Diğer Makaleler

Hakkımızda

Avukat Mehmet Genç

İstanbul Barosu'na kayıtlı olan Avukat Mehmet Genç, mezun olduğu tarihten bu yana avukatlık mesleğini aralıksız olarak sürdürmektedir. İstanbul Barosu bünyesinde kurduğu avukatlık bürosuyla Ceza Hukuku, Miras Hukuku, Gayrimenkul Hukuku, Bilişim Hukuku başta olmak üzere birçok hukuk alanında avukatlık faaliyeti göstermektedir.

Devamını Oku
İmar Planı Değişikliğine İtiraz Süreci

Plan Türleri ve Hiyerarşi

İmar planları, şehirlerin gelişimini düzenleyen ve yapılaşmaya yön veren temel planlama belgeleridir. Türk planlama sisteminde imar planları, hiyerarşik bir yapı içerisinde hazırlanır ve her alt ölçekli plan, üst ölçekli planlara uygun olmak zorundadır. Bu hiyerarşi, planlama bütünlüğünün ve kamu yararının sağlanması açısından büyük önem taşır.

Nazım – Uygulama İmar Planı Farkları

Nazım imar planı, kentin genel gelişme yönünü, nüfus yoğunluğunu, ulaşım sistemlerini ve ana arazi kullanım kararlarını belirler. Buna karşılık uygulama imar planı, nazım plan kararlarını parsel bazında somutlaştırır ve detaylandırır. Uygulama imar planları, nazım planın çerçevesini aşamaz; üst ölçek plandaki kararlarla çelişmesi durumunda, hukuka aykırılık ve iptal söz konusu olur. Bu fark, plan değişikliklerine karşı açılacak itiraz ve iptal davalarında da kritik bir değerlendirme unsurudur.

Üst Ölçek Planlara Uygunluk

İmar planı değişiklikleri, üst ölçek planlara uygun olmalıdır. Örneğin, bir uygulama imar planı, nazım imar planında belirlenen yoğunluk, ulaşım ve yeşil alan kararlarını ihlal edemez. Üst ölçek planlara aykırı plan değişiklikleri, şehircilik ilkelerine ve kamu yararına aykırılık oluşturur ve idari yargı denetiminde iptal edilme riski taşır. Bu nedenle, plan değişikliği hazırlayan idareler, üst plan kararlarını titizlikle incelemek zorundadır.

Askı Süreci ve İtiraz

İmar planı değişiklikleri, kamuoyunun bilgisine sunulmak üzere askıya çıkarılır ve bu aşamada vatandaşların, meslek odalarının ve ilgili kurumların görüş bildirmesi için belirli bir süre tanınır. Bu süreye askı süresi imar mevzuatında açıkça belirtilmiş olup, en az 30 gün olarak uygulanır. Askı süresi boyunca plan, herkesin incelemesine açık tutulur ve hukuka aykırı veya eksik görülen yönleri hakkında itirazda bulunma imkânı tanır. Bu süreç, demokratik planlama ilkesinin ve şeffaflığın sağlanması açısından kritik öneme sahiptir; ayrıca askı süresi imar planının uygulanabilirliği ve hukuki dayanağı açısından doğrudan etki yaratır.

Askı İlanı, Süre ve Usul

Belediye veya yetkili idare, imar planlarını en az 30 gün süreyle askıya çıkarır ve bu askı süresini uygun şekilde ilan eder. Askı ilanının usulüne uygun yapılması, itirazların geçerliliği ve dava sürelerinin başlaması açısından büyük önem taşır. Usulsüz ilan veya askıya çıkarmama, planın hukuka aykırı olmasına ve iptal davalarında lehine delil olarak kullanılmasına yol açabilir.

İtiraz Dilekçesi ve Ekler

Askı süresi içinde yapılan itirazlar, yazılı itiraz dilekçesi ile sunulmalıdır. Dilekçede, planın hangi yönlerden hukuka aykırı olduğu açık ve net şekilde belirtilmelidir. Ayrıca, tapu kayıtları, plan örnekleri, teknik raporlar ve fotoğraflar gibi destekleyici belgeler eklenmelidir. İyi hazırlanmış bir itiraz dilekçesi, hem idare içinde hem de olası dava sürecinde itirazın etkinliğini artırır.

İptal Davası Şartları

Askı süresinde yapılan itiraz reddedildiğinde veya zımnen reddedilmiş sayıldığında, ilgililer plan iptal davası açabilir. İptal davası, idari işlemin hukuka uygunluğunu denetler ve plan değişikliğinin iptal edilmesini sağlayabilir. Bu davalarda, hukuka aykırılık gerekçelerinin açık ve somut olarak ortaya konulması, davanın başarı şansını artırır.

Dava Ehliyeti, Süre ve Yetkili Mahkeme

İmar planı iptal davalarında dava açma ehliyeti, taşınmaz sahipleri, kiracılar, meslek odaları ve menfaati ihlal edilen diğer kişiler için geçerlidir. Dava, planın kesinleşmesinden itibaren 60 gün içinde, planı onaylayan idarenin bulunduğu yerdeki idare mahkemesinde açılmalıdır. Süreye uyulmaması, dava hakkının kaybına yol açabilir.

