Kovuşturma Nedir?
Kovuşturma, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 2. maddesine göre iddianamenin kabulüyle başlayıp hükmün kesinleşmesine kadar geçen evredir. Soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısı tarafından toplanan deliller sonucunda yeterli şüphe oluşursa iddianame düzenlenir; mahkeme iddianameyi kabul ettiği anda kovuşturma evresi başlar ve şüpheli artık "sanık" sıfatını alır.
Kovuşturma evresinde yargılamayı mahkeme yürütür. Bu aşamada duruşmalar yapılır, deliller sanık ve müdafii huzurunda tartışılır ve sonunda mahkûmiyet, beraat, hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya düşme gibi bir hüküm kurulur.
Soruşturma ile Kovuşturma Arasındaki Fark Nedir?
Kovuşturma evresi soruşturma evresinden sonra gelen evreye denmektedir. Ceza muhakemesi soruşturma evresi ile başlamaktadır. Soruşturma evresi suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evreyi ifade eder. (CMK m.2) Özet olarak soruşturma evresinin amacı hem ortaya çıkan suç şüphesini aydınlığa kavuşturmak hem de kamu davası açmayabilme olanağının var olup olmadığını araştırmaktır.
Kovuşturma evresi ise, iddianamenin kabulü ile başlayıp hükmün kesinleşmesine kadar süren evreyi ifade eder. Bu iki evrenin en önemli farkı soruşturmanın savcılık tarafından, kovuşturmanın ise, mahkeme tarafından yapılıyor olmasıdır. Kovuşturma, toplanan delillerin tartışıldığı bir yargılama aşamasıdır.
Kovuşturma Evresinde Duruşma Hazırlığı
Kovuşturma evresini, duruşma hazırlığı ve duruşma devresi olarak ayırmak mümkündür. Duruşma hazırlığının yapıldığı kısmın asıl amacı, duruşmanın kesintisiz bir şekilde gerçekleşmesini sağlamaktır. Bu bölümde yapılan her türlü işlem tensip zaptı ile tutanağa kaydedilir. Bu evrede taraflar bir araya gelmezler. Yapılan ilk işlem iddianamenin kabulüdür. İddianamenin mahkeme tarafından kabul edilmesi ile birlikte kamu davası açılmış olur.
Bu aşamada mahkemenin vereceği kararla duruşma günü ve saati belirlenir. Yapılması gereken bir diğer işlem ise duruşmada hazır bulunması gereken kişilerin çağırılmasıdır. Bu kişiler sanık, tanık, müdafii, bilirkişiler ve suçtan zarar görenlerdir. Kişilere gönderilecek bu çağrı kağıdı mahkemece doğrudan hazırlanarak tebliğ edilir. Ayrıca belirtmek gerekir ki çağrı kağıdının tebliği ile duruşma günü arasında en az bir hafta olmalıdır.
- CD. , 2.3.2010, 2008/9961, 2010/1250
“Tutuklu sanık Zeki’ye iddianamenin 16.01.2007 tarihinde tebliğ edildiği ve bir haftalık süre geçmeden 19.01.2007 tarihli duruşmada, huzurda iddianamenin okunmasından sonra duruşmaya ara verilmesini isteme hakkı bulunduğu hatırlatılmadan savunma hakkının kısıtlanması suretiyle CMK’nun 176, 190/2. Maddelerine aykırı davranılması …"
Kovuşturma Aşamasında Duruşma
Duruşma evresinde yapılan yargılama neticesinde sanığın işlediği iddia edilen suçu işleyip işlemediği ortaya çıkmaktadır. Öncelikle sanık ve müdaafinin hazır bulunup bulunmadığı, çağırılmış olan tanık ve bilirkişilerin gelip gelmediği incelenir. Daha sonra mahkeme başkanı veya hakim iddianameyi okuyarak duruşma evresinin başladığını açıklar.
Duruşmada zorunlu olarak bulunması gereken kişiler:
- Hüküm verecek olan hakim
- Cumhuriyet savcısı
- Zabıt katibi
- Kanunun zorunlu gördüğü hallerde müdafii
Ceza muhakemesinde asıl olan duruşmanın kesintisiz olarak sürmesidir. Ancak bu ara verilemeyeceği anlamına vermez. Verilen ara birkaç saat ya da ertesi güne bırakma şeklinde yapılabilir. Ancak belirtmek gerekir ki uygulamada iş yoğunluğu sebebiyle erteleme aylar sürebilmektedir.
Kovuşturma Evresinde Delillerin Tartışılması
Kovuşturma aşamasında delillerin tartışılması oldukça büyük öneme sahiptir. Bu aşamada taraflar hükmün açıklanmasından önce verdikleri delillerin gerekçelerini açıklayarak sürece yön verirler.
