Yeni bir girişime adım atarken iş modeline göre en uygun adımları atmak gerekir. Şirket kuruluşu aşamasında verilen kararlar; ortakların kişisel mal varlıklarının korunmasından, şirketin vergi yüküne ve gelecekteki yatırım alma potansiyeline kadar her şeyi belirler. Bu aşamada da hangi yapıyla yola çıkılacağı en temel durumdur. Seçilecek tür, sadece bir isimden ibaret olmayıp, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu (VUK) kapsamında farklı rejimlere tabidir.
Şahıs, LTD, AŞ fark analizi yaparken üç temel sacayağına bakılmalıdır:
Kısa sürede büyüme, dışarıdan fon sağlama hedefi olan girişimlerde Anonim Şirket (A.Ş.) yapısı en uygun seçenektir. A.Ş.’lerde hisse devrinin kolaylığı ve hamiline yazılı pay çıkarabilme imkanı, yatırımcılar için güvenli bir altyapı sunar. Şahıs şirketleri ise düşük operasyonel maliyet sunsa da kurumsallaşma, prestij ve marka devri süreçlerinde sınırlı kalmaktadır.
Şirket ana sözleşmesi, şirketin işleyiş kurallarını belirleyen ve ticaret siciline tescil edilen temel belgedir. Standart metinler yerine, girişimin ihtiyaçlarına göre özelleştirilmiş ana sözleşme maddeleri hazırlamak, ortaklar arası hukuki güvenliği sağlar.
Şirketin faaliyet alanı ana sözleşmede geniş bir perspektifle tanımlanmalıdır. Ruhsat alımları veya bankacılık işlemlerinde, ana sözleşmede yer almayan bir faaliyet dalı engel teşkil edebilmektedir.
Temsil noktasında ise imza yetkisinin "münferit" mi yoksa "müşterek" mi kullanılacağı, temsilcilerin yetki sınırları ve şirketi borç altına sokma limitleri net bir şekilde düzenlenmelidir.
Hisse devri usulleri şirket türüne göre değişir.
Limited (LTD) şirketlerde devir için genel kurul onayı ve noter tasdiki zorunluyken; A.Ş.’lerde nama yazılı paylarda devir, pay defterine kayıtla daha hızlı tamamlanır. Ortaklar arası dengeyi korumak amacıyla ana sözleşmeye önalım hakkı veya birlikte satma hakkı gibi hükümlerin eklenmesi, istenmeyen üçüncü kişilerin ortaklığa girmesini önlemek adına önemlidir.
Şirketin yönetim organları, karar alma mekanizmalarının hızını ve hukuki geçerliliğini belirler.
Yönetim organı, tüm yetkileri kendi üzerinde tutmak yerine bir "İç Yönerge" aracılığıyla yetkilerini profesyonel yöneticilere devredebilir. Usulüne uygun yapılan yetki devri, yönetim kurulu üyelerini operasyonel hatalardan kaynaklanan hukuki ve cezai sorumluluklara karşı belirli sınırlar dahilinde korur.
Sermayenin belirli bir oranına sahip olan ortaklar "azınlık" olarak tanımlanır. Bu oran Türk Ticaret Kanunu'nun 441. maddesine göre şu şekilde düzenlenmiştir:
TTK m. 411/1: Sermayenin en az onda birini, halka açık şirketlerde yirmide birini oluşturan pay sahipleri...
Azınlık hakları, finansal tabloların incelenmesi, özel denetçi istenmesi ve haklı sebeple fesih davası açma gibi yetkileri kapsar. Ayrıca, ortaklıktan çıkma ve çıkarılma şartlarının sözleşmede netleştirilmesi, "kilitlenme" durumlarını önler.

Şirketin kuruluşu için gerekli olan ekonomik temel, ortakların sermaye koyma borcu ile oluşturulur. Türk Ticaret Kanunu uyarınca; sermaye, nakit olabileceği gibi ayni (taşınmaz, fikri mülkiyet, makine vb.) de olabilir.
Nakit sermaye taahhüt edildiğinde, A.Ş.'lerde tescilden önce bir kısmının bloke edilmesi zorunluluğu dikkate alınmalıdır. Ayni sermaye konulacaksa, mahkemece atanacak bilirkişi marifetiyle değerleme yapılması ve bu varlıklar üzerinde haciz veya rehin gibi herhangi bir sınırlama bulunmaması şarttır.
Sermayenin tamamının şirket kuruluşunda ödenmesi şart değildir. Nakit olarak taahhüt edilen payların bedellerinin en geç 24 ay içinde ödenmesi gerekir. Bu takvime uyulmaması, ortağın temerrüde düşmesine ve ortaklıktan çıkarma sürecinin başlamasına neden olabilir.
Günümüzde KVKK uyumu şirket yapısı için opsiyonel değil, yasal bir zorunluluktur. Müşteri ve çalışan verilerinin işlenmesi, saklanması ve imha politikalarının oluşturulması gerekir. Ayrıca Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun kapsamında ticari ileti izinleri yönetilmeli; faaliyet alanına göre özel lisanslar alınmalıdır.
Eğer şirket satışlarını internet üzerinden yapacaksa, Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliği’ne uygun ön bilgilendirme formları ve mesafeli satış sözleşmeleri hazırlamak zorundadır. Tüketici haklarının korunması kapsamında cayma hakkı ve iade süreçlerinin hukuki altyapısı kurulmalıdır.
Şirketin ticari ilişkileri, ispat gücü yüksek yazılı sözleşmelerle teminat altına alınmalıdır. Hukuki altyapısı eksik olan ilişkiler, işletme için öngörülemez durumların yaşanmasına neden olabilir.
Tedarikçilerle yapılan sözleşmelerde teslim şartları ve cezai şartlar netleştirilmelidir. Şirketin ticari sırlarını ve müşteri portföyünü korumak adına gizlilik sözleşmeleri aktif olarak kullanılmalıdır. Ayrıca, kilit personelin veya ortakların ayrıldıktan sonra benzer bir faaliyetle şirkete zarar vermesini önlemek amacıyla, kanuni sınırlara uygun rekabet yasağı maddeleri sözleşmelere eklenmelidir.
İş hukuku dinamikleri, işveren aleyhine yorumlanmaya müsaittir. Bu nedenle iş sözleşmelerinde görev tanımları, fazla mesai hükümleri ve fikri hakların şirkete aidiyeti konuları netleştirilmelidir. Dışarıdan alınan danışmanlıklar için ise eser sözleşmesi veya hizmet sözleşmesi ayrımı doğru yapılmalıdır.