Etiketler

Hakkımızda

Avukat Mehmet Genç

İstanbul Barosu'na kayıtlı olan Avukat Mehmet Genç, mezun olduğu tarihten bu yana avukatlık mesleğini aralıksız olarak sürdürmektedir. İstanbul Barosu bünyesinde kurduğu avukatlık bürosuyla Ceza Hukuku, Miras Hukuku, Gayrimenkul Hukuku, Bilişim Hukuku başta olmak üzere birçok hukuk alanında avukatlık faaliyeti göstermektedir.

Devamını Oku
Devletin Birliği ve Ülke Bütünlüğünü Bozma Suçu ve Cezası

Devletin Birliği ve Ülke Bütünlüğünü Bozma Suçu Nedir? (TCK 302)

Türk Ceza Kanunu'nun 302. maddesi, "Devletin Birliğini ve Ülke Bütünlüğünü Bozma Suçu" olarak tanımlanmıştır. Bu suç, "Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar" bölümünde düzenlenmiştir. Madde, ülke topraklarının tamamını veya bir kısmını devlet idaresinden ayırma, devletin bağımsızlığını azaltma veya yabancı bir devletin egemenliği altına koyma amacına yönelik eylemleri suç saymaktadır. Bu amaçları gerçekleştirmeyi hedefleyen ve bu sonuçları doğurmaya "elverişli" olan fiiller suç teşkil eder.

Bu suç, bir tehlike suçu olarak tanımlanmaktadır. Yani, suçun tamamlanması için sonucun alınması gerekli değildir. Tehlikenin yaratılması dahi suç oluşturmaktadır. Ancak, eylemin amaçlanan sonucu doğurabilecek nitelikte ve elverişli araçlarla işlenmesi gerekmektedir. Eylemin elverişli olup olmadığının belirlenmesi, eylemin işlenme şekli, zamanı ve diğer özellikleri gibi faktörler göz önünde bulundurularak yapılmalıdır.

Suçun niteliğini belirleyen faktörler arasında failin örgütsel bağlılığı ve örgütün ülke genelindeki organik bütünlüğü de bulunmaktadır. Bu sebeple, bu suçu işleyen kişilerin cezası ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıdır.

Devletin Birliği ve Ülke Bütünlüğünü Bozma Suçunun Unsurları

Bir ülkenin bölünmez bütünlüğü, o ülkenin temel taşlarından biridir. Devletin Birliğini ve Ülke Bütünlüğünü Bozma Suçu ise, bu temel taşa kasteden bir suçtur. Türk Ceza Kanunu'nun 302. maddesinde düzenlenen bu suç, Devletin ülkesi, egemenliği ve milli birliğini bozmaya yönelik fiilleri kapsar.

Faili herkes olabilir. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olsun ya da olmasın, yöneten veya yönetilen herkes bu suçun faili olabilir. Suçun oluşması için failin, mutlaka örgütün kurucusu, yöneticisi ya da üyesi olması da gerekmez. Şartları varsa örgüt adına suç işleyenler de bu suçun faili olabilirler.

Mağduru ise, Devletin millet/ulus unsurunu oluşturan her bir bireydir. Devletin birliği ve bütünlüğü, vatandaşlarının ortak değeri olduğundan, bu suç tüm vatandaşların haklarını ihlal eder.

Suçu oluşturan fiil, Devlet topraklarının tamamını veya bir kısmını yabancı bir devletin egemenliği altına koyma veya Devletin bağımsızlığını zayıflatmaya veya birliğini bozmaya veya Devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını Devlet idaresinden ayırmaya yönelik olarak işlenen amaç suç yönünden elverişli/vahim nitelikli fiillerdir.

Fiilin elverişli/vahim niteliği taşıyıp taşımadığı ise, her olayın özelliğine göre değerlendirilir. Örgütün amacı, faaliyet alanı, fiilin niteliği, işleniş biçimi, işlenme zamanı, toplumda meydana getirdiği etki, ortaya çıkan zarar ve tehlikenin ağırlığı gibi ölçütler değerlendirilerek takdir edilir. Güdülen amacın gereği olarak kaos ve tedirginlik oluşturacak, devlet otoritesine olan güveni sarsacak, kamu düzenini, toplum barışını bozacak vahim eylemler istikrar kazanmış uygulamalara göre nitelendirilir.

Devletin Birliği ve Ülke Bütünlüğünü Bozma Suçunun Cezası

Türk Ceza Kanunu’nun 302. Maddesinde devletin birliği ve ülke bütünlüğünü bozma suçu düzenlenmiştir. Buna göre:

  • Devlet topraklarının tamamını veya bir kısmını yabancı bir devletin egemenliği altına koymaya veya Devletin bağımsızlığını zayıflatmaya veya birliğini bozmaya veya Devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını Devlet idaresinden ayırmaya yönelik bir fiil işleyen kimse, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.
  • Bu suçun işlenmesi sırasında başka suçların işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ilgili hükümlere göre cezaya hükmolunur.
  • Bu maddede tanımlanan suçların işlenmesi dolayısıyla tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.

Devletin Birliği ve Ülke Bütünlüğünü Bozma Suçunda Cezayı Artıran Haller

Bu suç açısından herhangi bir nitelikli hal düzenlenmemiştir.

