Etiketler

Hakkımızda

Avukat Mehmet Genç

İstanbul Barosu'na kayıtlı olan Avukat Mehmet Genç, mezun olduğu tarihten bu yana avukatlık mesleğini aralıksız olarak sürdürmektedir. İstanbul Barosu bünyesinde kurduğu avukatlık bürosuyla Ceza Hukuku, Miras Hukuku, Gayrimenkul Hukuku, Bilişim Hukuku başta olmak üzere birçok hukuk alanında avukatlık faaliyeti göstermektedir.

Devamını Oku
Nüfuz Ticareti Suçu ve Cezası

Nüfuz Ticareti Suçu Nedir? (TCK 255)

Toplumun düzenli işleyişi için kamu görevlilerine duyulan güven son derece önemlidir. Ancak, bu güvenin kötüye kullanılması ve kamu görevlilerinin nüfuzlarıyla haksız kazanç elde etmeye çalışılması, hukukun temel prensiplerine ve toplumun adalet algısına zarar verebilir. İşte bu bağlamda, nüfuz ticareti suçu ortaya çıkar.

Nüfuz ticareti suçu, kendisi kamu görevlisi olmayan bir kişinin, kamu görevlileri üzerinde nüfuz sahibi olduğunu iddia ederek, haksız bir işi gerçekleştireceği vaadiyle kendisine veya bir başkasına menfaat sağlamaya çalışmasıyla meydana gelir. Bu suç, Türk Ceza Kanunu'nun 255. maddesinde "Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar" bölümünde düzenlenmiştir.

Suçun İşleyişi ve Koruduğu Değerler

Nüfuz ticareti suçu, genellikle kamu görevlilerinin nüfuzunu kötüye kullanarak yasadışı kazanç elde etmeye çalışan kişiler tarafından işlenir. Bu suç, kamu idaresine ve işleyişine duyulan güveni zedelemekte ve kamu hizmetlerinin tarafsızlığına ve adalete olan inancı sarsmaktadır.

Suçun işleyişi, kamu görevlisinin güvenilirliğini suiistimal eden ve hukuki süreçleri etkileyen bir kişinin hareketleriyle gerçekleşir. Örneğin, bir kişi kamu görevlisine nüfuzunu kullanarak bir belgeyi düzenlemesi veya belirli bir işlemin hızlandırılmasını sağlaması karşılığında rüşvet vermeye çalışabilir. Bu tür eylemler, kamu hizmetlerinin adil ve tarafsız bir şekilde yürütülmesini engelleyebilir ve hukukun üstünlüğüne zarar verebilir.

Nüfuz ticareti suçu, vatandaşın kamu idaresine duyduğu güveni korumak amacıyla düzenlenmiştir. Kamu görevlilerinin nüfuzunu kötüye kullanarak haksız kazanç elde etmeye çalışan kişilere karşı hukukun caydırıcı bir şekilde işlemesi önemlidir. Bu suçla mücadelede, kamu kurumlarının etkin denetimi ve şeffaf bir yönetim anlayışı büyük önem taşır.

Nüfuz Ticareti Suçunun Unsurları

Toplumda adaletin sağlanması ve kamu güveninin korunması, hukuk sisteminin temel amaçlarındandır. Ancak, bu hedeflere ulaşmayı engelleyen önemli bir sorun da nüfuz ticareti suçudur. Bu suç, kamu görevlilerinin yetki ve nüfuzunu kötüye kullanarak, haksız menfaat elde etmeye çalışan kişilerle işbirliği yapılmasıyla gerçekleşir. Bu yazıda, nüfuz ticareti suçunun unsurları ve önemi üzerinde durulacaktır.

Nüfuz ticareti suçunun başlıca unsurlarından biri, suç işlemek isteyen kişi ile kamu görevlisi arasında yapılan anlaşmadır. Bu anlaşmada, kamu görevlisi kendi nüfuzunu kullanarak haksız bir işin gerçekleştirilmesi sözü verir. Karşılığında ise suç işlemek isteyen kişi, genellikle maddi veya diğer türden menfaatler vaat eder.

Suçun tamamlanması için "nüfuz ticareti anlaşması" yapılması gerekir. Bu anlaşma, doğrudan taraflar arasında gerçekleşebileceği gibi aracılar vasıtasıyla da yapılabilir. Anlaşmada, kamu görevlisi haksız işi gerçekleştireceğini taahhüt ederken, diğer taraf da bu işin gerçekleşmesi karşılığında belirli bir menfaat sağlama vaadiyle anlaşır.

Nüfuz ticareti suçu, anlaşmanın yapılmasıyla tamamlanır. Bu noktada, kamu görevlisi haksız bir işi gerçekleştirmemiş olabilir veya bu işten habersiz olabilir. Önemli olan, suç işlemek isteyen kişi ile kamu görevlisi arasında anlaşmanın gerçekleşmesi ve gerekli adımların atılmasıdır.

