikayete tabi değildir ve savcılık tarafından kendiliğinden soruşturma başlatılacaktır. Suçtan mağdur olan kişi, yargılama aşamasında şikayetçi olmadığını belirtse bile davaya veya failin cezasına bir etkisi olmayacaktır. 

Nefret ve Ayırımcılık Suçunda Şikayeten Vazgeçme

Nefret ve ayırımcılık suçu, TCK'da şikayete tabi suçlar kapsamında yer almamaktadır. Dolayısıyla, suçun işlenmesi durumunda savcılık tarafından resen soruşturma yapılır ve mahkeme tarafından resen kovuşturma yapılır. Bu sebeple mağdurun veya müştekinin şikayetten vazgeçmesi halinde dava düşmeyecektir. Mahkeme, delillerin değerlendirilmesi sonucunda failin suçu işlediği kanaatine varırsa, cezalandırma kararı verebilir.

Nefret ve Ayırımcılık Suçunda Uzlaşma

Uzlaşma fail ile mağdur arasında bir uzlaşmacı aracılığı ile iletişim kurulması sağlanarak uyuşmazlığın giderilmesi yoludur. Uzlaşma kapsamında olan suçlar sayılıdır. Nefret ve ayırımcılık suçu, uzlaşma kapsamında olan suçlardan değildir.

Nefret ve Ayırımcılık Suçu İştirak

İştirak, bir suçun işlenmesinde yardım, destek veya katılım sağlamayı içeren bir kavramdır. Bir suçun işlenmesine iştirak eden kişiler, suçun failleriyle birlikte sorumluluk taşırlar. Ancak, nefret ve ayırımcılık suçunda iştirakın unsurları ve cezalandırılması, bu suçun işlenmesinde yer alan eylemlerin türüne ve şekline bağlı olarak değişebilir.

İştirak, nefret ve ayırımcılık suçuyla ilişkili olarak aşağıdaki şekillerde gerçekleşebilir:

  • Nefret ve ayırımcılık suçunu işleyen bir kişiye yardım etmek, eylemlerini kolaylaştırmak veya teşvik etmek, iştirak kapsamına girebilir. Örneğin, suçu işleyen kişiye malzeme temin etmek, planlamada yardımcı olmak veya suçu gizlemeye çalışmak gibi durumlar yardım etme şeklinde değerlendirilebilir.
  • Suçun işlenmesinde aktif olarak destek sağlamak da iştirak olarak değerlendirilebilir. Örneğin, nefret ve ayırımcılık eylemini gerçekleştiren kişiye moral veya psikolojik destek vermek, suçun yayılmasını teşvik etmek veya diğer kişilere suça katılmaları konusunda cesaretlendirici beyanlarda bulunmak destek sağlama şeklinde değerlendirilebilir.
  • Nefret ve ayırımcılık eyleminde aktif olarak yer almak, suça iştirak olarak kabul edilebilir. Örneğin, suçu işleyen kişiyle birlikte hareket etmek, eylemlere fiziksel olarak katılmak veya eylemleri gerçekleştirmek gibi durumlar katılım şeklinde değerlendirilebilir.

Nefret ve Ayırımcılık Suçunda Görevli Mahkeme

Nefret ve ayırımcılık suçundan dolayı yargılama yapmakla görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesidir

Sık Sorulan Sorular

Nefret ve Ayırımcılık Suçu Kaç Yıl?

Dil, ırk, milliyet, renk, cinsiyet, engellilik, siyasi düşünce, felsefi inanç, din veya mezhep farklılığından kaynaklanan nefret nedeniyle; 

  • Bir kişiye kamuya arz edilmiş olan bir taşınır veya taşınmaz malın satılmasını, devrini veya kiraya verilmesini, 
  • Bir kişinin kamuya arz edilmiş belli bir hizmetten yararlanmasını, 
  • Bir kişinin işe alınmasını, 
  • Bir kişinin olağan bir ekonomik etkinlikte bulunmasını, engelleyen kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Nefret ve Ayırımcılık Suçu Hangi Mahkeme?

Nefret ve ayırımcılık suçundan dolayı yargılama yapmakla görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesidir.

Nefret ve Ayırımcılık Suçu Ne Demek?

Nefret ve ayırımcılık suçu, bireylerin temel haklarına ve eşitlik ilkesine aykırı olan bir suç türüdür. Toplumların bir arada huzur içinde yaşayabilmesi için nefret ve ayrımcılığa karşı mücadele etmek, yasalarla desteklenen cezai yaptırımlarla birlikte, toplumsal farkındalığın artırılması ve hoşgörüye dayalı bir toplumun inşa edilmesiyle mümkün olacaktır.

Yargıtay Kararları

Yargıtay 18. Ceza Dairesi Esas : 2015/26353 Karar : 2016/6373 

Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede:

TCK 122. maddesi 6529 sayılı 15. madde ile değiştirilerek maddenin “Ayrımcılık” olan başlığı “Nefret ve Ayrımcılık” olarak değiştirilmiştir.

