Diğer Makaleler

Hakkımızda

Avukat Mehmet Genç

İstanbul Barosu'na kayıtlı olan Avukat Mehmet Genç, mezun olduğu tarihten bu yana avukatlık mesleğini aralıksız olarak sürdürmektedir. İstanbul Barosu bünyesinde kurduğu avukatlık bürosuyla Ceza Hukuku, Miras Hukuku, Gayrimenkul Hukuku, Bilişim Hukuku başta olmak üzere birçok hukuk alanında avukatlık faaliyeti göstermektedir.

Devamını Oku
Kasten Öldürme Suçunda Haksız Tahrik İndirimi (TCK 29) Şartları Nelerdir?

Kasten Öldürme Suçunda Haksız Tahrik İndirimi (TCK 29) Şartları Nelerdir?

Kasten öldürme suçu, Türk Ceza Kanunu'nun 81. maddesinde düzenlenen ve hukuk sistemimizde en ağır yaptırımlara bağlanan suçlardan biridir. Bir kişinin yaşam hakkına bilerek ve isteyerek son verilmesi halinde kural olarak müebbet hapis cezası gündeme gelir. Ancak her öldürme olayı aynı şartlar altında gerçekleşmez. Bazı durumlarda fail, mağdurun gerçekleştirdiği ağır ve haksız bir davranışın etkisi altında hareket ederek suçu işlemiş olabilir. İşte bu noktada Türk Ceza Kanunu'nun 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümleri devreye girer.

Uygulamada özellikle eşler arasındaki olaylar, aile içi şiddet vakaları, ağır hakaretler, tehditler ve fiziksel saldırılar sonrasında meydana gelen öldürme olaylarında haksız tahrik savunması sıklıkla gündeme gelmektedir. Ancak kamuoyunda yaygın olan yanlış kanaatin aksine her öfke hali veya her tartışma haksız tahrik olarak kabul edilmez. Haksız tahrik öldürme hükümlerinin uygulanabilmesi için kanunda ve Yargıtay içtihatlarında belirlenen şartların somut olayda birlikte gerçekleşmesi gerekir.

Haksız Tahrik Nedir? (TCK 29)

Türk Ceza Kanunu'nun 29. maddesi şu şekildedir:

"Haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kişiye verilecek cezada indirim yapılır."

Bu düzenleme incelendiğinde haksız tahrikin bir beraat sebebi olmadığı açıkça görülmektedir. Kanun koyucu failin işlediği fiili hukuka uygun kabul etmemekte, yalnızca failin maruz kaldığı haksız davranış nedeniyle irade kontrolünün zayıfladığını kabul ederek cezada indirim yapılmasına imkan tanımaktadır.

Bu nedenle haksız tahrik;

  • Suçu ortadan kaldırmaz.
  • Ceza sorumluluğunu kaldırmaz.
  • Hukuka uygunluk nedeni oluşturmaz.
  • Sadece cezada indirim yapılmasını sağlar.

Bu ayrım özellikle meşru müdafaa ile haksız tahrik arasındaki farkın anlaşılması bakımından önemlidir. Meşru müdafaa halinde fail hakkında ceza verilmezken, haksız tahrikte kişi suçtan sorumlu olmaya devam eder.

Haksız Tahrik Kurumunun Ceza Hukukundaki Amacı

Ceza hukukunda temel prensiplerden biri kusur ilkesidir. Bir kişinin işlediği suç nedeniyle ne ölçüde cezalandırılacağı belirlenirken yalnızca ortaya çıkan sonuç değil, failin psikolojik durumu ve olayın meydana geliş şekli de dikkate alınır.

Kanun koyucu bazı durumlarda mağdurun gerçekleştirdiği ağır haksız davranışların fail üzerinde olağanüstü bir psikolojik baskı oluşturabileceğini kabul etmektedir. Özellikle ani gelişen olaylarda kişi, normal şartlarda göstermeyeceği tepkileri gösterebilir.

Örneğin;

  • Çocuğuna yönelik ağır bir saldırıya tanık olan bir baba,
  • Uzun yıllar sistematik şiddete maruz kalan bir eş,
  • Ağır hakaret ve aşağılamalara uğrayan bir kişi,

yoğun öfke veya derin üzüntü etkisi altında hareket ederek suç işleyebilir.