Planlama İlkeleri ve Şehircilik Esasları

Mahkemeler, plan değişikliklerini denetlerken planlama ilkeleri, şehircilik ilkeleri ve esasları ölçütlerini göz önünde bulundurur. Kişiye özel, rant amaçlı veya kamu yararını zedeleyen plan değişiklikleri hukuka aykırı sayılır. Bu nedenle, iptal davalarında şehircilik ve planlama ilkelerine aykırılık somut olarak gösterilmelidir.

Bilirkişi ve Teknik İnceleme

İmar planı iptal davaları genellikle teknik bilgi ve uzmanlık gerektirir. Mahkemeler, plan değişikliklerinin şehircilik ilkelerine uygunluğunu tespit etmek için bilirkişi şehir planlama uzmanına başvurur. Bu bilirkişi, planın mevcut altyapı, ulaşım, arazi kullanımı ve sosyal donatı alanları açısından detaylı analizini yapar. Hazırlanan bilirkişi raporu, mahkemenin planın hukuka uygunluğunu değerlendirmesinde kritik bir delil niteliği taşır ve dava sonucunu doğrudan etkileyebilir. Ayrıca, bilirkişi incelemesi, plan değişikliklerinin hem teknik hem de şehircilik perspektifinden objektif olarak incelenmesini sağlar.

Ulaşım, Yoğunluk, Sosyal Donatı Analizleri

Bilirkişi incelemelerinde; nüfus ve yapı yoğunluğu, ulaşım altyapısı, yeşil alanlar ve sosyal donatı alanları detaylı olarak incelenir. Bu unsurlarda dengesizlik yaratan plan değişiklikleri, iptal sebebi olarak mahkeme tarafından dikkate alınır. Planın yaşam kalitesini ve kamu yararını olumsuz etkileyip etkilemediği bu analizlerle ortaya konur.

Çevresel Etkiler ve Raporlar

Plan değişikliğinin çevresel etkileri de yargısal denetimde önemlidir. Çevresel etki raporu ve çevresel analizler, planın ekolojik etkilerini ve sürdürülebilirlik kriterlerini ortaya koyar. Çevreye zarar veren veya doğal kaynakları tehdit eden plan değişiklikleri, iptal gerekçesi oluşturur.

Yürütmeyi Durdurma Kriterleri

İmar planı değişiklikleri uygulanmaya başladığında geri dönüşü zor veya imkânsız zararlar doğurabilir. Bu nedenle dava sürecinde yürütmenin durdurulması plan talep edilebilir. Mahkeme, bu talebi değerlendirirken işlemin açık hukuka aykırılığı ve telafisi güç zarar doğurma ihtimali gibi kriterleri birlikte inceler.

Telafisi Güç Zarar – Açık Hukuka Aykırılık

Yürütmenin durdurulması için, işlemin açıkça hukuka aykırı olması ve uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararlar doğurma ihtimali bulunmalıdır. Bu iki kriter birlikte gerçekleştiğinde mahkeme, plan değişikliğinin uygulanmasını geçici olarak durdurabilir.

Ölçülülük ve Kamu Yararı Dengesi

Mahkemeler, imar planı değişikliklerini incelerken kamu yararı ölçülülük ilkesini göz önünde bulundurur. Bu ilke, planın hem toplumun genel çıkarına hizmet etmesini hem de bireysel çıkarların orantılı ve dengeli şekilde değerlendirilmesini sağlar. Bireysel veya özel menfaatleri ön plana çıkaran, kamu yararını zedeleyen plan değişiklikleri, hukuka aykırı kabul edilir. Kamu yararı ölçülülük dengesi, mahkemelerin yürütmeyi durdurma veya iptal kararlarını verirken temel değerlendirme kriterlerinden biridir.

İptal Sonrası İşlemler

İmar planının iptal edilmesi hâlinde, plan değişikliği hukuken ortadan kalkar. İdare, mahkeme kararına uygun olarak planı uygulamaktan vazgeçmek ve eski plan hükümlerine dönmek zorundadır. İptal kararı, plan değişikliğinin doğurduğu tüm hukuki sonuçları da etkiler.

Geri Alma – Yeni Plan Süreci

İptal kararından sonra idare ya eski plan hükümlerine döner ya da mahkeme gerekçelerine uygun şekilde yeni bir plan süreci başlatır. Yeni planlama sürecinde, önceki hukuka aykırılıkların tekrarlanmaması ve şehircilik esaslarına uygunluk büyük önem taşır.

Tazmin talepleri ve Uygulama

İptal edilen imar planı nedeniyle kişilerin maddi veya manevi zarara uğraması hâlinde, idare aleyhine tam yargı davası açılabilir. Tazminat talepleri, iptal kararından bağımsız olarak değerlendirilir ve zararın tespitine göre hesaplanır. Bu, plan değişikliğinin olumsuz etkilerinin giderilmesini sağlar.

Konu ile ilgili dikkatinizi çekebilecek makalelerimize aşağıda yer verdik. İlgili makaleye ulaşabilmek için başlığın üzerine tıklayabilirsiniz.

Şimdi ara