Hukuk davalarında davanın hangi mahkemede açılacağı yargılamanın en temel ve başlangıçtaki basamağıdır. Davanın hangi yargı kolundaki mahkemede açılacağının cevabını görev kuralları verir. Medeni usul hukukunda görev kuralları doğrudan kamu düzenine ilişkindir. Bir kuralın kamu düzeninden kaynaklanmasının iki sonucu vardır:
Ayrıca görev kurallarının kamu düzeninden olması sebebiyle taraflar kendi aralarında anlaşarak görevli olmayan bir mahkemeyi görevli hale getiremezler.
Görev kurallarının kamu düzeninden olması sebebiyle, davanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden dikkate alınması zorunludur. Taraflar davanın başında görev itirazında bulunmamış olsa dahi, hakim yargılamanın sonuna kadar mahkemenin görevsiz olduğunu fark ederse davanın usulden reddine karar vermelidir. Çünkü görevli mahkemenin doğru belirlenmesi bir dava şartıdır.
Davanın yanlış mahkemede açılması, davanın esasına girilmeden görevsizlik nedeniyle usulden reddi sonucunu doğurur. Her ne kadar görevsizlik kararından sonra dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi imkanı bulunsa da, bu süreçte geçen süre yargılama hızını olumsuz etkiler.
Sulh hukuk mahkemeleri, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) tarafından belirli dava türleri için özel olarak yetkilendirilmiş mahkemelerdir. Sulh hukuk mahkemelerinin görev alanını belirleyen ilgili Kanun maddesi şu şekildedir:
HMK m. 4: Sulh hukuk mahkemeleri, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın;
a)Kiralanan taşınmazların, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaları,
b)Taşınır ve taşınmaz mal veya hakkın paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin davaları,
c)Taşınır ve taşınmaz mallarda, sadece zilyetliğin korunmasına yönelik olan davaları,
ç) Bu Kanun ile diğer kanunların, sulh hukuk mahkemesi veya sulh hukuk hâkimini görevlendirdiği davaları,
görürler.
Kira ilişkisinden doğan tüm uyuşmazlıklarda görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir. Kira tespit, tahliye, kira bedelinin uyarlanması veya kiralanan taşınmazın tahliyesi gibi davalar, kira bedeline bakılmaksızın bu mahkemenin görev alanındadır.
Ayrıca, birden fazla malik arasındaki mülkiyet birliğini sona erdiren ortaklığın giderilmesi davalarında da sulh hukuk mahkemesi görevlidir.
Kanunda aksine bir düzenleme bulunmadığı sürece, çekişmesiz yargı işleri sulh hukuk mahkemesi tarafından karara bağlanır.

Asliye hukuk mahkemeleri, hukuk davalarında genel görevli mahkemelerdir. Özel bir mahkemenin (örneğin: aile mahkemesi, iş mahkemesi, tüketici mahkemesi…) veya sulh hukuk mahkemesinin görevine girmeyen tüm malvarlığı ve şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. İlgili Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) maddesi şu şekildedir:
HMK m. 2: Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir
Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir.
Taşınmaz mülkiyetine ilişkin en kritik uyuşmazlıklar olan tapu iptali ve tescili davalarında görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Mülkiyet hakkı, oturma hakkı, üst hakkı gibi ayni haklardan doğan davalar ile her türlü maddi ve manevi tazminat talepleri bu mahkemede görülür. Haksız fiilden doğan zararların tazmini veya sözleşmeye aykırılık hallerinde yine görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir.
Asliye hukuk mahkemesi genel görevli mahkeme sıfatını taşır. Genel görevli mahkeme olmasının anlamı, eğer bir davanın hangi mahkemede açılacağı konusunda kanunda özel bir hüküm yoksa, o davanın asliye hukuk mahkemesinde açılması gerektiğidir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 2. maddesi uyarınca, şahıs varlığına ilişkin davalar ile malvarlığına ilişkin uyuşmazlıklarda, aksine bir düzenleme bulunmadıkça görevli mahkeme asliye hukuktur.
Güncel hukuk sistemimizde davanın değerine bakılarak asliye hukuk mahkemesi veya sulh hukuk mahkemesi ayrımı yapılmaz. Dava konusunun değeri ne kadar olursa olsun eğer konu genel hükümlere giriyorsa asliye hukuk mahkemesi, eğer konu kira veya ortaklığın giderilmesi gibi sulh hukukun özel alanına giriyorsa sulh hukuk mahkemesi görevlidir. Yani kısacası, parasal sınır görev kurallarının belirlenmesinde etkili değildir.
Sıklıkla karıştırılan bu iki kavramın üzerinde durmak gerekir. Görev kuralları mahkemenin sıfatını belirler (asliye hukuk, sulh hukuk, aile mahkemesi vb…), yetki kuralları ise mahkemenin coğrafi yerini belirler.
Mahkeme görevsiz olduğuna karar verirse, bu karar kesinleştiği tarihten itibaren iki hafta içinde taraflardan birinin dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerekir. Eğer bu süre içinde talepte bulunulmazsa, dava açılmamış sayılır.
Konu ile ilgili dikkatinizi çekebilecek makalelerimize aşağıda yer verdik. İlgili makaleye ulaşabilmek için başlığın üzerine tıklayabilirsiniz.