Delillerle ilgili tartışma esnasında söz öncelikle katılan veya vekiline, cumhuriyet savcısına, sanığa ve müdafiine verilir. Savcının hükmün nasıl olması gerektiği yönünde vermiş olduğu beyana mütalaa denmektedir. Mütalaa açık ve anlaşılır olmalıdır.
Bu evrede ek olarak süre talep edilmesi de mümkündür.
CMK m.216:
Cumhuriyet savcısı, müdahil veya avukatı, sanığın, avukatının veya kanunî temsilcisinin açıklamalarına; sanık ve avukatı ya da kanunî temsilcisi de Cumhuriyet savcısının ve müdahilin veya avukatının açıklamalarına cevap verebilir. Hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilir.
Kovuşturma Evresinde Hüküm
Mahkeme kanaatini verdiği hükümle açıklar. Dolayısı ile hüküm yargılama sonucunda, mahkemenin verdiği ve yargılamayı sona erdiren karardır. Savcılık makamı mütalaa vererek esas hakkındaki görüşünü açıklar. Bunun üzerine savunma makamına savcının son görüşüne karşılık savunma hakkını kullanması için imkan tanınır. Son sözün sanığa verilmesiyle mahkeme karar vermek üzere müzekkereye çekilir ve müzekkerenin ardından hüküm verilir.
Hükümde bulunan hususlar:
Hüküm çeşitleri şunlardır:
- Beraat kararı
- Mahkumiyet kararı
- Ceza verilmesine yer olmadığı kararı
- Red kararı
- Düşme-durma kararı
- Güvenlik tedbirine hükmetme kararı
- Görevsizlik kararı
Kovuşturma Yapmakla Görevli Ceza Mahkemeleri
Kovuşturma yapmaya genel görevli mahkemeler:
- Ağır ceza mahkemesi
- Asliye ceza mahkemesi
Kovuşturma yapma yetkisi olan bazı özel mahkemeler:
- Çocuk mahkemesi
- Çocuk ağır ceza mahkemesi
- Fikri ve sınai haklar mahkemesi
- İcra ceza mahkemesi
Kovuşturma Aşaması Yargıtay Kararları
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 07.05.2019 tarihli, 2019/1-95 E. ve 2019/380 K. sayılı kararı
“Soruşturma aşamasında elde ettiği delillerden ulaştığı sonuca göre iddianameyi hazırlamakla görevli iddia makamı, düzenlenen iddianame ile CMK’nın 225/1. maddesi uyarınca kovuşturma aşamasının sınırlarını belirlemektedir. Bu bakımdan iddianamede, yüklenen suçun unsurlarını oluşturan fiil/fiillerin nelerden ibaret olduğunun hiçbir tereddüde yer bırakmayacak biçimde açıklanması zorunludur. İddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu iddia olunan eylemin dışına çıkılması, dolayısıyla davaya konu edilmeyen fiil veya olaydan dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulması kanuna açıkça aykırılık” oluşturacağını belirtmiştir.
Yargıtay 14. Ceza Dairesi 24.12.2014 tarihli, 2012/11601 E. ve 2014/14838 sayılı kararı;
“CMK.nın 170. maddesinin 3, 4 ve 6. fıkraları uyarınca iddianamede mağdur veya suçtan zarar görenlerin kimliği, yüklenen suç ve uygulanması gereken kanun maddeleri mevcut delillerle ilişkilendirilerek yüklenen suçu oluşturan olaylar gösterilmeli, aynı Kanunun 225. maddesine göre de hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilmelidir. Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 21.02.2012 gün 4/570-51 sayılı Kararında açıklandığı üzere, soruşturma evresinde elde ettiği kanıtlardan ulaştığı sonuca göre iddianameyi hazırlamakla görevli iddia makamı, 5271 sayılı CMK’nın 225/1. maddesi uyarınca kovuşturma aşamasının sınırlarını belirlemektedir. Bu bakımdan iddianamede yüklenen suçun unsurlarını oluşturan fiil/fiillerin nelerden ibaret olduğunun hiçbir duraksamaya yer bırakmayacak biçimde açıklanması zorunludur. Böylelikle sanık, iddianameden üzerine atılı suçun ne olduğunu hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde anlamalı, buna göre savunmasını yapabilmeli ve kanıtlarını sunabilmelidir. İddianame, sanığa isnat edilen ve suç sayılan maddi fiilleri açıkça göstermeli, hukuki nitelendirmesi yapılan fiilin kanunda karşılığı olan suç ve cezası hakkında bilgi içermelidir. İsnat edilen suçun dayanağı olan maddi olaylar hakkında savunmasını yapabilecek şekilde sanığın bilgilendirilmemesi, İnsan Avrupa Hakları Sözleşmesi’nin adil yargılanma hakkına ilişkin 6/3-a maddesinin ihlaline” yol açacağını belirtmiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun, 20.09.2016 tarihli, 2016/14-84 E. ve 2016/303 K. sayılı kararı; “