6529 sayılı Yasanın gerekçesinde “Nefret suçlarında hedef mağdurdan öte mağdurun üyesi olduğu sosyal gruptur. Fail için ise ön yargı, açık veya örtülü şekilde suçun işlenme motivasyonunu oluşturmaktadır. Ayrımcılık temelli olması nedeniyle nefret suçu, fail ve mağdur ile birlikte tüm toplumu yakından etkilemektedir. Bu kapsamda Türk Ceza Adalet Sistemine daha uygun olacak şekilde TCK’da, ayrımcılık suçuyla birlikte nefret suçu da düzenlenmektedir.” ifadesi ile TCK 122. maddesinin, nefret suçunu da düzenlendiği vurgulanmıştır.

TCK’da yapılan bu düzenleme karşısında, “nefret suçu, ayrımcılık ve nefret söylemi” kavramlarının bilinmesi zorunlu hale gelmiştir. Ancak, yasa koyucu bu kavramların yasada tanımlanması yoluna gitmemiştir. Bu nedenle öğreti ve uluslararası belgelerde kabul gören nefret ve ayrımcılık suçları ile nefret söylemi tanımlarının benimsenmesi gerekir. Bunların, benzer özellikler içermesine karşı farklı kavramlar olduğu aşağıdaki açıklamalardan anlaşılacaktır.

Nefret suçu:

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’nın (AGİT) tanımına göre; Mağdurun mülkün yada işlenen bir suçun hedefinin, gerçek veya hissedilen ırk, ulusal ya da etnik köken, dil, renk, din, cinsiyet, yaş, zihinsel yada fiziksel engellilik, cinsel yönelim veya diğer benzer faktörlere dayalı olarak benzer özellikler taşıyan bir grupla gerçek ya da öyle algılanan bağı, bağlılığı, aidiyeti, desteği ya da üyeliği nedeniyle seçildiği, kişilere veya mala karşı suçları da kapsayacak şekilde işlenen her türlü suçtur.

Nefret suçunun oluşması için, failin ön yargı saiki ile hareket ederek Ceza Kanununda suç olarak düzenlenen eylemi kişi veya gruba karşı aidiyeti nedeniyle işlenmesi gerekir. (Asuman A. Nefret suçu Kavramı ve Türk Ceza Mevzuatı Açısından Değerlendirilmesi İstanbul 2012 s. 107) Yani nefret suçundan söz edebilmek için öncelikle işlenen fiilin Ceza Kanununda bağımsız bir suç olarak düzenlenmesi gerekir.

TCK’da bu anlamda bir nefret suçu düzenlenmemiştir.

Nefret söylemi:

Nefret (latince odium) kelimesi arapça kökenli olup, TDK tanımına göre;

Bir kimsenin kötülüğünü, mutsuzluğunu istemeye yönelik duygu ya da tiksinme, tiksinti (http://www.TDK.gov.tr Erişim tarihi 30.03.2016) anlamlarına gelmektedir. Günümüzde nefret söyleminin belirlenmesinde, Avrupa Konseyi Bakanlar Kurulu tarafından 1997 yılında kabul edilen R(97) 20 sayılı tavsiye kararındaki tanım esas alınmaktadır. Avrupa Konseyi Bakanlar Kurulu tarafından kabul edilen bu kararda nefret söylemi; ”Irkçı nefreti, yabancı düşmanlığını, antisemitizm veya hoşgörüsüzlükle ifade edilen saldırgan milliyetçilik, ırkçılık, ayrımcılık, azınlıklara, göçmenlere ve göçmen kökenli insanlara düşmanlık da dahil olmak üzere hoşgörüsüzlüğe dayalı diğer nefret biçimlerini yayan, teşvik eden, savunan ya da haklı gösteren her türlü ifade biçimidir.” biçiminde tanımlanmıştır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında, nefret söylemine ilişkin kesin bir tanım bulunmadığına vurgu yaparak, Erbakan N.-Türkiye davasına ilişkin kararda bu konudaki tutumunun; demokratik toplumlarda tolerans ve insan onurunun gözetilmesi gereğinden yana olduğu ve bu yolda gerekirse nefreti kışkırtan toleranssızlığın her türlü ifade biçiminin yasaklanabileceği yönünde olduğunu ortaya koymuştur (Erbakan N-Türkiye Davası başvuru no 59405/00) Handyside V- Birleşik Krallık kararında ise, ifade özgürlüğünün bir toplumun en temel değerlerinden biri olduğu, ifade özgürlüğü kapsamında yalnızca zararsız görülen bilgi ve fikirlerin değil aynı zamanda gerek devleti gerekse toplumun herhangi bir kesimini rahatsız edebilecek veya şok edebilecek bilgi ve fikirlerin de bulunduğu ve bunların demokratik toplumun gereklerinden olan çoğulculuk hoşgörü ve açık görüşlülüğün bir sonucu olduğunu belirtmiştir. ( Handyside V. Birleşik Krallık başvuru no 5493/72, para. 49) AİHM, Avrupa Konseyi Bakanlar Kurulu tarafından kabul edilen 1997 tarihli ve R(97) 20 sayılı tavsiye kararındaki tanıma Gündüz M. - Türkiye (Başvuru no: 35071/97) davasında atıfta bulunarak tanımı bir ölçüde kabul ettiğini göstermiştir; ancak yine de kendini şekli olarak bu tanımlarla sınırlı kabul etmeyerek her davada olayları tek tek incelemekte ve olayları geliştiği bağlam ve çerçevede değerlendirmektedir.

