Askerlik hizmeti, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan her erkek için anayasal bir ödev olmakla birlikte, bu ödevi yerine getirmek için belirli bir sağlık standardına sahip olmak gerekir. Sağlık sorunları nedeniyle askerlik yapmaya elverişli olmayan kişilerin bu durumlarını resmileştiren sürece halk arasında çürük raporu alma süreci, hukuki dilde ise askerlik muafiyet süreci denir.
Türkiye’de askerlik muafiyetine ilişkin süreçler belirli yasal düzenlemeler çerçevesinde yürütülür. Temel amaç, kişinin sağlık durumunun askeri hizmetin gerektirdiği fiziksel ve zihinsel eforu karşılayıp karşılamadığını tespit etmektir. Bu tespit, belirli kriterler doğrultusunda yapılır.
Sürecin en temel dayanağı Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Yeteneği Yönetmeliği’dir. Bu yönetmelik, hangi hastalık veya bedensel eksikliğin askerliğe engel teşkil edeceğini, hangi durumların ise sadece geçici bir erteleme sebebi sayılacağını ayrıntılı olarak düzenler. Yönetmelik ekinde yer alan hastalıklar listesi, muafiyet kararlarında yargı ve idare mercileri için bağlayıcıdır.
Yönetmelik uyarınca hastalıklar ve sağlık durumları belirli dilimlere ayrılmıştır.
Askerlik çağına gelen yükümlülerin sağlık muayenesi süreci, beyan esaslı bir başlangıçla başlar. Kişinin mevcut rahatsızlıklarını bildirmesi, sürecin sağlıklı işlemesi açısından önemli bir adımdır.
Süreç, yükümlünün e-Devlet üzerinden doldurduğu sağlık bilgi formu ile başlar. İlk muayene aile hekimi tarafından gerçekleştirilir. Aile hekimi, yükümlünün beyan ettiği veya gözlemlediği rahatsızlığın uzmanlık gerektirdiğine kanaat getirirse, yükümlüyü en yakın devlet hastanesine veya varsa belirlenmiş askeri sağlık birimlerine sevk eder.
Sevkin ardından ilgili branş hekimleri gerekli muayene, tahlil ve tetkikleri yapar. Bu aşamada sadece fiziksel muayene değil, gerekiyorsa MR, BT, kan tahlilleri ve psikiyatrik değerlendirmeler gibi ileri tetkikler istenir. Hekim raporunu hazırladıktan sonra dosya, hastane bünyesindeki heyet tarafından değerlendirilerek karara bağlanır.
Hastanenin sağlık kurulu tarafından verilen karar, yükümlünün askerlik statüsünü belirleyen resmi belgedir.
Sağlık kurulu; "askerliğe elverişlidir", "ertesi yıla bırakma" veya "askerliğe elverişli değildir" kararlarından birini verir. Erteleme kararı, hastalığın geçici olduğu veya iyileşme ihtimalinin bulunduğu durumlarda verilirken; kesinleşmiş kronik rahatsızlıklarda doğrudan muafiyet kararı çıkmaktadır.
Verilen kararın gerçeği yansıtmadığı veya hatalı olduğu düşünülüyorsa, tebliğ tarihinden itibaren yasal süre içinde karara itiraz etme hakkı bulunur. İtiraz üzerine kişi, en yakın kontrol hastanesine sevk edilir. Eğer iki hastane kararı arasında çelişki doğarsa, hakem hastane olarak belirlenen üçüncü bir sağlık kuruluşu nihai kararı verir. Bu itiraz muayenesi süreci, hatalı kararların düzeltilmesi için bir güvencedir.
Muafiyet sürecinde en önemli unsur, rahatsızlığın tıbbi geçmişle ispatlanmasıdır.
Yükümlülerin daha önce geçirdiği ameliyatlara dair epikriz raporları, uzun süreli ilaç kullanımını gösteren reçeteler ve geçmişe dönük tahlil sonuçları kurul için en güçlü delillerdir. Sadece muayene anındaki durum değil, hastalığın kronik seyri de önem taşır. Bu nedenle geçmiş tıbbi dokümanların eksiksiz sunulması gerekir.
Bazı hastalıklar zamanla iyileşebilir veya kötüleşebilir. Özellikle psikiyatrik rahatsızlıklarda veya ortopedik vakalarda, düzenli devam eden tedavi kayıtları ve kontrol raporları, kurulun askerliğe elverişli değildir kararı vermesinde belirleyici rol oynar. Süreklilik arz etmeyen beyanlar, kurul tarafından genellikle erteleme ile sonuçlandırılır.
Askerlikten muaf tutulmak, bireyin sivil hayatında bazı hak ve sonuçlar doğurur.
Kamu personeli seçme sınavları veya bazı özel sektör başvurularında "askerlik ile ilişiği olmamak" şartı aranır. Muafiyet raporu alan kişiler bu şartı sağlamış sayılırlar. Ancak emniyet veya Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde yapılacak profesyonel başvurularda, muafiyete neden olan hastalık kişinin bu meslekleri yapmasına engel teşkil edebilir.
Sağlık verileri, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) kapsamında özel nitelikli kişisel veridir. Muafiyet raporunda yer alan tanıların gizliliği esastır. İşverenlerin veya üçüncü kişilerin, kişinin izni olmaksızın hastalığın detaylarına erişmesi hukuken mümkün değildir; sadece "askerliğe elverişli değildir" bilgisinin paylaşılması yeterlidir.
İdari itiraz yollarının tükenmesi veya hakem hastanenin de hukuka aykırı karar vermesi durumunda yargı yolu açılmaktadır.
Hatalı verilen sağlık kurulu kararlarına karşı idare mahkemesinde iptal davası açılabilir. Eğer kişi bu süreçte askere alınma riskiyle karşı karşıyaysa, işlemin durdurulması için yürütmeyi durdurma talebinde bulunulması önemlidir çünkü yürütmeyi durdurma kararının verilmesi ile birlikte işlemin uygulaması ertelenmiş olur.
Dava sürecinde mahkeme, dosyadaki tıbbi çelişkileri gidermek ve komisyon kararı doğruluğunu denetlemek için bağımsız üniversite hastanelerinden veya Adli Tıp Kurumundan bilirkişi raporu talep eder. Mahkeme, bilirkişiden gelen tıbbi sonuca göre idari işlemin iptaline veya davanın reddine karar verir.