Çekişmeli boşanma süreci, taraflar arasındaki anlaşmazlıklar nedeniyle uzayabilmekte ve bu süre zarfında eşlerin ve özellikle müşterek çocukların hayatının devamı için birtakım acil hukuki önlemlerin alınması gerekebilmektedir. Mahkeme, davanın kesinleşmesine kadar geçen bu hassas dönemde eşlerin barınma, geçim, mal varlıklarının yönetimi ve çocukların bakımı gibi konularda geçici velayet ve tedbir nafakası gibi kararlar alarak düzeni sağlamayı amaçlar.
Çekişmeli boşanma davası devam ederken hükmedilen geçici önlemlerin temel amacı, hukuki süreci herkes için öngörülebilir ve adil kılmaktır. Bu önlemler, bir yandan davanın bitimine kadar mevcut yaşam düzeninin korunmasını sağlarken, diğer yandan da hukukun en temel prensibi olan çocuğun üstün yararı ilkesini güvence altına alır.
Geçici önlemlerin alınmasının amacı, boşanma davası açıldığı anda eşlerin ve çocukların mevcut sosyo-ekonomik ve yaşamsal durumlarının davadan olumsuz etkilenmesini engellemektir. Mahkeme, yargılama süresince taraflardan birinin mağdur olmaması, maddi olarak zor durumda kalmaması ve hayat düzeninin aniden bozulmaması için gerekli tedbirleri alır.
Geçici velayet ve kişisel ilişki kurulması kararlarında odak noktası daima çocuğun üstün yararı ilkesidir. Bu ilke doğrultusunda mahkeme; çocuğun fiziksel, psikolojik, eğitsel ve ahlaki gelişimini en iyi şekilde destekleyecek ebeveyni geçici velayet ile görevlendirirken, diğer ebeveynle de uygun kişisel ilişki kurulmasına karar verir.
Mahkeme, boşanma davasının başından itibaren ya da herhangi bir aşamasında resen (kendiliğinden) veya talep üzerine geçici velayet düzenlemesi yapabilir. Bu karar, yalnızca yargılama süresince geçerli olup, kesin velayet kararını etkileyebilir nitelikte olsa da ondan bağımsız bir hükümdür.
Çocuğun hayatındaki istikrar ve güven duygusu çok önemlidir. Mahkeme, velayeti belirlerken, çocuğun hangi ebeveyn ile daha güçlü bir duygusal bağlanma geliştirdiğini ve hangi ebeveynin çocuğun günlük bakım sürekliliğini (okul, sağlık, alışkanlıklar) daha iyi sağladığını dikkate alır. Çocuğun mevcut yaşam düzeni hangi ebeveynde kalarak en az şekilde bozulacaksa mahkeme o yönde karar verir.
Geçici velayet kararı verilirken her iki ebeveynin de fiziki, zihinsel, ahlaki ve ekonomik açıdan çocuğu yetiştirmeye ne kadar yeterli olduğu incelenir. Uyuşturucu, alkol bağımlılığı, şiddet eğilimi, ağır akıl hastalıkları gibi durumlar ebeveyn yeterliliğini olumsuz etkileyen önemli faktörlerdir. Kısacası mahkeme, her iki ebeveynin de çocuğun ihtiyaçlarına cevap verme kapasitesini
Tedbir nafakası, boşanma davasının açılmasından nihai karar kesinleşinceye kadar geçen süreçte, yoksulluğa düşecek eşin ve/veya ortak çocukların geçimini sağlamak amacıyla hükmedilen zorunlu bir mali destektir. Kanunda belirtilen şartların varlığı halinde mahkemece resen veya talep üzerine hükmedilebilir.
Nafaka miktarının belirlenmesinde üç temel unsur dikkate alınır: Nafaka talep edenin geçimini sürdürmesi için gerekli olan ihtiyaç miktarı, nafaka yükümlüsünün ödeme gücünü gösteren gelir tespiti verileri ve bu iki unsur arasındaki adil orantı. Hâkim, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını titizlikle inceleyerek hakkaniyete uygun bir miktar belirler.
