Diğer Makaleler

Hakkımızda

Avukat Mehmet Genç

İstanbul Barosu'na kayıtlı olan Avukat Mehmet Genç, mezun olduğu tarihten bu yana avukatlık mesleğini aralıksız olarak sürdürmektedir. İstanbul Barosu bünyesinde kurduğu avukatlık bürosuyla Ceza Hukuku, Miras Hukuku, Gayrimenkul Hukuku, Bilişim Hukuku başta olmak üzere birçok hukuk alanında avukatlık faaliyeti göstermektedir.

Devamını Oku
Trafik Kazası Tazminatı Nasıl Hesaplanır?

Tazminat Türleri ve Kapsam

Trafik kazaları sonucunda ortaya çıkan zararlar, yalnızca araç hasarıyla sınırlı olmayıp kişinin bedeni, ekonomik geleceği ve manevi dünyası üzerinde de etkiler doğurabilir. Bu zararların giderilmesi amacıyla açılan davalarda trafik kazası tazminatı hesaplama süreci, zararın türüne ve kapsamına göre farklı kriterlere dayanır. Tazminat talepleri, hem maddi hem de manevi zararları kapsayabilir. "Maddi ve Manevi Tazminat Davası" başlıklı makalemize buradan ulaşabilirsiniz.

"Trafik Kazası Sebebiyle Tazminat Davası" başlıklı makalemize buradan ulaşabilirsiniz.

Destekten Yoksun Kalma – Bedensel Zarar – Maddi Zarar

Ölümlü trafik kazalarında en sık karşılaşılan tazminat türü destekten yoksun kalma tazminatıdır. Bu tazminat, hayatını kaybeden kişinin sağlığında maddi destek sağladığı kişilerin uğradığı ekonomik kaybı telafi etmeyi amaçlar. Yaralanmalı kazalarda ise geçici veya sürekli iş göremezlik, tedavi giderleri ve kazanç kaybı gibi bedensel zararlar gündeme gelir. Maddi zararlar, belgelenebilir ve ölçülebilir kayıpları ifade eder.

Manevi Tazminat Koşulları

Manevi tazminat trafik kazası nedeniyle yaşanan acı, elem ve ızdırabın bir nebze giderilmesi amacıyla talep edilir. Manevi tazminat trafik kazası kapsamında, özellikle ölüm veya ağır yaralanma hallerinde gündeme gelir. Hakim, olayın ağırlığını, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını dikkate alarak hakkaniyete uygun bir miktar belirler.

Hesaplamanın Temel Parametreleri

Trafik kazası tazminatı hesaplama sürecinde dikkate alınan temel parametreler, zararın gerçek boyutunun ortaya konulması açısından büyük önem taşır. Kazanın meydana geliş şekli, tarafların kusur durumu, zarar görenin yaşı, mesleği, düzenli geliri ve yaşam beklentisi birlikte değerlendirilir. Ayrıca kazanın ölümle mi yoksa yaralanmayla mısonuçlandığı da hesaplama yöntemini doğrudan etkiler. Bu parametrelerden herhangi birinin eksik veya hatalı değerlendirilmesi, tazminatın olması gerekenden düşük ya da yüksek hesaplanmasına neden olabilir. Bu nedenle hesaplama süreci teknik bilgi ve yargı içtihatları ışığında yürütülmelidir.

Aktüerya: Yaşam Tablosu, İskonto, Kusur

Tazminat miktarının belirlenmesinde aktüerya raporu merkezi bir rol oynar. Aktüerya hesaplamalarında, zarar görenin veya ölen kişinin muhtemel yaşam süresi yaşam tabloları aracılığıyla belirlenir. Bu süre boyunca elde edilecek gelirlerin bugünkü değere indirgenmesi için iskonto uygulanır. Ayrıca tarafların kusur oranları da aktüerya hesabına dahil edilir. Kusur oranı, hesaplanan tazminat tutarından indirim yapılmasına yol açabilir ve bu nedenle son derece belirleyici bir unsurdur.

Gelir Kabulü, Artış Oranı ve Asgari Ücret Etkisi

Tazminat hesabında esas alınacak gelir, mümkünse resmi belgelerle ispatlanmalıdır. Bordro, vergi kaydı veya banka kayıtları bulunmayan durumlarda mahkemeler, genellikle asgari ücret üzerinden hesaplama yapar. Bu durum, özellikle kayıt dışı çalışanlar açısından önemlidir.

