Günümüzde dijitalleşmenin hızı ve etkisiyle birlikte bazı suç tipleri sosyal medya platformları üzerinden de gerçekleştirilebilir hale gelmiştir. Hakaret suçunun da bu mecralarda işlenebilmesi mümkündür.
Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 125. maddesine göre hakaret suçu; bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat etmek veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldırmak ile gerçekleşir. Kanun kapsamında bu suç tipinde korunan hukuki değer bireyin toplumsal ve kişisel itibarıdır.
Tehdit suçu ise TCK m.106’ya göre; bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit etmek suretiyle oluşur.
Son olarak TCK m. 267’ye göre iftira suçu; yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat etmek suretiyle oluşur.
Hakaret suçunun alenen işlenmesi, Türk Ceza Kanunu uyarınca nitelikli bir hal olup ceza artımı sebebidir. İlgili Kanun maddesi şu şekildedir:
TCK m. 125/4: Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda biri oranında artırılır.
Sosyal medya platformlarında paylaşılan bir içeriğin, yorumun veya bir sözün belirli olmayan sayıda kişi tarafından görülme ve okunma olasılığının bulunması aleniyet şartının gerçekleştiği anlamına gelir.
Herkese açık profillerden, yüksek takipçili sayfalardan veya dijital platformların kamuya açık yorum alanlarından yapılan paylaşımlar doğrudan aleniyet unsurunu bünyesinde barındırır.
Sanal ortamlarda işlenen suçlarda dijital verilerin kaybolma ve silinme ihtimali bulunduğundan hızlı hareket etmek önemlidir.
Dijital ortamlarda hakarete uğrayan kişilerin ilk aşamada başvurduğu yöntem ekran görüntüsü almak olsa da bazı hallerde sadece ekran görüntüleri manipülasyona ve üzerinde değişiklik yapılmaya açık oldukları gerekçesiyle tek başına kesin delil teşkil etmekte yetersiz kalabilmektedir. Dijital bir verinin mahkeme tarafından hükme esas alınabilmesi için ilgili paylaşımın yapıldığı internet sayfasının açık adresi olan tam URL bağlantısının, paylaşımın yapıldığı net tarih ve saat bilgisinin de ekran görüntüsü içerisinde net şekilde yer alması gereklidir. Kısacası delil şüpheden uzak bir şekilde tüm netliğiyle birlikte edinilmelidir.
Hakaret suçu, kamu görevlisine görevinden dolayı işlenen haller hariç olmak üzere, şikayete bağlı suçlar kategorisinde yer almaktadır.
Mağdur, fiili ve failin kim olduğunu öğrendiği tarihten itibaren başlamak üzere altı aylık hak düşürücü şikayet süresi içerisinde, suçun işlendiği yer veya kendi yerleşim yerindeki Cumhuriyet Başsavcılığına ya da kolluk birimlerine şikayet dilekçesi ile başvuruda bulunmalıdır.
Mağdurun kişilik haklarının dijital ortamda daha fazla zedelenmesini önlemek adına ilgili hakaret içerikli paylaşım hakkında, 5651 sayılı Kanun kapsamında içerik kaldırma ve erişim engeli getirme kararı verilebilir.
Mağdur, kişilik haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle doğrudan sulh ceza hakimliğine başvurarak söz konusu içeriğe erişimin engellenmesini veya içeriğin yayından çıkarılmasını talep etme hakkına sahiptir.
Hukuka aykırı bir fiil olan hakaret eylemi, ceza hukukunun konusunu oluşturduğu kadar özel hukuk yaptırımları da doğurabilir. Şöyle ki; kişilik hakları saldırıya uğrayan birey, uğradığı eksilmenin giderilmesi ve yaşadığı psikolojik çöküntünün telafi edilmesi amacıyla haksız fiil hükümlerine dayanarak tazminat isteminde bulunabilir.
Sosyal medyada gerçekleştirilen saldırılar neticesinde mağdurun duyduğu elem, keder, yıpranma ve toplumsal itibar kaybının manevi olarak telafi edilebilmesi amacıyla asliye hukuk mahkemelerinde manevi tazminat davası açılabilmektedir. Tazminatın miktarını tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına, hakaretin ulaştığı kitle genişliğine ve ihlalin ağırlığına göre hakim tarafından hakkaniyete uygun olarak takdir edilir.
Eğer hakaret eylemi sebebiyle mağdur maddi bir zarara da uğradıysa, bu zararlar da mağdur tarafından ispat edildiği takdirde zarara sebep olan kişi tazminata hükmedilir.
Asliye hukuk mahkemesi, açılmış olan tazminat davasının esası hakkında karar verilene kadar geçici bir hukuki koruma olarak ilgili internet adreslerine veya sosyal medya linklerine yönelik ihtiyati tedbir yoluyla içeriğin yayından çıkarılması kararı getirebilmektedir. Böylece dava sonuçlanana kadar geçen süre zarfında, hukuka aykırı içeriğin internet ortamında yayılması ve mağdurun şahsiyet haklarına daha fazla zarar vermesi engellenmiş olur.

Soruşturma aşamasında savcılık makamı tarafından şüphelinin kimliğine ulaşılabilmesi amacıyla gerekli prosedürler işletilir.
Uygulamada yabancı merkezli küresel sosyal medya platformları hakaret gibi suç tiplerinde doğrudan IP adresi paylaşmadığından; siber suçlarla mücadele birimleri şüphelinin profilindeki açık kaynak verilerini ve dijital ayak izlerini analiz ederek kimlik tespiti gerçekleştirmektedir. Yerli platformlarda veya yerel internet servis sağlayıcıları üzerinden işlenen durumlarda ise Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) vasıtasıyla log kayıtları incelenerek doğrudan ilgili internet abonesine ulaşılabilmektedir.
Her olumsuz veya kırıcı söz ceza hukuku bağlamında hakaret olarak nitelendirilmemektedir. Bu kapsamda ilgili kanun maddesi göz önünde bulundurularak söylemin hakaret olup olmadığı sonucuna varılmaya çalışılabilir.
Türk Ceza Kanunu m. 125: Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
Kişilerin sert, rahatsız edici veya ağır eleştiri içerikli ifadeleri, mağdurun itibarını zedeleme kastı taşımadığı sürece hakaret suçunu oluşturmaz. Yargıtay kararlarında da vurgulandığı üzere topluma mal olmuş kişilerin kendilerine yönelik yapılan ağır eleştirilere katlanma yükümlülüğü normal vatandaşlara oranla çok daha geniştir.
Aynı şekilde, basın mensuplarının veya sosyal medyadaki bilgi aktarıcılarının güncel, kamuoyunu ilgilendiren ve gerçeğe uygun olayları aktarırken kullandıkları ifadeler, haber verme hakkının sınırları içerisinde kaldığı müddetçe hukuka uygunluk nedeni barındırır