Boşanma davalarında tarafların iddialarını ispatlaması için sundukları delillerin türü, günümüz teknolojisiyle birlikte büyük oranda dijitalleşmiştir. Ancak dijital verilerin kolayca değiştirilebilir olması ve mahremiyet sınırlarını zorlaması, bu verilerin yargılamada kabul edilebilirliği noktasında katı kuralları beraberinde getirir. Boşanma davalarındaki elektronik delil kullanımı sadece verinin içeriğiyle değil, bu verinin nasıl elde edildiği ve güvenilirliğinin nasıl korunduğuyla doğrudan ilişkilidir.
Hukuk sistemimizde delil serbestisi ilkesi geçerli olmakla beraber bunun da sınırı çizilmiştir. Bir verinin mahkemede hükme esas alınabilmesi için mutlaka hukuka uygun yollarla elde edilmiş olması gerekir.
Elektronik bir verinin en güçlü kabul edilme şekli, ilgili kişinin rızasıyla sunulması veya verinin tarafların erişimine açık ortak bir alanda bulunmasıdır. Yedekleme yoluyla elde edilen verilerde, yedekleme işleminin hangi tarihte ve hangi cihazdan yapıldığı önem arz eder. Üçüncü kişilerden (örneğin hizmet sağlayıcılardan veya GSM operatörlerinden) talep edilen kayıtlar ise ancak mahkeme kararı veya yasal zorunluluk çerçevesinde dosyaya girebilir; çünkü bu veriler doğrudan kişisel veri niteliğindedir.
Anayasa ve ilgili kanunlar uyarınca hukuka aykırı delil niteliğindeki hiçbir veri yargılamada ispat aracı olarak kullanılamaz. Kişinin cihazlarına izinsiz erişim sağlanması, şifrelerin kırılması veya rızası dışında veri transferi yapılması yoluyla ulaşılan bilgiler bu kapsamdadır. Bu tür yöntemlerle elde edilen bulgular, somut gerçeği yansıtsa dahi mahkeme tarafından delil olarak kabul edilmez ve hükme esas alınmaz. İlgili hükümler şu şekildedir:
Anayasa m. 38/6: Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 189/2: Hukuka aykırı olarak elde edilmiş olan deliller, mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz.
WhatsApp mesajlaşmalarının delil olarak sunumunda sıklıkla kullanılan ekran görüntülerinin kaynağının teknik yöntemlerle doğrulanması sunulan delilin güvenilirliğini sağlar. Mahkeme, ekran görüntülerinin orijinal veriyle örtüşüp örtüşmediğini denetlemek için ek teknik doğrulama araçlarına başvurabilir.
"Whatsapp Yazışmaları Delil Midir?" başlıklı makalemize buradan ulaşabilirsiniz.
Sunulan dijital içeriklerin gerçekliğine yönelik bir itiraz söz konusu olduğunda, mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılması kararlaştırılabilir. Alanında uzman olan bilirkişi, ilgili cihazın veri tabanında inceleme yaparak mesajların silinip silinmediğini, gönderici ve alıcı bilgilerini ve verinin teknik doğruluğunu raporlar. Bu süreçte, verinin sunulduğu andaki bütünlüğü ile cihazdaki veri arasındaki uyum denetlenir.
Eşlerin birbirlerine karşı olan yükümlülükleri, tarafların kişisel alanlarının tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmez. Özel hayat gizliliği, boşanma davası sürecinde de korunması gereken anayasal bir haktır.
Anayasa m. 20: Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.
Aile konutu içerisinde tarafların ortak kullanımına özgülenmiş olan bilgisayar ve tabletler ile şifre koruması bulunmayan cihazlar üzerindeki veriler, kural olarak ortak alan kapsamında değerlendirilir. Bu alanlarda açık bırakılan oturumlar veya herkesin erişebileceği dijital klasörlerden elde edilen bilgiler, genellikle özel hayatın gizliliğinin ihlali olarak nitelendirilmez ve delil niteliği taşır.
Eşin rızası dışında telefona yüklenen casus yazılımlar veya gizlice yerleştirilen ses kayıt cihazları ile elde edilen veriler, haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu kapsamında değerlendirilebilir. Yargıtay uygulamalarında, sadece ani gelişen ve başka türlü ispatı mümkün olmayan istisnai durumlarda gizli kayıtlar değerlendirmeye alınabilse de, sistematik takip ve müdahale içeren her türlü gizli veri hukuka aykırılık teşkil eder.

Dijital veriler yapıları gereği kaybolma veya silinme risklerini de beraberlerinde getirirler. Bu sebeple gerekli tedbirlerin alınması dava süreci bakımından önem taşıyabilir. Detaylara aşağıdaki başlıkta değineceğiz.
Verilerin silinme veya değiştirilme ihtimali bulunduğunda, mahkemeden delil tespiti talep edilerek ilgili dijital içeriğin o andaki durumu resmi bir tutanağa bağlanabilir. Bu tutanak, davanın ilerleyen aşamalarında verinin varlığına ve içeriğine dair kesin bir delil teşkil eder ve tarafların sonradan yapabileceği teknik müdahalelerin önüne geçer.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 401. maddesi uyarınca delil tespiti, davanın açılacağı mahkemeden veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde tespitin yapılacağı yerdeki sulh hukuk mahkemesinden talep edilir. Dijital verilerin uçucu yapısı nedeniyle, içeriğin belirli bir tarih ve saatteki mevcudiyetini kanıtlayan zaman damgası ve log kayıtlarından yararlanılması ispat gücünü kesinleştirir. Noter vasıtasıyla alınan bu teknik kayıtlar, verinin sonradan değiştirilmediğini belgeleyerek yargılamada güvenli bir dayanak oluşturur. Böylece mahkeme, yetki sınırları dahilinde usulüne uygun kaydedilmiş bu dijital izleri geçerli belge olarak kabul eder.
Hukuk yargılamasında ispat serbestisi ilkesi geçerli olsa da sunulan delilin uyuşmazlık konusu vakıa ile doğrudan ilgili olması gerekir. Boşanma nedenleriyle ilgisi olmayan, sadece tarafın kişisel onurunu zedelemeye yönelik sunulan dijital veriler mahkemece davanın esasına dahil edilmez.
Elektronik verinin elde ediliş biçimi ile korunmak istenen hukuki menfaat arasında bir ölçülülük dengesi bulunmalıdır. Bir vakıayı ispatlamak adına karşı tarafın tüm kişisel yaşamını ve mahremiyetini orantısız şekilde ihlal eden veriler, hakkaniyet ilkesi çerçevesinde değerlendirme dışı bırakılabilir.
Elektronik delillerin sunum aşamasındaki teknik noksanlıklar, davanın reddine veya delilin geçersiz sayılmasına yol açabilir. Bu hataların başında, verinin kaynağına dair şüphe uyandıran sunumlar gelmektedir.
Yazışmaların sadece bir kısmını içeren, konuşmanın bütünlüğünden kopuk ve gönderen bilgilerinin teyit edilemediği ekran görüntüleri, teknik bir itiraz halinde ispat gücünü kaybeder. Mesajların kronolojik akışına uygun ve müdahale şüphesinden uzak, hatta telefon numarası gözükecek şekilde sunulması gerekir.
Unutulmamalıdır ki, her somut olayda delilin elde ediliş biçimi mahkemece ayrı bir titizlikle incelenmektedir.