Ayrımcılık:

Irk, etnik köken, cinsiyet, din gibi bir takım sebeplere dayanarak, kişilere karşı uygun olmayan, farklı davranışlarda bulunulmasıdır. Burada işyerinde ya da malların veya hizmetlerin alımında yapılan ayrımcılık cezalandırılmaktadır. (Asuman Aytekin a.g.e s.107) Fiili suç haline dönüştüren kişilere sahip oldukları aidiyetleri nedeniyle takınılan ön yargılı tutumdur. Ön yargı ise başka şahıs veya gruplara karşı hoşgörüsüz, haksız ve ayrımcı tutumlardır. Burada şahıs ve gruplara aidiyetleri, taşıdıkları karakteristik özellikleri nedeniyle olumsuz davranışta bulunulmaktadır.

T.C. Anayasası 10. maddesinde, “ayrımcılık yasağı”,

Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesinin 26. maddesinde ise “hukuken ayrımcılığa karşı korunma” düzenlenmiş,

TCK’nın 3. maddesi ile de, “Kanunun uygulanmasında ayrımcılık” yasaklanmıştır.

TCK’nın 122. maddesinde, “Ayrımcılık” suçu; “(1) Dil, ırk, milliyet, renk, cinsiyet, engellilik, siyasi düşünce, felsefi inanç, din veya mezhep farklılığından kaynaklanan nefret nedeniyle,

a- Bir kişiye kamuya arzedilmiş olan bir taşınır veya taşınmaz malın satılmasını, devrini veya kiraya verilmesini,

b- Bir kişinin kamuya arz edilmiş belli bir hizmetten yararlanmasını,

c- Bir kişinin işe alınmasını,

d- Bir kişinin olağan bir ekonomik etkinlikte bulunmasını, engelleyen kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” şeklinde düzenlenmiştir.

Bu suçun maddi unsuru:

Failin 122. maddesinde sayılan “engelleme, işe alınmaması veya alınması ile reddetme” hareketleridir. Bu suç, seçimlik ve bağlı hareketli bir suçtur. Hareketlerin gerçekleşmesi ile suç tamamlandığından bu yönüyle sırf hareket suçudur. ( Ayrımcılık Suçu Çalışma ve Dergisi, 2006/4 sayı 11. İstanbul 2006 s. 107)

Suçun Manevi Unsuru:

Bu suç sadece kasıtla işlenebilen bir suçtur. Ancak genel kast yeterli değildir. Ayrıca failin maddede belirtilen seçimlik ve bağlı hareketlerden en az birini nefret saiki ile işlemesi gerekir. 6521 sayılı Yasa ile yapılan değişiklik ile ayrımcılık niteliğindeki hareketlerin nefret saiki ile işlenmesi manevi unsur olarak eklenmiştir.

TCK 122. maddesinde ırk, devlet, milliyet, renk, cinsiyet, engellilik, siyasi düşünce, felsefi inanç, din veya mezhep farklılığından kaynaklanan nefrete dayalı ayrımcılığı suç saymıştır. Yasa koyucu burada açık bir şekilde on koruma grubu belirlemiş ve bu on koruma gurubuna yönelik seçimlik ve bağlı hareketleri suç olarak düzenlenmiştir. Suç ve Cezada Kanunilik İlkesi gereği bu on koruma grubu dışındaki bir gruba nefret saikiyle de olsa ayrımcılık yapılması durumunda veya bu on koruma grubuna karşı maddede belirtilen dört farklı seçimlik hareket dışında bir eylemle ayrımcılık yapılması halinde de ayrımcılık suçu oluşmayacaktır.

Korunan Hukuki Yarar:

İnsanlar arasında ayrım yapılması engellenerek kişilerin hukuken geçerli hak ve özgürlüklerden keyfi olarak yoksun bırakılmasının engellenmesidir.

TCK’nın 122. maddesinin başlığı “nefret ve ayırımcılık” suçu olarak belirtilmesine karşın TCK da, yukarıda tanımlanan anlamda bağımsız olarak nefret suçu düzenlenmesi yoluna gidilmemiştir. TCK’nın 122. maddesinin sadece nefret saiki ile işlenen ayırımcılık eylemlerini suç olarak düzenlediğini görmekteyiz

Somut olay incelendiğinde, sanığın TCK’nın 122. maddesinde sayılan bir fiilinin bulunmadığı anlaşıldığından, eyleme ve yükletilen suça yönelik katılan temyiz iddiaları yerinde görülmediğinden tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA, 30/03/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

Şimdi ara