İnternet üzerinden gerçekleştirilen ticaret yaygınlaştıkça, dijital dolandırıcılık yöntemleri de buna paralel olarak artmaktadır. Günümüzde tüketiciler, yalnızca sahte ürünlerle değil, profesyonelce hazırlanmış sahte web siteleri ile de karşı karşıya kalmaktadır. Bundan kaynaklı bir mağduriyet yaşandığında gerçekleştirilecek ilk müdahale önemlidir. İnternet üzerindeki içerikler saniyeler içinde silinebildiği veya değiştirilebildiği için dolandırıcılığın fark edildiği ilk an en kritik zamandır. Çünkü iddia edilen durumu ispatlama zorunluluğu iddia eden için gereklidir.
Dolandırıcılık şüphesi doğduğu an, ilgili web sitesinin URL yapısını içerecek şekilde ekran görüntüleri alınmalıdır.
Satıcıyla yapılan WhatsApp, Instagram veya e-posta yazışmaları, vaat edilen ürünün niteliklerini ispatlayan en önemli verilerdir.
Banka kanalıyla yapılan ödemelerde dekontun açıklama kısmına "ürün bedeli" veya "sipariş numarası" gibi notlar düşülmüş olması, paranın gönderilme amacını netleştirir.
Dijital delillerin bozulmaması adına, silinen mesajların geri getirilmesi her zaman mümkün olmayabileceğinden, bu verilerin hemen yedeklenmesi bir gerekliliktir.
Ödeme kredi kartı veya banka kartı ile yapıldıysa, vakit kaybetmeden bankaya chargeback başvurusu yapılmalıdır. Chargeback, bir itiraz süreci olup müşterinin yaptığı bir ödemenin sorgulanmasını ve ödediği tutarın geri alınmasını sağlar. Uluslararası kart kuruluşu kurallarına göre, malın teslim edilmemesi veya hizmetin vadedildiği şekilde sunulmaması durumunda kart hamili ödemeye itiraz etme hakkına sahiptir. Bu süreçte banka, satıcının bankasından işlemin geçerliliğini ispatlamasını ister. Eğer satıcı ürünün teslim edildiğini kanıtlayamazsa, tutar kartınıza iade edilir.
Eğer muhatap, gerçek bir ticari işletme veya şahıs şirketi ise ancak ürün gönderilmiyor ya da hatalı gönderiliyorsa süreç online dolandırıcılıktan ziyade bir tüketici uyuşmazlığı olarak ele alınır. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, bu noktada tüketiciye geniş haklar tanımaktadır.
Belirli parasal sınırların (parasal sınırlar her yıl güncellenir) altındaki uyuşmazlıklar için doğrudan tüketici hakem heyeti başvurusu yapılmalıdır. Hakem heyeti kararları mahkeme ilamı niteliğindedir ve icra dairesi aracılığıyla tahsil edilebilir. Başvuru öncesinde satıcıya noter kanalıyla ihtarname gönderilmesi, satıcıyı temerrüde düşürmek ve kötü niyetini belgelemek açısından önemli bir harekettir. Limitleri aşan daha büyük uyuşmazlıklarda ise dava şartı olan arabuluculuk sürecinin ardından Tüketici Mahkemelerinde dava açılması gerekmektedir.
(“Arabuluculuk Nedir?” başlıklı makalemize buradan ulaşabilirsiniz.)
İnternet alışverişleri, mesafeli satış sözleşmesi kapsamında değerlendirilir. Bu sözleşme türünde tüketicinin, malın tesliminden itibaren 14 gün içinde hiçbir gerekçe göstermeksizin ve cezai şart ödemeksizin cayma hakkı bulunur. Satıcı, cayma bildiriminden itibaren 14 gün içinde bedeli iade etmekle yükümlüdür. Ürünün hiç gönderilmemesi "hiç ifa etmeme", vadedilenden farklı gelmesi ise "ayıplı hizmet" kapsamında değerlendirilir ve tüketicinin sözleşmeden dönme veya bedelden indirim isteme haklarını doğurur.
Eğer ortada gerçek bir ticaret iradesi yoksa ve tamamen kişiyi aldatarak menfaat temin etme amacı güdülüyorsa, olay Türk Ceza Kanunu kapsamında bir suç teşkil eder.
Bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle işlenen dolandırıcılık eylemleri, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) m. 158/1-f uyarınca "nitelikli dolandırıcılık" suçunu oluşturur. Bu suçun cezası, basit dolandırıcılığa göre çok daha ağırdır. Mağdur, olayın geçtiği veya ikamet ettiği yerdeki Cumhuriyet Başsavcılığına savcılığa suç duyurusu dilekçesi vererek kamu davası açılmasını talep etmelidir.
