Belediye encümeni, 5393 sayılı Belediye Kanunu uyarınca belediyenin yürütme organı niteliğinde olup, encümen tarafından alınan kararlar idari işlem özelliği taşır. Bu kararlar, tek taraflı olarak tesis edilir ve hukuki sonuç doğurur. Encümen kararları, ilgililerin hukuki durumunu doğrudan etkileyebildiğinden, yargısal denetime tabidir.
Encümen kararları; yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurlarını taşıyan idari işlemler olarak kabul edilir. Hukuka aykırılık bu unsurlardan herhangi birinde ortaya çıkabilir. Encümenin takdir yetkisi bulunmakla birlikte, bu yetki sınırsız olmayıp kamu yararı ve hizmet gerekleriyle bağlıdır.
Uygulamada encümen kararları en sık; zabıta para cezaları, imar mevzuatına aykırılık nedeniyle yıkım veya para cezası, işyeri kapatma, ecrimisil ve ruhsatsız yapı işlemleri şeklinde karşımıza çıkar. Bu tür kararlar, mülkiyet hakkı ve çalışma özgürlüğü gibi temel hakları doğrudan etkileyebilir.
Encümen kararlarının hukuki sonuç doğurabilmesi için usulüne uygun şekilde tesis edilmesi ve tebliğ edilmesi gerekir. Usule aykırı tesis edilen veya tebliğ edilmeyen kararlar, dava konusu edilebilir ve çoğu durumda iptal sebebi oluşturur.
İdari işlemlerin gerekçeli olması, hukukun genel ilkelerindendir. Encümen kararında, hangi hukuki ve fiili nedenlerle karar alındığı açıkça belirtilmelidir. Ayrıca karar, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’na uygun şekilde muhatabına tebliğ edilmelidir.
Encümen kararlarına karşı açılacak iptal davalarında 60 günlük dava açma süresi söz konusudur. Bu süre, kural olarak kararın usulüne uygun tebliği ile başlar ve hak düşürücü niteliktedir. Sürenin kaçırılması, dava hakkının kaybına yol açar.
Bazı encümen kararlarına karşı, yargı yoluna gitmeden önce veya yargı yoluna paralel olarak idari itiraz veya üst makama başvuru imkânı bulunmaktadır. Bu başvurular, uyuşmazlığın idare içinde çözülmesini amaçlar.
Belediye encümeni tarafından alınan kararlara karşı, ilgililerin yargı yoluna başvurmadan önce veya yargı yoluna paralel olarak belediye encümen itiraz yolunu kullanmaları mümkündür. Bu kapsamda, encümen kararına karşı belediye başkanlığına veya mevzuatta öngörülmüş ise ilgili üst idari makama yazılı başvuru yapılabilir.
Belediye encümen itiraz başvurusu, idarenin kendi işlemini yeniden değerlendirmesine, hukuka aykırılık tespit edilmesi hâlinde işlemi geri almasına, düzeltmesine veya tamamen kaldırmasına imkân tanır. Bu yol, özellikle açık hata içeren, ölçüsüz veya eksik incelemeye dayanan encümen kararlarında, uyuşmazlığın idare içinde daha kısa sürede ve masrafsız şekilde çözümlenmesini sağlayabilir.
İdari başvuru yapılması, kural olarak dava açma süresini durdurur. Ancak başvurunun reddi veya zımni ret halinde, kalan süre içerisinde dava açılması gerekir. Süre hesabında yapılan hatalar, telafisi mümkün olmayan hak kayıplarına neden olabilir.

Encümen kararına karşı açılacak iptal davasında, hukuka aykırılığın doğru tespit edilmesi ve etkili bir dava stratejisi oluşturulması büyük önem taşır. Her somut olayda, kararın dayanağı olan mevzuat ve uygulama birlikte değerlendirilmelidir.
İdare mahkemeleri, belediye encümeni tarafından tesis edilen işlemleri hukuka uygunluk açısından denetlerken özellikle yetki sebep konu maksat unsurları üzerinde durmaktadır. Encümen kararının, kanundan kaynaklanan yetki çerçevesinde alınmış olması, dayandığı maddi ve hukuki sebeplerin somut ve gerçek olması, kararın içeriğinin mevzuata uygun bulunması ve nihayetinde kamu yararı amacına hizmet etmesi zorunludur.
