Hukuk sistemimizde olağan kanun yollarının son aşaması olan temyiz incelemesi, bölge adliye mahkemeleri tarafından verilen kararların hukuka uygunluk denetiminden geçtiği kısımdır. Temyiz aşamasında vakıa denetimi yapılmaz, aksine verilen kararın hukuk kurallarına uygunluğu denetlenir. Yani temyiz incelemesi, davanın esasına yönelik yeni bir yargılama yapılması anlamına gelmez. Bu aşamada Yargıtay, bölge adliye mahkemesinin kararında bir hukuk kuralının yanlış uygulanıp uygulanmadığını veya eksik uygulanıp uygulanmadığını inceler. Temyiz başvurusu yapılmadan önce, söz konusu kararın temyiz edilebilir nitelikte olup olmadığı ve kanunda öngörülen parasal sınır dahilinde kalıp kalmadığı incelenmelidir.
Yargıtay, hukuka aykırılık kavramı üzerinden bir denetim gerçekleştirir. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması, kararın bozulması için yeterli bir nedendir. Temyiz dilekçesinde, somut olaydaki hangi maddi vakıanın hangi hukuk normuna aykırı düştüğü açıkça belirtilmelidir. Vakıa denetimi yapılmadığı için, delillerin yeniden takdir edilmesi talebi yerine, mevcut delillerin hukuka aykırı şekilde değerlendirilmesinin yarattığı usul hatalarına odaklanılmalıdır.
Her karara karşı temyiz yoluna başvurulamaz. Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) ve Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) uyarınca, belirli bir parasal miktarın altındaki davalara ilişkin istinaf kararları kesindir ve temyiz edilemez. Her yıl güncellenen bu parasal sınır, başvurunun reddedilmemesi için ilk kontrol edilmesi gereken husustur.
Ayrıca Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi, temyiz edilemeyen kararları düzenlemektedir.
Temyiz başvurusu, belirli bir süre içerisinde ve usulüne uygun şekilde yapılmadığı takdirde, esasa girilmeden reddedilir.
Temyiz süresi, bölge adliye mahkemesi kararının taraflara tebliğinden itibaren iki haftadır. Bu süre hak düşürücü niteliktedir ve geçirilmesi halinde karar kesinleşir. Süre hesaplamasında tebliğ günü sayılmaz, ertesi günden itibaren sayım başlar. Sürenin son gününün tatile denk gelmesi durumunda, süre tatilin bittiği ilk iş gününe kadar uzar.
Günümüzde UYAP sistemi üzerinden başvuru yapmak hem hız hem de kayıt güvenliği açısından standart hale gelmiştir. Temyiz yoluna başvururken gerekli harçların tam olarak yatırılması gerekir. Harç ve giderlerin eksik olması durumunda mahkemece verilen 7 günlük kesin süre içinde bu eksikliğin tamamlanması zorunludur; aksi halde temyizden vazgeçilmiş sayılır.
Dilekçenin giriş kısmında, ilk derece mahkemesi ve istinaf aşamasındaki yargılama süreci ile verilen hükmün kısa bir özeti sunulmalıdır. Ardından, kararın neden hukuka aykırı olduğuna dair nedenler sıralanmalıdır. Sadece "karar usul ve yasaya aykırıdır" şeklindeki genel ifadeler, temyiz gerekçesi olarak yeterli görülmeyebilir. Dolayısıyla bozma nedenleri ile somut olay arasında bağlantı kurularak dilekçe hazırlanmalıdır.
Hukuki argümanlar mutlaka bir dayanağa sahip olmalıdır. İlgili kanun maddeleri ve özellikle benzer olaylarda Yargıtay'ın daha önce vermiş olduğu kararlar dilekçeye eklenmelidir. Emsal karar arama ve bunları dilekçeye eklemek, dilekçenin ikna ediciliğini artırır. Yargıtay Hukuk veya Ceza Genel Kurulu kararları ile ilgili dairelerin yerleşik içtihatları, yerel mahkeme kararının neden hatalı olduğunu somutlaştıran en güçlü araçlardır.
Dilekçede ileri sürülen iddialar, dosya içerisindeki somut belgelere dayandırılmalıdır. Özellikle bilirkişi raporlarındaki çelişkiler, duruşma tutanaklarındaki usul hataları veya tanık beyanlarının hükme yanlış yansıması gibi durumlar vurgulanmalıdır.
Temyiz aşamasında kural olarak yeni delil sunulmaz. İlk derece ve istinaf aşamasında sunulmayan vakıalar ve deliller Yargıtay önünde tartışılamaz, yeniden değerlendirilmezler. Ayrıca Yargıtay, temyiz aşamasında tanık da dinlemez.
Dilekçenin son kısmı, mahkemeden neyin talep edildiğinin net bir şekilde ifade edildiği bölümdür.
Sonuç kısmında, bölge adliye mahkemesi kararının hangi nedenlerle bozulması gerektiği ve dosyanın yeniden karar verilmek üzere ilgili mahkemeye gönderilmesi talebi açıkça yazılmalıdır. Eğer kararın düzeltilerek onanması mümkün bir hata varsa (hesap hatası gibi), bu yönde ikincil bir talepte bulunulabilir.
Hukuk sistemimizde aleyhe düzeltme ve bozma yasağı uyarınca, bir hüküm sadece lehine temyiz yoluna başvurulan tarafın zararına olacak şekilde bozulamaz. Ancak bu kuralın uygulanabilmesi için karşı tarafın temyiz başvurusunun bulunmaması şarttır. Eğer her iki taraf da kararı temyiz etmişse, Yargıtay incelemesi sonucunda hükmün taraflardan biri aleyhine bozulması mümkündür. Kamu düzenine ilişkin hususlar ile suç vasfının değişmesi gibi istisnai hallerde bu yasak esneyebileceğinden, strateji oluştururken davanın her iki yönlü risk analizi dikkatle yapılmalıdır.
Başarılı bir temyiz başvurusu, dosyanın tüm seyrini kapsayan bir çerçeve üzerine kurulmalıdır. Bu kapsamda, dilekçede sadece kanun maddelerinin sıralanması yetmez, somut olayla bu ilgili maddeler arasındaki bağ kurulmalıdır.
Temyiz dilekçesi hazırlarken, temyizin hedefinin bölge adliye mahkemesinin kararına itiraz olduğu unutulmamalıdır. Bu nedenle dilekçede, bölge adliye mahkemesinin istinaf başvurusunu neden haksız yere reddettiği veya kurduğu hükümdeki hatalar üzerinde durulmalıdır.
Hukuki güvenliğin sağlanması adına Yargıtay'ın benzer olaylardaki tutumu belirleyicidir. Özellikle içtihadı birleştirme kararları bağlayıcıdır. Dilekçe yazılmadan önce Yargıtay kararı arama süreci yürütülmesi dilekçeyi kuvvetlendirir.