Eğitim hizmetlerine dair sözleşmeler, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve MEB Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği çerçevesinde şekillenmektedir.
Özel eğitim sözleşmeleri, klasik bir hizmet alım sözleşmesinden öte, öğrencinin eğitim hakkını ve velinin tüketici sıfatını koruyan emredici kurallarla çevrelenmiştir. Bu sözleşmelerdeki maddeler ilgili Kanun ve Yönetmelik hükümlerine uygun olmalıdır.
Özel okul ve kurs sözleşmeleri, tüketici sözleşmesi olarak kabul edilmektedir. Sözleşme metninde yer alan ve tüketicinin haklarını haksız yere kısıtlayan "kayıt iptali halinde ücret iadesi yapılmaz" veya "cayma hakkından feragat edilmiştir" gibi maddeler, haksız şart kabul edilerek hukuken geçersiz sayılır. Bu kapsamda, cayma hakkı eğitim hizmetlerinde anayasal eğitim hakkı ve tüketici hakları dengesi gözetilerek yorumlanır.
Kurumun kayıt aşamasında taahhüt ettiği imkanları sunmaması veya standartlara aykırı hizmet vermesi hizmet ayıbı teşkil eder.
Örneğin; belirli bir yabancı dil sertifikası vaadiyle kayıt alınıp bu programın uygulanmaması, yüzme havuzu veya laboratuvar gibi fiziksel imkanların kapalı tutulması veya ilan edilen öğretmen kadrosunun sürekli değişmesi eksik ifa olarak değerlendirilebilir.
Bu durumlarda veli, seçimlik haklarını kullanarak bedel indirimi talep edebileceği gibi, ayıbın ağırlığına göre sözleşmeyi haklı nedenle feshederek ödediği tüm ücretin iadesini isteyebilir.
Sözleşmeden dönme veya fesihte en kritik unsur, bu bildirimin ne zaman ve hangi usulle yapıldığıdır. İlgili yönetmelik, fesih zamanına göre farklı mali sonuçlar öngörmüştür.
Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği’nin 56. maddesi uyarınca;
Bu başlık altında öncelikle hukukta mücbir sebebin ne olduğuna değinmek gerekir. Mücbir sebep; tarafların kontrolü dışında gelişen, öngörülemeyen ve borcun ifasını imkansız kılan olaylardır. Pandemi dönemi, doğal afetler veya velinin ağır hastalığı
gibi durumlar bu kapsamda değerlendirilebilir. Eğer sözleşmenin devamı veli için katlanılamaz hale gelmişse veya mücbir bir sebep hizmetin verilmesini engelliyorsa, kurumun hakkaniyet gereği herhangi bir kesinti yapmadan özel okul iade sürecini tamamlaması gerekir.
İade hesaplamalarında kurumların kendi iç tüzükleri değil, MEB tarafından belirlenen yasal oranlar geçerlidir.
İade oranı hesap edilirken öğrencinin okulda/kursta geçirdiği gün sayısı veya aldığı ders saati esas alınır. Yönetmelik, ayrılan öğrenciden alınacak toplam ücretin (kesintiler dahil), kurumun o yılki öğrenim ücretinden fazla olamayacağını hüküm altına alarak öğrenciyi korumuştur.
Kurumlar, iade sürecini yokuşa süremez. Yönetmeliğin 56/4. maddesine göre ayrılan öğrenci veya kursiyerlerin ücret iadelerinin, ayrılış tarihinden itibaren en geç bir ay içerisinde yapılması yasal bir zorunluluktur. Bu sürenin aşılması durumunda kuruma karşı temerrüt faizi işletilmesi mümkündür.
MEB Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği m. 56/4: Kurumlardan ayrılan öğrenci/kursiyerlerin ücret iadeleri ayrılış tarihinden itibaren en geç bir ay içerisinde yapılır.

Kayıt esnasında size sunulan broşürler, reklamlar ve imzalanan eğitim sözleşmesi en güçlü delillerdir. Kurumun taahhüt ettiği imkanlar ile fiili durum arasındaki farkı ispatlamak için bu dokümanlar kullanılmalıdır.
İadenin ne kadar olacağını belirleyen ana unsur, ayrılma dilekçesinin kuruma ulaştığı tarihtir. Kurumlar bazen sözlü bildirimleri işleme almayarak süreci uzatabilir. Bu nedenle fesih bildiriminin yazılı yapılması ve evrakın alındığına dair kayıt tutulması ispat açısından hayati önemdedir.
Kurum yasal süresi içinde iadeyi yapmazsa hukuk yolları devreye girer. Başvuru yollarına aşağıdaki başlıklarda değindik.
Önce yazılı bir ihtarname ile kurum temerrüde düşürülmelidir. Eğer iade yapılmazsa, tutara göre tüketici hakem heyetine başvurulur. Hakem heyeti kararları ilam hükmündedir ve doğrudan icraya konulabilir. Belirlenen sınırın üzerindeki tutarlar için ise Tüketici Mahkemeleri yetkilidir.
Tüketici Mahkemelerinde dava açılmadan önce arabuluculuk tüketici hukukunda zorunlu bir yoldur. Arabuluculuk aşamasında veli ve kurum temsilcisi bir araya gelerek orta bir noktada buluşabilirler. Bu yöntem, mahkeme masraflarından ve yıllarca sürecek dava sürecinden kurtulmak için en etkili yoldur. Uzlaşmaya varılamaması halinde artık dava yoluna başvurulabilecektir.
"Arabuluculuk Nedir?" başlıklı makalemize buradan ulaşabilirsiniz.
Gelişen teknoloji ve değişen yaşam koşulları, eğitim ile ilgili sözleşmelerde yeni hukuki başlıklar açılmasına neden olabilmektedir.
Yüz yüze eğitimin mücbir sebeplerle uzaktan eğitime dönmesi, doğrudan ve kendiliğinden bir ücret indirimi hakkı doğurmamaktadır. Ancak, eğitimin uzaktan verilmesi nedeniyle kurumun vermediği yemek, servis ve barınma (yurt) gibi yan hizmetlerin bedelleri, fiilen kullanılmadığı için tam olarak iade edilmek zorundadır. Uzaktan eğitim şartları altında genel eğitim ücretinde indirim talep edilebilmesi için; kurumun vaat ettiği interaktif ders saatlerini doldurmaması veya teknik altyapı yetersizliği nedeniyle eğitimin niteliğinin ciddi ölçüde düşmesi gibi somut hizmet kusurlarının ispatı gerekmektedir.
Kayıt silme işlemi gerçekleştikten sonra, kurumun öğrenciye ve veliye ait hassas verileri (finansal bilgiler, sağlık raporları vb.) yasal saklama süreleri sonunda imha etmesi gerekir. Verilerin rıza dışı kullanımı veya reklam amaçlı paylaşımı KVKK ihlali doğurmaktadır.