İş sözleşmesi sona eren işçilerin, yeni bir iş bulana kadar geçen sürede ekonomik olarak desteklenmesi amacıyla oluşturulan işsizlik ödeneği, 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu ile düzenlenmiştir. Halk arasında bilinen adıyla “işsizlik maaşı” sigortalı bir işçinin kendi isteği ve kusuru dışında işsiz kalması halinde devlet tarafından sağlanan bir sosyal güvenlik hakkıdır. Ancak bu haktan faydalanabilmek için kanunda öngörülen ve gerçekleşmesi gereken bazı şartlar vardır.
İşsizlik ödeneğine hak kazanabilmek için temel kriter, işçinin işsiz kalmadan önceki süreçte çalışma hayatına aktif katılım sağlamış ve adına yeterli miktarda prim ödenmiş olmasıdır. Bu şartlar hem yakın geçmişteki çalışma sürekliliğini hem de toplam prim gün sayısını kapsar. Şartların eksiksiz yerine getirilmesi, başvurunun İŞKUR tarafından onaylanması için gereklidir.
İşsizlik ödeneği alabilmenin ilk şartı, iş sözleşmesinin feshinden önceki son 120 gün içinde hizmet akdine tabi olmaktır.
İkinci şart ise son üç yıl içindeki toplam prim gün sayısıdır. Sigortalının son üç yıl içerisinde en az 600 gün işsizlik sigortası priminin yatırılmış olması gerekir. Prim günü arttıkça (900 veya 1080 gün), işçinin maaş alacağı süre de buna paralel olarak uzamaktadır. İşsizlik Sigortası Kanunu’nda düzenlenen gün sayısı ve ödenek süresini şu şekilde özetleyebiliriz:
anlamına gelir.
İşsizlik sigortasının temel mantığı, irade dışı işsiz kalma durumunu tazmin etmektir. Bu nedenle işçinin, İş Kanunu’nun 25/II maddesinde düzenlenen ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık nedeniyle işten çıkarılmamış olması gerekir.
İşverenin iş sözleşmesini geçerli nedenlerle ödenek hakkı doğarken, işçinin haklı bir neden olmaksızın kendi isteğiyle işten ayrılması durumunda bu hak kaybedilmektedir.
Kural olarak istifa eden işçi işsizlik maaşı alamaz; ancak hukuk sistemimiz, işçinin işten ayrılmaya zorlandığı veya işverenin yükümlülüklerini yerine getirmediği durumlarda haklı fesih imkanı tanımaktadır. Yani işçi, istifasını İş Kanunu’nun 24. maddesindeki haklı nedenlere dayandırırsa, kendi isteğiyle ayrılmış olsa dahi işsizlik maaşına hak kazanabilmektedir.
İşçinin maaşının zamanında veya tam ödenmemesi, sigorta primlerinin gerçek ücret üzerinden yatırılmaması, fazla mesai ücretlerinin verilmemesi gibi durumlarda yapılan istifa haklı fesih kapsamına girer. Aynı zamanda işyerinde işçiye mobbing uygulanması veya işin niteliğinden kaynaklanan sağlık sorunlarının belgelenmesi durumunda da işçi sözleşmeyi haklı nedenle feshederek İŞKUR’a başvurabilir.
Mobbing hakkında bu makalelerimiz dikkatinizi çekebilir, ilgili makaleye ulaşabilmek için başlığın üzerine tıklayabilirsiniz.
Kadın işçinin evlilik nedeniyle veya erkek işçinin muvazzaf askerlik nedeniyle işten ayrılması, işsizlik maaşına hak kazandırmaz. Çünkü bu fesihler işçinin kendi tercihi veya kanunla belirlenmiş bir sosyal statü değişikliği olarak kabul edilir ve istek dışı işsizlik tanımına girmez.
Muvazzaf askerlik nedeniyle işten ayrılanlar, askerlik süresince değil, askerlik dönüşü 30 gün içinde İŞKUR'a başvurarak işsizlik maaşı alabilirler.
İş sözleşmesi feshedilen kişinin, fesih tarihinden itibaren 30 gün içinde İŞKUR’a başvuruda bulunmalıdır. Bu süre hak düşürücü bir süre değildir ancak gecikilen her gün, toplam ödenek süresinden düşülmektedir. Örneğin, 10 ay ödenek alacak bir kişi fesih sonrası 60. günde başvurursa, geciktiği 30 gün mahsup edilir ve kendisine 9 ay ödeme yapılır.
Başvuru esnasında genellikle işçinin kimlik bilgileri ve fesih bildirimi yeterli olmaktadır. Ancak işveren tarafından SGK’ya bildirilen işten ayrılış bildirgesindeki veriler esas alınır. Eğer işçi haklı nedenle fesih yapmışsa, buna dair ek kanıtların sisteme sunulması gerekebilir.
Ödenek süresi tutarı belirlenirken son üç yıllık döküme bakılır. İşsizlik Sigortası Kanunu’nda düzenlenen gün sayısı ve ödenek süresi şu şekildedir:
Bu süreler içinde kişi yeni bir işe girerse ödeme kesilir.
Günlük işsizlik ödeneği, sigortalının son dört aylık prime esas kazançları dikkate alınarak hesaplanan günlük ortalama brüt kazancının %40’ıdır. Ancak bu miktar, aylık asgari ücretin brüt tutarının %80’ini geçemez.
Başvurusu reddedilen işçi, öncelikle İŞKUR’a dilekçe vererek durumun düzeltilmesini talep edebilir. Ancak kurum genellikle işten çıkış kodunu esas aldığı için asıl çözüm farklı yerlerde aranmalıdır. Kişi bu durumda iş mahkemesinde dava açabilir. İşçi, feshin aslında haklı bir nedene dayandığına veya işverenin haksız fesih yaptığına dair dava yoluna başvurabilir.