Anonim şirketlerde alınan genel kurul kararları, kanuna veya ana sözleşmeye aykırı olmaları hâlinde genel kurul iptal davasına konu olabilir. Türk Ticaret Kanunu (TTK), pay sahiplerinin ve belirli koşullarda organ üyelerinin bu tür kararları yargı yoluyla denetletebilmesine imkân tanımaktadır. Özellikle pay sahibinin temel haklarını zedeleyen kararlar, hukuki denetimin odağında yer alır. Bu noktada pay sahibi haklarının korunması, anonim şirketler hukukunun temel amaçlarından biridir.
Genel kurul kararlarının iptalinde en yaygın sebep, kararın TTK hükümlerine veya şirket ana sözleşmesine aykırı olmasıdır. Yetki aşımı, zorunlu hükümlere aykırı karar alınması ya da ana sözleşmede öngörülen usullerin ihlali bu kapsamdadır. Özellikle sermaye artırımı, kâr dağıtımı veya yönetim kurulu seçimine ilişkin kararlarda aykırılıklar sıkça gündeme gelmektedir. Bu tür durumlarda mahkeme, kararın hukuka uygunluğunu çağrı gündem nisap unsurlarıyla birlikte değerlendirir.
Anonim şirketlerde pay sahipleri arasında eşit işlem ilkesi esas olup, benzer durumdaki pay sahiplerine farklı muamele edilmesi iptal sebebi oluşturur. Özellikle belirli pay sahiplerinin menfaatine olacak şekilde alınan kararlar dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edebilir. Bu tür ihlaller, pay sahiplerinin yönetime olan güvenini sarsar ve şirket içi dengeyi bozar. Mahkemeler, kararın dürüstlük kuralına uygunluğunu değerlendirirken somut olayın tüm koşullarını dikkate alır.
Genel kurul kararlarının iptali için kimlerin dava açabileceği ve bu davanın hangi süre içinde açılacağı TTK’da açıkça düzenlenmiştir. Davacı ehliyeti, çoğunlukla pay sahiplerine tanınmış olmakla birlikte bazı hâllerde yönetim kurulu üyeleri de dava açabilir. Süre kuralları hak düşürücü nitelikte olduğundan, bu husus büyük önem taşır. TTK 445-446 süre hükümleri uygulamada en çok dikkat edilmesi gereken düzenlemelerdendir.
Pay sahipleri, genel kurul toplantısında hazır bulunup olumsuz oy kullanan ve bu muhalefetini tutanağa geçiren kişiler olarak iptal davası açabilir. Ayrıca toplantıya usulsüz çağrı nedeniyle katılamayan pay sahiplerinin de dava hakkı bulunmaktadır. İptal davası, karar tarihinden itibaren üç ay içinde açılmalıdır; bu süre TTK 445-446 süre kapsamında hak düşürücü niteliktedir. Sürenin kaçırılması hâlinde karar kesinleşir ve yargı denetimi imkânı ortadan kalkar.
Her hukuka aykırı genel kurul kararı iptal edilebilir nitelikte değildir; bazı kararlar butlan yokluk karar kapsamında değerlendirilir. Yokluk hâlinde ortada hukuken geçerli bir karar bulunmazken, butlan durumunda karar baştan itibaren hükümsüzdür. Bu ayrım, dava süresi ve mahkemenin inceleme yöntemi açısından önemlidir. Yokluk ve butlan hâllerinde iptal davası açma süresi uygulanmaz.
Genel kurul toplantısının usulüne uygun şekilde yapılması, alınan kararların geçerliliği açısından kritik öneme sahiptir. Çağrı şekli, gündemin belirlenmesi ve toplantı nisapları sıkı kurallara bağlanmıştır. Bu kurallara uyulmaması hâlinde alınan kararlar iptale konu olabilir. Mahkemeler, özellikle çağrı gündem nisap denetimini titizlikle yapmaktadır.
Genel kurul gündeminde yer almayan bir konuda karar alınması, kural olarak hukuka aykırıdır. Ayrıca çağrının süresinde ve usulüne uygun yapılmaması, pay sahiplerinin toplantıya katılım hakkını zedeler.