Bu kapsamda, encümenin görev alanı dışında bir konuda karar alması yetki yönünden, kararın varsayıma veya eksik incelemeye dayanması sebep yönünden, alınan kararın ölçüsüz veya hukuka aykırı sonuçlar doğurması konu yönünden, kişisel, keyfi ya da cezalandırma amacı taşıması ise maksat yönünden hukuka aykırılık oluşturur. İdari yargı, bu unsurlardan herhangi birinde sakatlık tespit etmesi hâlinde encümen kararının iptaline hükmedebilir.
Belediye encümeni tarafından alınan kararların uygulanması, birçok durumda ilgililer açısından telafisi güç veya imkânsız zararlar doğurabilmektedir. Özellikle yıkım kararları, işyeri kapatma işlemleri, para cezalarının tahsili ve ruhsat iptalleri gibi işlemlerde, kararın uygulanması hâlinde doğacak zararların dava sonunda giderilmesi çoğu zaman mümkün olmamaktadır. Bu nedenle, encümen kararına karşı açılan iptal davası ile birlikte yürütmenin durdurulması belediye işlemleri açısından büyük önem taşır.
Yürütmenin durdurulması belediye encümen kararlarının geçici olarak askıya alınmasını sağlayan, idari yargı tarafından verilen koruyucu bir tedbirdir. Mahkeme, bu talebi değerlendirirken işlemin açıkça hukuka aykırı olup olmadığını ve uygulanması hâlinde telafisi güç zarar doğup doğmayacağını birlikte inceler. Bu ikişartın birlikte gerçekleşmesi hâlinde yürütmenin durdurulmasına karar verilebilir.
İdari yargılamada, hukuka aykırılığın ispatı açısından deliller büyük önem taşır. Encümen kararının fiili ve teknik dayanakları, mahkeme tarafından resen de araştırılabilir. Bu kapsamda, idarenin dayandığı tespitlerin gerçeği yansıtıp yansıtmadığı, yerinde inceleme ve teknik değerlendirmelerle ortaya konulabilir. Sunulan deliller, encümen kararının soyut iddialara mı yoksa somut ve objektif verilere mi dayandığının belirlenmesinde belirleyici rol oynar.
Özellikle bilirkişi keşif imar uyuşmazlıklarının merkezinde yer alan belediye encümen kararlarında, mahkeme tarafından yapılacak teknik inceleme büyük önem taşımaktadır. Bu tür davalarda, yerinde keşif yapılması ve alanında uzman bilirkişi görevlendirilmesi suretiyle, imar mevzuatına aykırılık iddiaları somut ve teknik veriler ışığında değerlendirilir. Hazırlanan bilirkişi raporları, encümen kararının hem şehircilik ilkelerine hem de yürürlükteki imar planlarına uygun olup olmadığının tespitinde belirleyici rol oynar.
Uyuşmazlığın niteliğine göre fotoğraflar, kamera kayıtları ve tanık beyanları da delil olarak sunulabilir. Bu deliller, idarenin tespitlerinin gerçeği yansıtıp yansıtmadığını ortaya koyabilir.
İdare mahkemesinin verdiği iptal kararı, idare açısından bağlayıcıdır ve hukuka aykırı işlemin ortadan kaldırılması sonucunu doğurur. İdare, mahkeme kararını gecikmeksizin ve aynen uygulamakla yükümlüdür; bu yükümlülük, yalnızca işlemin iptaliyle sınırlı olmayıp, iptal edilen işlemin doğurduğu tüm hukuki ve fiili sonuçların da giderilmesini kapsar.
Bu kapsamda, iptal edilen belediye encümen kararına dayanılarak tesis edilen sonraki işlemlerin de hukuki dayanağı ortadan kalkar. İdarenin mahkeme kararını süresinde veya gereği gibi yerine getirmemesi hâlinde, ilgililer açısından idarenin sorumluluğu doğabileceği gibi, ayrıca icrai nitelikte başvuru yolları ve tazminat talepleri de gündeme gelebilir.
İdari işlem iptali ile birlikte, hukuka aykırı işlemin doğurduğu sonuçların da ortadan kaldırılması gerekir. Tahsil edilen para cezalarının iadesi, yıkım kararlarının sonuçlarının giderilmesi bu kapsamda değerlendirilir.
Encümen kararının uygulanması nedeniyle zarar doğmuşsa, idarenin tam yargı sorumluluğu gündeme gelebilir. Maddi zararların yanı sıra, şartları varsa faiz talep edilmesi de mümkündür.