Hamile kadına karşı işlenen kasten öldürme suçu, Türk Ceza Kanunu'nun 82/1-f maddesinde düzenlenen kasten öldürmenin nitelikli hallerinden biridir. Kanun koyucu, yalnızca mağdurun yaşam hakkını değil, aynı zamanda anne karnındaki ceninin korunmasını da amaçladığından bu suç bakımından daha ağır bir yaptırım öngörmüştür.
Ancak her hamile kadına yönelik öldürme eylemi otomatik olarak bu nitelikli hal kapsamında değerlendirilmez. Uygulamada en önemli kriter, failin mağdurun hamile olduğunu bilmesi veya olayın özellikleri itibarıyla bu durumu bilebilecek durumda olmasıdır. Yargıtay kararlarında da özellikle bu husus üzerinde durulmaktadır.
Mahkemeler, fail ile mağdur arasındaki ilişkiyi, birlikte yaşama durumunu, hamileliğin çevre tarafından bilinip bilinmediğini, tanık beyanlarını, mesaj kayıtlarını ve dosyadaki diğer delilleri birlikte değerlendirerek failin hamilelikten haberdar olup olmadığını araştırmaktadır. Özellikle eş, nişanlı veya birlikte yaşayan kişiler açısından hamileliğin bilinmesi daha kolay kabul edilirken, yabancı kişiler arasında gerçekleşen olaylarda bu durum ayrıca ispat edilmelidir.
Bir kişinin, hamile olduğunu bildiği eşini veya birlikte yaşadığı partnerini öldürmesi halinde TCK 82 kapsamında nitelikli kasten öldürme hükümleri uygulanabilir. Buna karşılık failin mağdurun hamile olduğunu bilmediği ve bilebilecek durumda olmadığının ortaya çıkması halinde bu ağırlaştırıcı neden uygulanmayabilir.
Yargıtay uygulamalarında, failin hamilelik durumunu bildiğine ilişkin somut delillerin bulunması büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle dosyadaki her delil, olay öncesindeki ilişki ve tarafların beyanları ayrıntılı şekilde incelenmektedir.
Hamile olduğu bilinen kadına karşı kasten öldürme suçunun tespit edilmesi halinde fail hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası uygulanmaktadır. Bu yönüyle söz konusu suç, Türk Ceza Kanunu'nda en ağır yaptırıma bağlanan kasten öldürme suçlarından biri olarak kabul edilmektedir.