Anılan kanuni düzenlemelere göre, iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu iddia olunan eylemin dışına çıkılması, dolayısıyla davaya konu edilmeyen fiil veya olaydan dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulması kanuna açıkça aykırılık oluşturacaktır. Öğretide ‘davasız yargılama olmaz’ ve ‘yargılamanın sınırlılığı’ olarak ifade edilen bu ilke uyarınca hâkim, ancak hakkında dava açılmış bir fiil ve kişi ile ilgili yargılama yapabilecek ve önüne getirilen somut uyuşmazlığı hukuki çözüme kavuşturacaktır”
İddianamenin Kabulü veya İadesi
Savcılık tarafından düzenlenen iddianame, görevli ve yetkili mahkemeye gönderilir. Mahkeme, iddianameyi ve soruşturma evrakını inceleyerek eksiklik görürse, iddianamenin verildiği tarihten itibaren on beş gün içinde iddianameyi Cumhuriyet Başsavcılığına iade edebilir (CMK 174). Suçun sübutuna etki edeceği mutlak surette kesin olan bir delil toplanmadan iddianame düzenlenmesi, ön ödeme veya uzlaşma gibi kurumların uygulanmaması iade sebepleri arasındadır. Bu süre içinde iade edilmeyen iddianame kabul edilmiş sayılır ve kovuşturma başlar.
Kovuşturma Aşamasında Sanığın Hakları
- Müdafi yardımından yararlanma; alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezası gerektiren suçlarda müdafi görevlendirilmesi zorunludur,
- Dava dosyasını inceleme ve örnek alma (müdafi aracılığıyla),
- Delil toplanmasını isteme ve tanıklara soru yöneltme,
- Susma hakkı ve kendisini veya yakınlarını suçlayıcı beyanda bulunmaya zorlanmama,
- Son söz hakkı,
- Kararlara karşı istinaf ve temyiz yollarına başvurma.
Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı (KYOK) ve İtiraz
Soruşturma sonunda kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilemezse veya kovuşturma olanağı bulunmazsa savcılık kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu durumda kovuşturma evresi hiç başlamaz. Suçtan zarar gören, kararın kendisine tebliğinden itibaren on beş gün içinde sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. İtirazın kabulü hâlinde savcılık iddianame düzenlemek zorundadır.
Kovuşturma Ne Kadar Sürer?
Kovuşturmanın süresi; suçun niteliğine, sanık ve tanık sayısına, bilirkişi incelemesine ihtiyaç olup olmamasına ve mahkemenin iş yüküne göre değişir. Basit davalar birkaç duruşmada sonuçlanabilirken, çok sanıklı ve örgütlü suç davaları yıllarca sürebilir. Tutuklu sanıkların bulunduğu dosyalar ise öncelikli olarak görülür.
Sıkça Sorulan Sorular
Kovuşturma evresi ne zaman başlar?
Mahkemenin iddianameyi kabul etmesiyle başlar. İddianamenin mahkemeye verildiği tarihten itibaren on beş gün içinde iade edilmemesi hâlinde iddianame kabul edilmiş sayılır.
Kovuşturma aşamasında şikâyetten vazgeçilebilir mi?
Şikâyete bağlı suçlarda, hüküm kesinleşinceye kadar şikâyetten vazgeçilebilir. Vazgeçme, sanığın kabulü hâlinde davanın düşmesine yol açar. Re'sen kovuşturulan suçlarda ise şikâyetten vazgeçme davayı sona erdirmez.
Kovuşturma aşamasındaki davayı nasıl sorgulayabilirim?
Taraf olduğunuz ceza davalarını e-Devlet üzerinden "UYAP Vatandaş Portalı" aracılığıyla dava dosyası sorgulama hizmetiyle takip edebilirsiniz. Duruşma tarihleri ve dosya durumu bu sistem üzerinden görüntülenebilir.
Soruşturma ile kovuşturma arasındaki en önemli fark nedir?
Soruşturma, suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar savcılık tarafından yürütülen evredir ve kural olarak gizlidir. Kovuşturma ise iddianamenin kabulünden hükmün kesinleşmesine kadar mahkeme tarafından yürütülen ve kural olarak aleni olan evredir.