Gelirin yıllar içindeki artış oranı ve ekonomik göstergeler de dikkate alınarak uzun vadeli projeksiyon yapılır. Yanlış gelir kabulü veya hatalı artış oranı kullanılması, ciddi hesaplama uyuşmazlıklarına neden olabilir.

Deliller ve Raporlama

Trafik kazası tazminat davalarında delil yükü büyük ölçüde talepte bulunan tarafa aittir. Zararın varlığı, miktarı ve kazayla illiyet bağı mutlaka somut delillerle ortaya konulmalıdır. Bu kapsamda resmi belgeler, tanık beyanları ve uzman raporları önem taşır.

Delillerin zamanında ve eksiksiz sunulması, davanın sağlıklı ilerlemesini sağlar. Eksik delil sunulması, tazminat miktarının düşmesine veya talebin reddine yol açabilir.

Kaza Tespit Tutanağı, Bilirkişi/Aktüer Raporu

Kaza tespit tutanağı, kazanın oluş şekli ve ilk kusur değerlendirmesini içeren temel belgedir. Ancak bu tutanak tek başına kesin delil niteliği taşımaz. Yargılama sürecinde teknik konuların açıklığa kavuşturulması için bilirkişi ve aktüer raporları alınır.

Bu raporlar doğrultusunda kusur dağılımı ve tazminat miktarı belirlenir. Taraflar, raporlara karşı kusur oranı itirazı yaparak yeniden değerlendirme talep edebilir.

Sağlık Raporları, Engellilik Oranı

Yaralanmalı kazalarda alınan sağlık kurulu raporları, zarar görenin kalıcı bir sakatlık yaşayıp yaşamadığını ortaya koyar. Bu raporlarda belirlenen engellilik oranı, sürekli iş göremezlik tazminatının temelini oluşturur.

Engellilik oranının yanlış veya eksik belirlenmesi, tazminatın doğrudan hatalı hesaplanmasına neden olur. Bu nedenle raporların uzman sağlık kurullarından alınması büyük önem taşır.

Sigorta Limitleri ve Rücu

Trafik kazasından doğan zararlar öncelikle sigorta şirketi tarafından karşılanır. Ancak sigorta şirketinin sorumluluğu, poliçe kapsamında belirlenen limitlerle sınırlıdır. Bu limitlerin aşılması halinde zarar, kusurlu sürücü veya araç işleteninden talep edilir.

Bazı durumlarda sigorta şirketi, yaptığı ödemeyi kusurlu tarafa rücu edebilir. Bu durum, özellikle ağır ihlallerde sıkça gündeme gelir.

ZMSS Teminat Limitleri ve İstisnalar

Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası, belirli bir ZMSS teminat limiti dahilinde maddi ve bedensel zararları karşılar. Bu limitler her yıl güncellenir ve kazanın niteliğine göre farklılık gösterebilir.

Limitlerin yetersiz kaldığı durumlarda, zarar görenin kalan alacağı için doğrudan kusurlu kişilere başvurması gerekir. Ayrıca bazı haller sigorta teminatı dışında bırakılmıştır.

Alkol/Kaçakçılık İstisnası, Rücu Davası

Kazanın alkol etkisi altında meydana gelmesi veya kaçakçılık gibi suç teşkil eden bir fiil sırasında gerçekleşmesi, sigorta bakımından istisna oluşturur. Sigorta şirketi bu durumlarda zarar görene ödeme yaptıktan sonra kusurlu sürücüye karşı rücu davası açabilir.

Bu rücu davaları, sürücüler açısından yüksek meblağlı mali sorumluluklar doğurabilir ve uzun süreli hukuki süreçlere yol açabilir.

Usul ve Süreç

Trafik kazası tazminat talepleri, belirli zamanaşımı sürelerine tabidir. Bu süreler kazanın niteliğine ve talep edilen tazminat türüne göre değişebilir. Sürelerin kaçırılması, dava hakkının tamamen kaybedilmesi sonucunu doğurur.

Bu nedenle sürecin başından itibaren hukuki yol haritasının doğru çizilmesi önemlidir.

Arabuluculuk Zorunluluğu ve Anlaşma Tutanağı

Güncel mevzuat gereği, sigorta kaynaklı tazminat taleplerinde dava açılmadan önce arabuluculuk trafik davası kapsamında başvuru yapılması zorunludur. Arabuluculuk süreci, tarafların daha kısa sürede ve daha az masrafla anlaşmasını hedefler.

