Boşanma sonrasında kadının hangi soyadını kullanacağı Türk Medeni Kanunu’nda açık şekilde düzenlenmiştir. Kanuna göre kadın, evlilik sona erdiğinde evlenmeden önceki soyadına kendiliğinden döner. Ancak belirli şartların varlığı hâlinde, eski eşin soyadını kullanmaya devam etmesi mahkeme kararıyla mümkün olabilir.
Eski eşin soyadını kullanma durumuna devam edilebilmesi için Türk Medeni Kanunu’na göre kadının bu konuda meşru bir menfaatinin bulunması ve talebin haklı bir sebebe dayanması gerekir. Bu şartlar, mahkemenin talebi kabul edip etmeyeceğine karar verirken dikkate aldığı temel kriterlerdir.
Mahkemeler, boşanma sonrası soyadı kullanma taleplerini incelerken çocuğun üstün yararı da dikkate alınır. Anne ile çocuğun aynı soyadını taşıması; aidiyet duygusu, psikolojik güven ve günlük işlemlerin kolay yürütülmesi açısından çocuğun lehine olabilir.
Bu nedenle, annenin eski eşinin soyadını kullanma talebi çocuğun sosyal ve duygusal ihtiyaçlarını destekliyorsa, bu durum talebin haklılığını güçlendirir. Ancak çocuğun üstün yararı tek başına belirleyici olmayıp, annenin meşru menfaati ile birlikte değerlendirilir.
Boşanma sonrası eski eşin soyadını kullanma talebi, aile mahkemesinde açılacak bir dava ile ileri sürülür. Davanın kabul edilebilmesi için kadının meşru menfaatini ve haklı sebebini somut şekilde ortaya koyması gerekir. Mahkeme, talebin eski eşin kişilik haklarına zarar verip vermeyeceğini de ayrıca değerlendirir.
Dava açılırken genellikle şu belgeler sunulur:
Gerekçe yazımı, soyadı kullanma davasının en kritik bölümüdür ve kadının eski eşinin soyadını neden kullanmak istediğini somut, açık ve makul gerekçelerle ortaya koymalıdır. Bu bölümde mesleki tanınırlık, iş ilişkilerinin bu soyadıyla yürütülmesi, soyadı değişikliğinin kariyer veya günlük yaşamda yaratacağı zorluklar ile varsa çocuğun üstün yararı kısa ve anlaşılır şekilde açıklanır. Gerekçeyi desteklemek amacıyla sunulan deliller ise talebin ispatı açısından önem taşır. Bu kapsamda; mesleki belgeler, iş ilişkilerinin soyadıyla bağlantısını gösteren dokümanlar, boşanma kararı, nüfus kayıt örnekleri, gerektiğinde tanık beyanları ve çocuğa ilişkin destekleyici belgeler dosyaya eklenir. Bu deliller, mahkemenin gerekçeyi somut olarak değerlendirmesine yardımcı olur ve talebin kabul edilme ihtimalini güçlendirir.
Nüfus ve aile kayıt örnekleri, soyadı kullanma davasında kimlik ve aile bağlarının resmi olarak doğrulanması için sunulan temel belgelerdir. Bu belgeler, kadının mevcut soyadı durumunu, boşanmanın nüfus kayıtlarına işlenip işlenmediğini ve varsa çocukların soyadı ile anne-çocuk ilişkisini açıkça gösterir.

Boşanma sonrası eski eşin soyadını kullanma davasında görevli ve yetkili mahkeme, Türk Medeni Kanunu ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre belirlenir. Bu tür davalar aile mahkemelerinde görülür. Eğer yerel olarak aile mahkemesi yoksa, asliye hukuk mahkemesi yetkili mahkeme olarak davayı görür.
Yetki bakımından ise dava, davalının yerleşim yeri veya davacının yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir. Mahkeme, hem görev hem de yetki açısından uygunluk sağlandığında talebi esas olarak değerlendirir ve karar verir.
Boşanma sonrası eski eşin soyadını kullanma davaları, aile mahkemesi yetkisi kapsamında görülür. Bölgedeki aile mahkemesi bulunmadığında ise dava, asliye hukuk mahkemesinde açılır. Yetki bakımından dava, genellikle davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılır; bazı durumlarda davacının yerleşim yeri de yetkili sayılabilir. Mahkeme, hem aile mahkemesi yetkisi hem de yetki kuralları açısından uygunluğu değerlendirerek davayı esasına göre inceler ve karar verir.
Boşanma sonrası eski eşin soyadını kullanma davasında kanunda özel bir süre sınırlaması bulunmamaktadır; yani kadın, boşanmanın kesinleşmesinden sonra dilediği zaman dava açabilir. Ancak dava, açılabilir nitelikte ve dayanakları somut şekilde hazırlanmış olmalıdır.
Usul açısından, dava aile mahkemesine yazılı dilekçe ile açılır. Dilekçede talebin gerekçeleri ve dayanak deliller açıkça belirtilmeli, ekler (boşanma kararı, nüfus kayıt örnekleri, mesleki belgeler vb.) eksiksiz sunulmalıdır. Mahkeme, dilekçeyi ve eklerini inceledikten sonra davayı esas yönünden değerlendirir ve tarafları bilgilendirerek duruşma sürecini başlatır.
Boşanma sonrası eski eşin soyadını kullanma davasında, talebin mahkeme tarafından kabul edilmesi için iddiaların somut delillerle desteklenmesi gerekir. Bu kapsamda sunulan deliller, davacının meşru menfaatini, haklı sebebini ve varsa çocuğun üstün yararını kanıtlamaya yöneliktir.