Toplantı ve karar nisaplarının sağlanmaması da iptal sebebi oluşturur. Bu tür eksiklikler, çoğu zaman hazirun tutanağı ve toplantı belgeleri üzerinden tespit edilir.
Vekâleten oy kullanma usullerine uyulmaması, genel kurul kararlarının geçerliliğini etkileyebilir. Elektronik genel kurul sistemlerinde yaşanan teknik aksaklıklar da pay sahiplerinin oy haklarını kullanmasını engelleyebilir. Bu durumlar, pay sahibinin iradesinin genel kurula yansımaması sonucunu doğurur. Mahkemeler, bu tür iddiaları teknik raporlar ve kayıtlar üzerinden incelemektedir.
Genel kurul iptal davalarında deliller büyük önem taşır ve ispat yükü çoğu zaman davacıya aittir. Yazılı belgeler, toplantı kayıtları ve şirket içi dokümanlar başlıca delil kaynaklarıdır. Gerekli görüldüğünde bilirkişi incelemesine başvurulur. Özellikle finansal ve teknik konularda bilirkişi raporları belirleyici olabilir.
Genel kurul toplantı tutanağı ve hazirun tutanağı, davanın en önemli yazılı delillerindendir. Bu belgeler, toplantıya kimlerin katıldığını ve hangi kararların alındığını ortaya koyar. Yönetim kurulu kararları ve şirket iç yazışmaları da sürece ışık tutar. Belgelerdeki eksiklik veya çelişkiler, iptal kararına zemin hazırlayabilir.
Sermaye artırımı, birleşme veya bölünme gibi işlemlerde değerleme raporları büyük önem taşır. Finansal raporların gerçeği yansıtmaması veya eksik düzenlenmesi, genel kurul kararının iptaline yol açabilir. Bu gibi durumlarda uzman bilirkişilerden rapor alınır. Raporlar, kararın pay sahibi haklarına etkisini ortaya koyar.

Genel kurul kararının uygulanması, dava sonuçlanmadan önce ciddi zararlar doğurabilir. Bu nedenle mahkemeden ihtiyati tedbir anonim şirketler bakımından sıkça talep edilir. Tedbir, kararın icrasının geçici olarak durdurulmasını amaçlar. Ancak tedbir için belirli şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir.
İptal davası açılması, kural olarak kararın icrasını durdurmaz. Davacı, ayrıca ihtiyati tedbir talebinde bulunmalıdır. Mahkeme, kararın uygulanması hâlinde telafisi güç zarar doğup doğmayacağını değerlendirir. Özellikle şirket yapısını kökten etkileyen kararlarda icranın durdurulması gündeme gelir.
İhtiyati tedbir kararında en önemli kriter, telafisi güç veya imkânsız zarar ihtimalidir. Zararın sadece maddi değil, hukuki veya yapısal olması da yeterlidir. Mahkeme, davacının menfaati ile şirketin faaliyetlerini dengelemeye çalışır. Bu değerlendirme, somut olayın özelliklerine göre yapılır.
Genel kurul iptal davasının kabulü hâlinde karar hukuki sonuç doğurmaz. Bu durum, şirketin önceki hukuki durumuna dönmesini sağlar. Ancak iptal kararı her zaman zararın telafisi için yeterli olmayabilir. Bu noktada tazminat talepleri gündeme gelir.
İptal edilen genel kurul kararı, mahkeme kararıyla geçersiz hâle gelir. Butlan veya yokluk hâlinde ise karar baştan itibaren hüküm doğurmamış sayılır. Bu durum, şirketin aldığı diğer kararları da dolaylı olarak etkileyebilir. Butlan yokluk karar ayrımı, sonuçların belirlenmesinde kritik rol oynar.
Hukuka aykırı kararların alınmasında kusuru bulunan yönetim kurulu üyeleri sorumlulukla karşılaşabilir.
Yönetim kurulu, pay sahiplerinin zararlarını tazmin etmekle yükümlü tutulabilir. Bu sorumluluk, kusur ve illiyet bağına dayanır. Böylece anonim şirketlerde hukuka uygun yönetim anlayışı teşvik edilir.