İş hukukunda işçinin dinlenme hakkı ilgili mevzuat tarafından koruma altına alınmış bir düzenlemedir.
İş hukukunda tatil ücretleri, işçinin çalışmadığı halde kanunen hak kazandığı ücretler ile tatil gününde çalışması durumunda hak kazandığı ek ücretleri kapsar. Bu alacakların temel dayanağı 4857 sayılı İş Kanunu’dur. İş Kanunu bu anlamda, işçinin sosyal ve fiziksel sağlığını korumak amacıyla belirli zaman aralıklarıyla dinlenmesini öngörmüş ve bu dinlenme sürelerinde çalışılmasını ise normal ücretin üzerinde bir bedelle ücretlendirmiştir.
İş Kanunu’nun 46. maddesine göre, işçiye yedi günlük bir zaman dilimi içinde kesintisiz en az yirmi dört saat dinlenme (hafta tatili) verilmesi zorunludur. İşçi, hafta tatili gününde çalışmasa dahi o günün ücretini tam olarak alır. Eğer işçi hafta tatilinde çalıştırılırsa, bu çalışma fazla çalışma sayılır ve ücreti %50 zamlı ödenir; yani toplamda 2,5 yevmiye hak edilir. Ulusal bayram ve genel tatil günlerinde ise işçinin çalışıp çalışmayacağı iş sözleşmesi ile kararlaştırılır. Sözleşmede hüküm yoksa işçinin rızası gerekir. Ulusal bayram ve genel tatil günlerinde yapılan çalışmaların karşılığında, çalışılan her gün için bir günlük ilave ücret ödenmesi yasal zorunluluktur.
İş hukukunda hafta tatili ve genel tatil ücretlerinin ödendiğini ispat yükü işverene aittir. İşveren bu ödemeyi yaptığını banka kayıtları veya imzalı ücret bordroları ile kanıtlayabilir.
Buna karşılık, işçinin tatil günlerinde fiilen çalıştığını ispat yükü işçidedir. İşçi bu noktada her türlü delilden yararlanabilir.
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu uyarınca, hafta tatili ve genel tatil ücreti alacakları, 5 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Bu 5 yıllık süre, ücretin muaccel olduğu tarihten itibaren işlemeye başlar. Dolayısıyla işçi, davasını açtığı tarihten geriye dönük olarak sadece son 5 yıla ait tatil ücretlerini talep edebilir; 5 yıldan eski olan alacaklar zamanaşımına uğrar.
İş hukukunda bu tür uyuşmazlıklarda (iş davalarında) dava açmadan önce arabulucuya başvurmak bir zorunluluktur, dava şartıdır. Yani arabulucuya başvurmadan dava açılamaz, usulden reddedilir. Arabuluculuk faaliyeti süresince zamanaşımı durur. Ayrıca, dava açılması, icra takibi yapılması veya borçlunun borcu kabul etmesi durumunda zamanaşımı kesilir ve süre yeniden işlemeye başlar.
Hafta tatili ve genel tatil ücretlerinin hesaplanmasında işçinin brüt ücreti esas alınır.
Hafta tatiline hak kazanabilmek için işçinin, tatilden önceki iş günlerinde çalışma süresini tamamlamış olması gerekir. Kanun, 7 günlük zaman dilimi içinde en az 24 saatlik kesintisiz dinlenmeyi şart koşar. Eğer işçi, bu 24 saatlik süre içerisinde 1 saat dahi çalıştırılmışsa, kesintisizlik bozulduğu için o günün tamamı hafta tatili çalışması olarak kabul edilir. Hafta tatili çalışması toplam çalışma süresini 45 saatin üzerine çıkarıyorsa, bu çalışma aynı zamanda fazla mesai hükümlerine göre ücretlendirilir.