Nüfuz Ticareti Suçunun Cezası

Nüfuz ticareti suçu Türk Ceza Kanunu’nun 255. Maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre suçun cezası şu şekildedir:

  • Kamu görevlisi üzerinde nüfuz sahibi olduğundan bahisle, haksız bir işin gördürülmesi amacıyla girişimde bulunması için, doğrudan veya aracılar vasıtasıyla, kendisine veya bir başkasına menfaat temin eden kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. Kişinin kamu görevlisi olması halinde, verilecek hapis cezası yarı oranında artırılır. İşinin gördürülmesi karşılığında veya gördürüleceği beklentisiyle menfaat sağlayan kişi ise, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
  • Menfaat temini konusunda anlaşmaya varılması halinde dahi, suç tamamlanmış gibi cezaya hükmolunur. 
  • Birinci fıkrada belirtilen amaç doğrultusunda menfaat talebinde bulunulması ve fakat bunun kabul edilmemesi ya da menfaat teklif veya vaadinde bulunulması ve fakat bunun kabul edilmemesi hallerinde, birinci fıkra hükmüne göre verilecek ceza yarı oranında indirilir.
  • Nüfuz ticareti suçuna aracılık eden kişi, müşterek fail olarak, birinci fıkrada belirtilen ceza ile cezalandırılır.
  • Nüfuz ticareti ilişkisinde dolaylı olarak kendisine menfaat sağlanan üçüncü gerçek kişi veya tüzel kişinin menfaati kabul eden yetkilileri, müşterek fail olarak, birinci fıkrada belirtilen ceza ile cezalandırılır.
  • İşin gördürülmesi amacıyla girişimde bulunmanın müstakil bir suç oluşturduğu hallerde kişiler ayrıca bu suç nedeniyle cezalandırılır.
  • Bu madde hükümleri, 252 nci maddenin dokuzuncu fıkrasında sayılan kişiler üzerinde nüfuz ticareti yapılması halinde de uygulanır. Bu kişiler hakkında, Türkiye’de bulunmaları halinde, vatandaş veya yabancı olduklarına bakılmaksızın, resen soruşturma ve kovuşturma yapılır.

Nüfuz Ticareti Suçunun Para Cezasına Çevrilmesi

Adli para cezası, mahkeme tarafından, failin bir miktar parayı devlet hazinesine ödemesine karar verilmesidir. Adli para cezasına çevirme yalnızca kısa süreli hapis cezalarında uygulama alanı bulabilecektir. Hükmedilen hapis cezasının para cezasına çevrilebilmesi için verilen cezanın 1 yıl veya daha altında bir hapis cezası olması gereklidir. Nüfuz ticareti suçu nedeniyle hükmedilen hapis cezasının alt sınırdan tayin edilmesi veya indirim nedenlerinin uygulanması halinde hükmedilen cezanın adli para cezasına çevrilmesi mümkündür.

Nüfuz Ticareti Suçu Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının (HAGB) amacı kişileri ıslah etmektir. İki yıl veya altında olan hapis cezalarının varlığı halinde kişilere belirli bir denetim süresi verilir. Bu süre içerisinde failin kurallara uygun hareket etmesi sonucunda verilen hüküm hiçbir sonuç doğurmayarak ortadan kalkar ve adli sicil kaydında da görülmez. Nüfuz ticareti suçu nedeniyle verilen cezalar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması (hagb) kararı verilmesi mümkündür.

Nüfuz Ticareti Suçunda Etkin Pişmanlık

Etkin pişmanlık Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen ve failin hiç ceza almamasına ya da aldığı cezada indirim yapılmasına yol açan düzenlemedir. Buna göre fail mağdura karşı yaratmış olduğu zarardan pişmanlık duyarak zararı gidermeye yönelik hareket ederse bu durumda etkin pişmanlık hükümleri uygulanabilecektir. Etkin pişmanlık her suç tipinde uygulanabilen bir düzenleme değildir. Yalnızca düzenleme bulunan suç tipleri için uygulanabilir.

Nüfuz Ticareti Suçu Şikayet Süresi

Şikâyete tabii olan suçlar kanunda sayılmıştır. Sayılan suçlar arasında nüfuz ticareti suçu bulunmamaktadır 

Nüfuz Ticareti Suçunda Şikayeten Vazgeçme

Nüfuz ticareti suçu Türk Ceza Kanununun 255. Maddesinde düzenlenmektedir. Bu suçun düzenlendiği 255. Maddedeki durumlarda şikayetten vazgeçilse dahi süreç sonlanmayacaktır. Zira suç takibi şikayete bağlı suçlardan değildir.