Anlaşma sağlanması halinde düzenlenen tutanak, mahkeme kararı niteliğinde olup icra edilebilir.

"Arabuluculuk Nedir?" başlıklı makalemize buradan ulaşabilirsiniz.

Asliye Ticaret/Tüketici Görevi ve Yetki

Sigorta şirketine karşı açılacak davalarda görevli mahkeme kural olarak Asliye Ticaret Mahkemesidir. Ancak zarar görenin tüketici sıfatı bulunuyorsa Tüketici Mahkemeleri de görevli olabilir.

Yetkili mahkeme ise kazanın meydana geldiği yer, davalının yerleşim yeri veya sigorta şirketinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesidir.

Sık Hata ve İtirazlar

Trafik kazası tazminat davalarında uygulamada en sık karşılaşılan hatalardan biri, delillerin eksik veya hatalı sunulmasıdır. Özellikle kazanın oluş şekli, kusur oranı ve zarar miktarını gösteren belgelerin doğru şekilde dosyaya eklenmemesi, mahkemenin tazminat talebini eksik değerlendirmesine yol açabilir. Ayrıca aktüerya raporu ve sağlık raporlarındaki teknik detayların yanlış yorumlanması da sık rastlanan sorunlardandır.

Yanlış kusur oranı belirlenmesi, eksik gelir kabulü veya iskonto ve artış oranlarında yapılan hatalar, tazminat miktarının düşmesine neden olabilir. Bu durumlarda kusur oranı itirazı veya gelir tespitine yönelik hukuki başvurular kritik öneme sahiptir. Sürücüler ve avukatlar, sürecin her aşamasında bu tür hataları kontrol ederek itiraz haklarını kullanmalıdır.

Yanlış Kusur Oranı – Eksik Gelir Kabulü

Trafik kazası tazminatlarında kusur oranı, tazminat miktarını doğrudan etkileyen en kritik unsurlardan biridir. Mahkeme veya sigorta şirketi tarafından belirlenen kusur oranı, kazanın oluş şekline, delillere ve tarafların davranışlarına göre hesaplanır. Ancak uygulamada yanlış kusur oranı belirlenmesi sık görülen bir hatadır. Örneğin, sürücünün asıl kusurlu olduğu bir durumda düşük kusur oranı verilmesi, destekten yoksun kalma veya bedensel zarar tazminatının eksik hesaplanmasına yol açabilir.

Benzer şekilde, zarar görenin geliri yanlış veya eksik kabul edilirse tazminat tutarı ciddi şekilde düşer. Özellikle serbest meslek sahipleri veya düzensiz gelir elde eden kişilerde, gelir belgelerinin eksik veya hatalı sunulması sık karşılaşılan bir durumdur. Bu gibi hallerde kusur oranı itirazı veya gelir tespitine ilişkin ek deliller sunulması, tazminatın hakkaniyete uygun şekilde hesaplanması için kritik önemdedir.

Ek olarak, aktüerya raporlarındaki varsayımlar, iskonto ve artış oranlarıyla birlikte değerlendirilmediğinde de eksik tazminat riski ortaya çıkar. Bu nedenle dava sürecinde her parametrenin doğru şekilde analiz edilmesi ve mahkemeye sunulması gerekir.

İskonto – Artış Oranı Uyuşmazlıkları

Aktüerya raporlarıyla yapılan trafik kazası tazminatı hesaplamalarında iskonto ve artış oranları, taraflar arasında sıkça uyuşmazlık konusu olur. İskonto, gelecekteki gelirlerin bugünkü değere indirilmesini sağlar; artış oranı ise yıllık gelir artışlarını hesaba katar. Bu oranların yanlış veya güncel ekonomik verilere uygun olmadan belirlenmesi, tazminat miktarının hatalı hesaplanmasına neden olabilir.

Örneğin, yıllık gelir artışı düşük kabul edilirse, destekten yoksun kalma tazminatı eksik kalır; aşırı yüksek oran belirlenirse, gereğinden fazla tazminat talebi oluşur ve mahkeme tarafından düzeltme yapılabilir. Taraflar, bu hesaplamalara itiraz edebilir ve gerekirse yeni bir aktüerya raporu alınmasını talep edebilir.

Şimdi ara