Kredi sicili, bir kişinin finansal geçmişinin ve ödeme disiplininin dijital bir özetidir. Bu veriler Kredi Kayıt Bürosu ve Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Risk Merkezi tarafından takip edilir. Bu veriler, bankaların bir kredi başvurusu karşısında vereceği karar bakımından dayandığı veriler olabilmektedir.
Kredi Kayıt Bürosu (KKB) tarafından yönetilen Findeks platformu, bireylerin kredi notunu hesaplayan temel merciidir. Findeks puanı, ödeme alışkanlıkları, mevcut borç durumu, yeni kredi arayışları ve kredi kullanım yoğunluğu gibi kriterlere göre 1 ile 1900 arasında değişen bir değer alır. Kredilerin veya kredi kartı taksitlerinin 90 günden fazla gecikmesi durumunda, hesap kanuni takip statüsüne geçer. Bu durum Findeks raporunda negatif bir kayıt olarak görünür ve kişinin finansal güvenilirliğini ciddi oranda zedeler. Bankalar, bu raporu incelediklerinde gecikmiş borç veya takip kaydı gördüklerinde kredi başvurusunu genellikle otomatik olarak reddeder.
Türkiye Bankalar Birliği (TBB) nezdindeki Risk Merkezi, bankaların bildirdiği tüm kredi limit ve borç bilgilerini toplu olarak tutar. Bankalar, bir kredi başvurusu aldıklarında Risk Merkezi verilerine dayanarak sorgulama yapar. Burada tutulan kayıtlar, borç kapansa dahi yasal olarak belirli bir süre sistemde görünmeye devam eder. Sicil affı düzenlemeleri, tam olarak bu sistemdeki verilerin görünürlüğünü veya bankalar tarafından kullanım biçimini hedef alır.
Sicil affı, borcunu ödeyen veya yapılandıran kişilerin geçmişteki finansal hatalarının bir engel olmaktan çıkarılmasını amaçlar.
5834 sayılı Karşılıksız Çek ve Protestolu Senetler ile Kredi ve Kredi Kartları Borçlarına İlişkin Kayıtların Dikkate Alınmaması Hakkında Kanun bu alanın temelini oluşturur.
Geçmiş dönemlerde çıkarılan aflar, borçlarını belirli bir süre içerisinde tamamen ödeyen veya bankayla anlaşarak yapılandıran kişilerin, Risk Merkezi'ndeki olumsuz kayıtlarının bankalar tarafından kredi işlemlerinde dikkate alınmamasını hükme bağlamıştır.
Sicil affından yararlanabilmek için en temel şart, yasal düzenlemede belirtilen süreler içinde borcun tamamının ödenmesi veya bir yapılandırma kredi anlaşması yapılmasıdır. Yapılandırma, mevcut borcun taksitlendirilerek ödeme kolaylığı sağlanması sürecidir. Kanun kapsamında borcunu yapılandıran bireyler için bankaların geçmişteki olumsuz kayıtları bir ret gerekçesi olarak kullanmaması gerekir.
Halk arasında bilinen tabiriyle kara listeden çıkma süreci kapsamında, borcun ödenmiş olması tek başına listenin anında temizlenmesi anlamına gelmez; belirli prosedürlerin takip edilmesi gerekir.
Yasal takip altındaki bir borç ödendiğinde, ilgili banka bu bilgiyi Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Risk Merkezi’ne iletir. Normal şartlarda, borç tamamen kapansa dahi bu negatif kaydın sistemden tamamen silinmesi 5 yılı bulmaktadır. Sicil affı düzenlemeleri ise bu noktada devreye girerek, borcun yasal süresi içinde ödenmesi veya yapılandırılması durumunda, 5 yıllık sürenin beklenmeksizin geçmişteki olumsuz kayıtların bankalar tarafından münhasıran bir ret gerekçesi olarak dikkate alınmamasını öngörür. Ancak unutulmamalıdır ki sicil affı, kaydın bankaların kendi iç veri tabanlarından silinmesini her zaman garanti etmez; bankanın kredi verme konusundaki takdir yetkisi saklıdır.
Borç ödendikten sonra bazen bankaların sistemlerindeki veri senkronizasyonu gecikebilir. Bu durumda ilgili bankadan "borcu yoktur" yazısı alınarak hem KKB'ye hem de TBB Risk Merkezi'ne yazılı başvuru yapılması gerekebilir.

Yasal olarak bir sicil affı çıksa dahi, bankaların kendi iç risk değerlendirme süreçleri bulunmaktadır. Yani banka kendi inisiyatifiyle kredi vermeme hakkını saklı tutabilir.
Bankalar sadece genel kredi notuna bakmaz; her bankanın kendi algoritmalarıyla hesapladığı bir iç risk skoru vardır. Sicil affı kapsamında genel listeden çıkan bir müşteri, daha önce sorun yaşadığı bankanın kendi veri tabanında hâlâ riskli görünebilir. Bu gibi durumlarda, otomatik sistem onay vermese bile banka şubelerinden yapılacak manuel değerlendirmeler önem kazanır.
Sicil affından yararlanmış ancak kredi notu henüz yeterli seviyeye ulaşmamış kişiler için teminat veya kefalet göstermek bir çözüm yoludur.
Kredi sicili verileri, kişisel veri niteliğindedir ve bu verilerin işlenmesi sıkı kurallara tabidir. Hatalı veya hukuka aykırı tutulan kayıtlar karşısında tüketicinin yasal hakları bulunmaktadır.
Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) çerçevesinde, bankaların ve veri merkezlerinin tuttuğu bilgilerin doğru ve güncel olması bir zorunluluktur. Eğer ödenmiş bir borç hala açık görünüyorsa veya kişiye ait olmayan bir takip kaydı sicile yansımışsa, yanlış kayıt itiraz hakkı doğar. KVKK bankacılık ilkeleri gereği, bankalar bu hataları düzeltmekle yükümlüdür. İtirazların sonuçsuz kalması durumunda Kişisel Verileri Koruma Kurulu'na şikayet hakkı mevcuttur.
Her tüketici, TBB Risk Merkezi üzerinden yılda bir kez kendi kredi limit ve borç bilgilerine ücretsiz erişme hakkına sahiptir.