Tedbir nafakası, kural olarak dava dilekçesinde talep edilmişse dava tarihinden, talep edilmemişse mahkemenin karar tarihinden itibaren başlar. Bu nafaka, yargılama süresince hükmedilir ve enflasyon, hayat pahalılığı ya da tarafların mali durumlarındaki önemli değişiklikler nedeniyle daha sonra bir talep üzerine mahkemece artırma veya azaltma yönünde değiştirilebilir.
Velayet ve kişisel ilişki kurulması konularında mahkemeler genellikle Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'na bağlı uzmanlardan yardım ister. Uzmanlar tarafından hazırlanan sosyal inceleme raporu, çocuğun yaşadığı ortam, ebeveynlerle olan ilişkisi, psikolojik durumu ve hangi ebeveyn yanında kalmasının çocuğun üstün yararına daha uygun olacağı gibi konularda bilimsel veriler sunar. Bu raporlar, hâkimin kararını etkileyen en önemli delillerdendir.
Okul kayıtları, çocuğun akademik durumu, sosyal ilişkileri ve hangi ebeveynin eğitsel süreçlerle daha ilgili olduğunu gösterirken, sağlık kayıtları da çocuğun özel bir tıbbi ihtiyacı olup olmadığını ve hangi ebeveynin bu ihtiyaçları düzenli olarak takip ettiğini ortaya koyar.

Geçici önlemler davanın seyri içinde verilen kararlar olduğundan, birtakım koşullara bağlı olarak bu kararların gözden geçirilmesi ve değiştirilmesi mümkündür.
Geçici velayet ve tedbir nafakası kararları, verildikleri andaki koşullara göre geçerlidir. Eğer yargılama sürecinde ebeveynlerin ekonomik durumu, yaşam yeri ya da en önemlisi çocuğun ihtiyaçları ve görüşleri gibi faktörlerde esaslı bir koşul değişikliği meydana gelirse, mahkemeden bu geçici kararların yeniden incelenmesi ve revizyonu talep edilebilir.
Mahkemenin boşanma davasının sonunda verdiği velayet, nafaka ve tazminat gibi kararlara karşı üst mahkemeye başvurma hakkı bulunmaktadır. Geçici velayet ve tedbir nafakası gibi ara kararlar ise kural olarak tek başına istinafa götürülemez; ancak nihai kararla birlikte istinaf incelemesine tabi tutulabilir.
Mahkeme tarafından verilen geçici önlemlerin yerine getirilmesi, bazen zorlayıcı bir süreci beraberinde getirir.
Tedbir nafakası kararı, icra daireleri aracılığıyla takip ve tahsil edilebilir.
Geçici velayet teslim süreci Adalet Bakanlığı bünyesindeki Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlükleri (ADM) tarafından yürütülmektedir. Çocuğun teslimi ve ebeveynle kişisel ilişki kurması işlemleri çocuğun üstün yararı ilkesi gözetilerek, çocuğun yıpranmasını önleyecek, travmatik olmayan bir ortamda gerçekleştirilmektedir.
Hükmedilen tedbir nafakasının yükümlü tarafından süresinde ve tam olarak ödenmezse yaptırımları mevcuttur. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'na göre, nafaka borcunu ödemeyen taraf, alacaklının şikâyeti üzerine belirli bir süre tazyik hapsi ile cezalandırılabilir. Bu yaptırım, nafakayı ödemekten kaçınan eş üzerinde caydırıcı bir etki yaratmayı amaçlar.
Konu ile ilgili dikkatinizi çekebilecek makalelerimize aşağıda yer verdik. İlgili makaleye ulaşabilmek için başlığın üzerine tıklayabilirsiniz.