İspat araçları arasında; mesleki belgeler, iş yazışmaları, akademik yayınlar, kartvizit veya web sitesi örnekleri, boşanma kararı, nüfus kayıtları, tanık beyanları ve çocuğa ilişkin destekleyici belgeler yer alır. Mahkeme, bu delilleri tüm yönleriyle değerlendirerek, davacının iddialarının gerçekliğini ve eski eşin haklarına zarar verip vermeyeceğini inceler. Sonuç olarak karar, delillerin ağırlığı ve somutluğu dikkate alınarak verilir.
Bu tür deliller arasında; mesleki kartvizitler, iş sözleşmeleri, web sitesi veya sosyal medya hesapları, akademik yayınlar, markaya veya işletmeye ait tanıtım materyalleri ve sektördeki tanınırlığı gösteren belgeler yer alır. Sunulan bu belgeler, davacının eski soyadını kullanmaya devam etmesinin haklı ve korunmaya değer bir menfaat olduğunu kanıtlamada doğrudan etkili olur.
Boşanma sonrası eski eşin soyadını kullanma davalarında mahkeme, talebin kabul edilmesinin eski eş üzerinde yaratabileceği olası zararları da değerlendirir. Bu kapsamda, soyadının kullanımı nedeniyle karıştırılma ihtimali, yani üçüncü kişilerin tarafları veya çocukları birbirine karıştırma olasılığı dikkate alınır.
Mahkeme, ayrıca soyadının kullanılmasının eski eşin kişilik haklarına, itibarına veya sosyal ve ekonomik hayatına olumsuz etkileri olup olmadığını inceler. Eğer soyadının devamı ciddi bir karışıklık veya zarar riski yaratıyorsa, talep reddedilebilir; ancak zarar riski düşük ve kadının meşru menfaati belirginse, soyadını kullanmaya devam etmesine izin verilebilir.
Mahkeme, davayı kabul ederse kadının eski eşin soyadını kullanmasına resmî olarak izin verilir ve nüfus kayıtlarına işlenir. Karar reddedilirse soyadının kullanımı mümkün olmaz. Kararın uygulanması, mahkeme tarafından belirlenen koşullara uygun şekilde gerçekleştirilir.
Boşanma sonrası eski eşin soyadını kullanma davasında mahkeme kararı kesinleştiğinde, hüküm resmî olarak nüfus kayıtlarına işlenir. Bu işlem, kadının soyadının resmi belgelerde ve kimlikte güncellenmesini sağlar. Nüfus kayıtlarına işlenme, kararın uygulanmasını güvence altına alır ve tarafların resmi işlemlerde soyadını doğru şekilde kullanabilmesine imkân tanır.
Boşanma sonrası eski eşin soyadını kullanma izni, mahkeme kararıyla verilir; ancak ilerleyen süreçte koşullar değişirse kararın kaldırılması veya değiştirilmesi mümkündür. Örneğin, kadının soyadını kullanmasının artık meşru bir menfaat sağlamaması, eski eşin haklarına zarar vermesi veya yeni durumların ortaya çıkması hâlinde, mahkemeye başvurarak kararın iptali veya tadili talep edilebilir. Mahkeme, değişen şartları değerlendirerek kararın uygulanabilirliğini yeniden inceleyip hükmü güncelleyebilir.
Boşanma sonrası soyadı kullanma davalarında sık yapılan hatalar arasında eksik delil sunmak, gerekçeyi yetersiz açıklamak ve nüfus kayıt örneklerini güncel temin etmemek yer alır. Ayrıca, talebin çocuğun üstün yararı ve eski eşin hakları açısından yeterince açıklanmaması da davanın reddedilmesine yol açabilir.
Pratik ipuçları olarak, tüm delilleri eksiksiz toplamak, gerekçeyi somut ve açık şekilde yazmak, nüfus ve aile kayıtlarını güncel almak ve mahkeme usulüne uygun dilekçe hazırlamak önemlidir. Ayrıca, mesleki tanınırlık veya marka değeri gibi özel durumlar varsa, bu belgeleri dosyaya eklemek talebin kabul şansını artırır.
Boşanma sonrası soyadı kullanma davalarında sık yapılan hatalardan biri, talebin yetersiz veya soyut gerekçelerle açılmasıdır. Mahkeme, davayı değerlendirirken kadının meşru menfaatini, haklı sebebini ve varsa çocuğun üstün yararını somut delillerle görmek ister.
Gerekçeler net ve somut olarak belirtilmediğinde, dava eksik veya dayanıksız kabul edilir ve reddedilme riski artar. Bu nedenle talep dilekçesinde, soyadının değiştirilmesinin yaratacağı olumsuz etkiler ve haklı gerekçeler açık şekilde ortaya konmalıdır.
Boşanma sonrası soyadı kullanma davalarında bir diğer sık hata, kadının meşru menfaatini delilsiz iddia etmesidir. Mahkeme, talebin kabulü için menfaatin somut ve kanıtlanabilir olduğunu görmek ister.
Sadece “kariyerim etkilenir” veya “tanınırlığım devam etsin” gibi soyut ifadeler yeterli değildir. Mesleki belgeler, iş sözleşmeleri, akademik yayınlar veya marka/tanınırlıkla ilgili dokümanlar gibi kanıtlar sunulmadan yapılan iddialar, davanın reddine yol açabilir. Bu nedenle menfaatin varlığını gösteren delillerin dosyaya eklenmesi kritik öneme sahiptir.
Konu ile ilgili dikkatinizi çekebilecek makalelerimize aşağıda yer verdik. İlgili makaleye ulaşabilmek için başlığın üzerine tıklayabilirsiniz.