Detaylı bilgi için “Nitelikli Dolandırıcılık Suçu ve Cezası” başlıklı makalemiz için buraya, “Nitelikli Dolandırıcılık Suçunun Unsurları” başlıklı makalemiz için ise buraya tıklayabilirsiniz.
Soruşturma evresinde savcılık makamı, ilgili web sitesi sağlayıcılarından veya sosyal medya platformlarından giriş yapılan IP adreslerini talep eder. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) üzerinden yapılan sorgulamalarla bu IP adreslerinin kime ait olduğu ve hangi konumdan kullanıldığı tespit edilebilir. Ayrıca ödemenin yapıldığı banka hesaplarının hareketleri incelenerek haksız menfaat zinciri çözülür ve gerçek faillere ulaşılması hedeflenir.

6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun uyarınca, aracı hizmet sağlayıcı sorumluluğu genel olarak platformdaki her bir içeriğin doğruluğunu kontrol etmeyi kapsamaz. Ancak platformlar, kendilerine bildirilen hukuka aykırı içerikleri (sahte ürün ilanı gibi) yayından kaldırmakla yükümlüdür. Ayrıca güvenli ödeme sistemlerini kullanma zorunluluğu olan platformlar, alıcı onay vermeden parayı satıcıya aktarmayarak tüketiciyi dolandırıcılık riskine karşı doğrudan koruma altına almaktadır.
Sipariş edilen ürün teslim edilmezse veya teslim edilen kutudan ilgisiz nesne çıkarsa bu durumda iade sürecinin başlatılması gerekir ve ürünün eksik, ilgisiz olduğu ispatlanmalıdır.
Yurt dışı kaynaklı sitelerden yapılan alışverişlerde hukuki süreçler sınır ötesi bir boyut kazanır. Burada Türk mahkemelerinin yetkisi ve kararların uygulanması önemli bir hukuki meseledir.
Yurt dışından gelen ürünlerin gümrükte takılması veya yasaklı madde sınıfına girmesi durumunda gümrük müşavirliği süreçleri devreye girer. Ürün iade edilmek istendiğinde ise yüksek kargo maliyetleri ve döviz kurlarındaki dalgalanmalar nedeniyle "kur farkı zararı" oluşabilir. Tüketici, iade sürecinde ödediği toplam bedelin iadesini, aracı ödeme kuruluşları üzerinden talep edebilir.
Evrensel “Chargeback Guide” kuralları, ülke sınırlarını aşan bir hukuki koruma kalkanı işlevi görmektedir. Yurt dışı kaynaklı bir platformdan yapılan alışverişte dolandırıcılık vakasıyla karşılaşılması durumunda, kart hamilinin yerel bankasına yapacağı itiraz başvurusu, uluslararası ödeme ağları üzerinden satıcının bankasına iletilir. Bu süreçte malın gümrükten geçmediğine, kargoya verilmediğine veya vadedilen nitelikleri taşımadığına dair somut veriler ile kargo takip numarası kayıtları, iade sürecinin hak sahibi lehine sonuçlanmasını sağlayan temel delil unsurlarıdır. Uluslararası kurallar çerçevesinde yürütülen bu prosedür, farklı hukuk sistemlerine sahip ülkeler arasındaki mesafeli satış uyuşmazlıklarında etkin bir çözüm mekanizması sunar.
Alışveriş yapılacak sitenin güvenlik sertifikası (SSL) olması ve adres çubuğunda kilit sembolünün görünmesi temel bir şarttır. Ancak asıl güvenlik katmanı, ödeme anında bankanızdan telefonunuza gelen 3D Secure onay kodudur. Bu kod olmadan yapılan işlemlerde risk oldukça yüksektir. Ayrıca satıcı hakkında şikayetlerin yapıldığı bazı platformlarda veya sosyal medyada yapılan kullanıcı yorumları, dolandırıcılık emarelerini önceden fark etmenizi sağlar.
İnternet üzerinden gerçekleştirilen işlemlerde, kart bilgilerinin kopyalanması veya kötü niyetli yazılımlarla ele geçirilmesi riskine karşı sanal kart kullanımı temel bir güvenlik katmanı oluşturur. Bu mekanizma, asıl kredi kartının limitinden bağımsız olarak, sadece işlem bazlı limit tanımlanmasına olanak tanıyarak finansal riski minimize eder. Ödeme kuruluşları ve bankalar tarafından işletilen sanal POS sistemleri, işlem başına veya günlük toplam tutara yönelik risk limitleri uygulayarak şüpheli faaliyetleri otomatik olarak bloke edebilmektedir. Kullanıcının işlem sonrası limiti sıfırlaması veya düşük tutarlı limitler belirlemesi, kart bilgilerine ulaşılsa dahi 'limit yetersizliği' engeline takılmasını sağlar; bu durum hukuk nezdinde de tüketicinin kendi verilerini koruma konusundaki özen yükümlülüğünü yerine getirdiğinin bir göstergesi olarak kabul edilebilir.