Haksız tahrik kurumu, işte bu insan psikolojisine ilişkin gerçeğin ceza hukukundaki yansımasıdır.

Kasten Öldürme Suçunda Haksız Tahrik Neden Bu Kadar Önemlidir?

Kasten öldürme suçlarında haksız tahrik hükümleri çoğu zaman davanın sonucunu doğrudan değiştirebilmektedir.

Özellikle;

  • Müebbet hapis cezası gerektiren olaylarda,
  • Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası gerektiren nitelikli öldürme suçlarında,

haksız tahrik savunmasının kabul edilmesi halinde ceza miktarında ciddi değişiklikler ortaya çıkabilmektedir.

Bu nedenle soruşturma aşamasından itibaren;

  • Tanık ifadelerinin toplanması,
  • Mesaj kayıtlarının incelenmesi,
  • Kamera görüntülerinin değerlendirilmesi,
  • Olay öncesindeki ilişkinin ortaya konulması,

savunma açısından büyük önem taşımaktadır.

Kasten Öldürme Suçunda Haksız Tahrik Şartları Nelerdir?

Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamasına göre haksız tahrik hükümlerinin uygulanabilmesi için dört temel şartın birlikte bulunması gerekir.

1. Mağdur Tarafından Gerçekleştirilmiş Haksız Bir Fiil Bulunmalıdır

Haksız tahrikin ilk ve en önemli şartı mağdur tarafından hukuka aykırı bir davranışın gerçekleştirilmiş olmasıdır.

Bu davranış;

  • Ağır hakaret,
  • Tehdit,
  • Fiziksel saldırı,
  • Cinsel saldırı,
  • Sürekli psikolojik baskı,
  • Aile bireylerine yönelik ağır saldırılar

şeklinde ortaya çıkabilir.

Ancak her rahatsız edici davranış haksız tahrik oluşturmaz.

Örnek Olay

Bir kişinin kalabalık bir ortamda sürekli aşağılanması, ağır küfürlere maruz bırakılması ve onur kırıcı davranışlara uğraması haksız fiil olarak değerlendirilebilir.

Buna karşılık sıradan bir tartışma veya günlük anlaşmazlıklar çoğu zaman haksız tahrik kapsamında kabul edilmez.

2. Fail Hiddet veya Şiddetli Elem Altında Bulunmalıdır

Kanunda geçen "hiddet" ve "şiddetli elem" kavramları son derece önemlidir.

Hiddet;

kişinin yoğun öfke altında bulunmasını,

Şiddetli elem ise;

derin üzüntü, ruhsal çöküntü ve yoğun psikolojik sarsıntıyı ifade eder.

Mahkemeler failin olay anındaki psikolojik durumunu;

  • Tanık anlatımları,
  • Kamera kayıtları,
  • Olayın gelişimi,
  • Sanığın davranışları

gibi unsurlarla değerlendirir.

3. Haksız Fiil ile Öldürme Eylemi Arasında Nedensellik Bağı Bulunmalıdır

Öldürme eylemi doğrudan doğruya haksız davranışın etkisi altında gerçekleştirilmiş olmalıdır.

Eğer fail;

  • Olaydan sonra sakinleşmiş,
  • Aradan uzun süre geçmiş,
  • Plan yapmış,
  • Hazırlık yapmışsa,

haksız tahrik hükümlerinin uygulanması zorlaşabilir.

Örnek Olay

Eşinin sadakatsizliğini öğrenen kişinin aynı gün yaşanan tartışma sırasında öldürme eylemini gerçekleştirmesi ile aylar sonra plan yaparak öldürme eylemini gerçekleştirmesi hukuken aynı şekilde değerlendirilmez.

4. İlk Haksız Hareket Mağdurdan Gelmelidir

Yargıtay uygulamasında ilk haksız hareketin kimden geldiği büyük önem taşımaktadır.

Eğer olayın başlatıcısı fail ise çoğu durumda haksız tahrik hükümlerinin uygulanması mümkün olmayacaktır.

Bu nedenle mahkemeler;

  • İlk saldırıyı kimin gerçekleştirdiğini,
  • Tartışmayı kimin başlattığını,
  • Tarafların geçmiş ilişkilerini,

ayrıntılı şekilde araştırmaktadır.

Şimdi ara