Nüfus Ticareti Suçunda Uzlaşma

Uzlaşma fail ile mağdur arasında bir uzlaşmacı aracılığı ile iletişim kurulması sağlanarak uyuşmazlığın giderilmesi yoludur. Uzlaşma kapsamında olan suçlar sayılıdır. Nüfuz ticareti suçu, uzlaşma kapsamındaki suçlardan birisi değildir.

Nüfuz Ticareti Suçunda İştirak

Suç, genellikle bireyler arasındaki eylemlerden kaynaklanır, ancak bazen birden fazla kişinin işbirliği yaparak suç işlemesi durumunda, suçun işlenmesinde suça iştirak kavramı gündeme gelir. Türk Ceza Kanunu'na göre, suça iştirak; yardım etme veya azmettirme şeklinde olabilir. Yardım eden kişi, suçun işlenmesine maddi veya manevi destek sağlar; azmettiren kişi ise, suç işleme kararı almasını sağlar. Nüfuz ticareti suçu, kamu görevlisinin nüfuzunu kötüye kullanarak haksız menfaat elde etmeye çalışan kişilerin işlediği bir suçtur ve bu suçta da suça iştirak durumları söz konusu olabilir.

Nüfuz ticareti suçunda suça iştirak konusu, Türk Ceza Kanunu'nun ilgili maddelerinde düzenlenmiştir. Özellikle TCK'nin 255/4 ve 255/5. maddeleri, bu suçun işlenmesindeki suça iştirak durumlarını ele almaktadır. Buna göre, suça aracılık eden ve suçun işlenmesiyle kendisine menfaat sağlanan üçüncü kişi, suçun temel halinde cezalandırılır ve müşterek fail kabul edilir.

Nüfuz Ticareti Suçunda Görevli Mahkeme

Nüfuz ticareti suçu için yargılama ile görevli olan mahkeme Asliye Ceza Mahkemesidir.

Sık Sorulan Sorular

TCK 255. Madde Nedir?

Nüfuz ticareti suçu, kamu güvenine karşı bir tehdit oluşturan ve toplumun adalet algısını zedeleyen ciddi bir suçtur. Bu suçla etkin bir şekilde mücadele edilmesi, kamu görevlilerinin dürüstlüğünün ve tarafsızlığının korunması için gereklidir. Adaletin sağlanması ve hukukun üstünlüğünün korunması, toplumun hukuki ve sosyal yapısının sağlıklı bir şekilde devam etmesi için temel bir gerekliliktir.

Nüfuz Ticareti Suçu Uzlaştırmaya Tabii Midir?

Uzlaşma fail ile mağdur arasında bir uzlaşmacı aracılığı ile iletişim kurulması sağlanarak uyuşmazlığın giderilmesi yoludur. Nüfuz ticareti suçu, uzlaşma kapsamındaki suçlardan birisi değildir.

Nüfus Ticareti Suçunun Cezası Kaç Yıl?

Kamu görevlisi üzerinde nüfuz sahibi olduğundan bahisle, haksız bir işin gördürülmesi amacıyla girişimde bulunması için, doğrudan veya aracılar vasıtasıyla, kendisine veya bir başkasına menfaat temin eden kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. Kişinin kamu görevlisi olması halinde, verilecek hapis cezası yarı oranında artırılır. İşinin gördürülmesi karşılığında veya gördürüleceği beklentisiyle menfaat sağlayan kişi ise, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Nüfus Ticareti Suçu Yargıtay Kararları

Yargıtay 5. Ceza Dairesi - Karar: 2016/3802

Belediye tarafından yazılan yazıya göre sanığın su endeks görevlisi olduğunun belirtilmesi karşısında; suç tarihinde kaçak inşaat kontrol ekibinde sanığın görevlendirilip görevlendirilmediğinin ve bu görevlendirmeye yasal bir engel bulunup bulunmadığının araştırılmasından sonra usulüne uygun bir görevlendirmenin varlığı halinde eylemin rüşvet alma suçunu oluşturacağı, aksi halde özgü suç niteliğinde olan rüşvet alma suçuna TCK’nın 40/2. maddesi gereğince ancak azmettiren veya yardım eden olarak katılabileceği nazara alınarak, ayrıca belirtilen eyleminin 6352 Sayılı kanunla değiştirilmeden önceki haliyle TCK’nın 255/1. maddesinde düzenlenen yetkili olmadığı bir iş için yarar sağlama suçunu oluşturup oluşturmayacağı hususu da tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde suç vasfına yönelik eksik incelemeyle zincirleme rüşvet alma suçundan mahkumiyet hükmü kurulması hukuka aykırıdır (Yargıtay 5. Ceza Dairesi - Karar: 2016/3802).

Şimdi ara