İş hukukunda hafta tatili ile genel tatil ücretlerinin hesaplama mantığı birbirinden farklıdır. Hafta tatilinde işçi çalışmasa dahi bir günlük ücrete (1 yevmiye) hak kazanır. Eğer işçi, bu tatil gününde çalıştırılırsa, yaptığı çalışma fazla çalışma sayılır. Bu durumda işçiye, çalışmadan kazandığı 1 yevmiyenin yanı sıra, çalıştığı için %50 zamlı ücret (1,5 yevmiye) daha ödenmesi gerekir. Sonuç olarak hafta tatili çalışmasının karşılığı toplamda 2,5 yevmiye olur.
Ulusal bayram ve genel tatil günlerinde ise hesaplama daha sadedir: İşçi o gün çalışmazsa 1 yevmiye alır; eğer çalışırsa, bu bir günlük ücretine ilave olarak bir yevmiye daha hak eder. Yani ulusal bayram ve genel tatil çalışması toplamda 2 yevmiye üzerinden ödenir. Toplu iş sözleşmeleri veya bireysel iş sözleşmeleri ile bu oranların işçi lehine artırılması mümkün olsa da, yasada belirlenen bu alt sınırların altına inilmesi mümkün değildir.

İş yerinde tutulan puantaj kayıtları ve vardiya çizelgeleri, işçinin hangi günlerde çalıştığını gösteren en güçlü yazılı delillerdir. Yazılı kayıtların olmadığı veya gerçeği yansıtmadığı durumlarda ise tanık beyanlarına başvurulabilir.
İş yerindeki kamera kayıtları, turnike geçiş sistemleri veya parmak izi okuma kayıtları da birer delil niteliğindedirler. Bu kayıtlar, işçinin hafta tatilinde veya bayram gününde iş yerinde bulunduğunu kanıtlar.
Hafta tatili ve genel tatil ücreti alacakları için dava açılmadan önce yapılması gereken bazı usul işlemleri söz konusudur. Bu işlemlerin eksikliği davanın usulden reddine sebebiyet verir.
İş hukuku uyuşmazlıklarında arabulucuya başvurmak, iş davası açılabilmesi için zorunlu bir dava şartıdır. Bu süreçte taraflar anlaşmaya varırsa, bu konuda bir tutanak hazırlanır. Sağlanamaması durumunda ise yine tutanak hazırlanır ve bu tutanakla birlikte iş mahkemesinde dava açılabilir.
"Arabuluculuk Nedir?" başlıklı makalemize buradan ulaşabilirsiniz.
Ücret alacaklarında uygulanacak faiz türü, mevduata uygulanan en yüksek faiz oranıdır. Faiz başlangıcı ise alacağın ne zaman istendiğine göre değişir. İşçi, dava açmadan önce işvereni usulüne uygun bir ihtarname ile temerrüde düşürmüşse, faiz ihtarname süresinin bitiminden itibaren başlar. Eğer ihtarname çekilmemişse, faiz dava tarihinden itibaren işletilir.
İşçilerin en sık yaptığı hata, içeriği gerçeği yansıtmayan bordroları kayıtsız şartsız imzalamaktır. Eğer bir bordroda hafta tatili veya genel tatil sütunu varsa ve orada "0" veya düşük bir rakam yazıyorsa, işçi bu bordroyu imzaladığında o ayki çalışmasını kabul etmiş sayılır. Bu durumun önüne geçmek için bordroya fazlaya ilişkin hakların saklı olacağına dair yazı düşülmesi uygun olabilir.
Dava sürecinde işçinin sadece tatil gününde çalıştığını ifade etmesi yeterli değildir. Hangi bayramlarda, hangi hafta tatillerinde çalıştığının somutlaştırılması gerekir. Delillerin somutlaştırılmaması ve 5 yıllık zamanaşımı süresinin hesaplanmasında hataya düşülmesi sık yapılan hatalar arasındadır.
Konu ile ilgili dikkatinizi çekebilecek makalelerimize aşağıda yer verdik. İlgili makaleye ulaşabilmek için başlığın üzerine tıklayabilirsiniz.