Devletin Birliği ve Ülke Bütünlüğünü Bozma Suçunun Para Cezasına Çevrilmesi

Adli para cezası, mahkeme tarafından, failin bir miktar parayı devlet hazinesine ödemesine karar verilmesidir. Adli para cezasına çevirme yalnızca kısa süreli hapis cezalarında uygulama alanı bulabilecektir. Hükmedilen hapis cezasının para cezasına çevrilebilmesi için verilen cezanın 1 yıl veya daha altında bir hapis cezası olması gereklidir. Adli para cezası tek başına veyahut hapis cezası ile birlikte uygulanan bir yaptırım türüdür. Devletin birliği ve ülke bütünlüğünü bozma suçunun cezası ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıdır. Bu sebeple verilen cezanın adli para cezasına çevrilmesi imkansızdır.

Devletin Birliği ve Ülke Bütünlüğünü Bozma Suçu Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, sanık hakkında hüküm verilmesine rağmen hükmün belli bir denetim süresi içerisinde sonuç doğurmaması halinde, denetim süresi içinde belli koşullar yerine getirildiğinde ceza kararının hiçbir sonuç doğurmayacak şekilde ortadan kaldırılması ve davanın düşmesine neden olan bir ceza muhakemesi kurumudur. Devletin birliği ve ülke bütünlüğünü bozma suçunun cezası ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıdır. Bu sebeple verilen ceza için HAGB hükümlerinin uygulanması mümkün değildir.

Devletin Birliği ve Ülke Bütünlüğünü Bozma Suçunda Etkin Pişmanlık

Etkin pişmanlık Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen ve failin hiç ceza almamasına ya da aldığı cezada indirim yapılmasına yol açan düzenlemedir. Buna göre fail mağdura karşı yaratmış olduğu zarardan pişmanlık duyarak zararı gidermeye yönelik hareket ederse bu durumda etkin pişmanlık hükümleri uygulanabilecektir. Etkin pişmanlık her suç tipinde uygulanabilen bir düzenleme değildir. Yalnızca düzenleme bulunan suç tipleri için uygulamak mümkün olur. Devletin birliği ve ülke bütünlüğünü bozma suçu için etkin pişmanlık düzenlemesi bulunmamaktadır.

Devletin Birliği ve Ülke Bütünlüğünü Bozma Suçu Şikayet Süresi

Devletin birliği ve ülke bütünlüğünü bozma suçu şikâyete bağlı bir suç değildir. Dolayısıyla soruşturması savcılık tarafından resen gerçekleşir. Şikâyete bağlı olmayan bir suç olmasından ötürü şikâyet değil ihbar yapılır. İhbar ise bir süre ile sınırlı değildir.

Devletin Birliği ve Ülke Bütünlüğünü Bozma Suçunda Şikayeten Vazgeçme

Bu suç şikâyete bağlı bir suç değildir. Şikâyetten vazgeçme açılan davanın düşmesine veya verilen cezadan daha az bir cezaya hükmedilmesine yol açmaz. Suçun işlendiği savcılık tarafından herhangi bir şekilde öğrenildiğinde resen yani kendiliğinden soruşturma başlatılmalıdır.

Devletin Birliği ve Ülke Bütünlüğünü Bozma Suçunda Uzlaşma

Uzlaştırma kurumu, mahkemelerin iş yükünü azaltmak ve tarafların uzun dava süreçlerinde hak kaybı yaşamalarını önlemek amacıyla oluşturulmuştur. Uzlaştırma, soruşturma ve kovuşturma aşamalarına alternatif bir yol sağlar. Bu yöntemde, suç mağduru veya zarar göreni ile fail, uzlaştırma kurumunun atadığı uzlaştırmacı eşliğinde görüşür ve ihtilafı sona erdirir. Devletin birliği ve ülke bütünlüğünü bozma suçu uzlaşma kapsamına giren suçlar arasında değildir

Devletin Birliği ve Ülke Bütünlüğünü Bozma Suçunda Teşebbüs

Teşebbüs, failin suç işlemek amacı ile icra hareketine başlaması ve kendi elinde olmayan nedenlerle suçu tamamlanamamasıdır. İnsan ticareti suçu, teşebbüse açık bir suçtur. Failin, suçun amacını gerçekleştirme niyetiyle hareket etmesi gerekli değildir. Eğer fail araç fiillerde bulunmuş ancak asıl fiilleri tamamlamamışsa, veya asıl fiillere başlamış ancak tamamlayamamışsa, teşebbüsten bahsedilebilir. Bu suça teşebbüs mümkün değildir.

Devletin Birliği ve Ülke Bütünlüğünü Bozma Suçunda İştirak

Suça iştirak, bir suç işleme kararının icrası esnasında birden fazla kişi ile birlikte fikir ve eylem birliği içinde birlikte suç işlenmesidir. Bu suç için iştirakin her hali mümkündür. Bir suç, tek bir kişi tarafından işlenebileceği gibi, iştirak halinde veya hatta örgüt faaliyeti kapsamında da işlenebilir. Eğer suç iştirak halinde işlenmişse, Türk Ceza Kanunu'nun iştirakle ilgili genel hükümleri uygulanır. Bu suçta, iştirakin belirli bir özelliği bulunmamaktadır ve her türlü iştirak mümkündür. Yargıtay, suçun işlenmesi sırasında eylemde bulunan kişilere destek olma amacıyla destek grubunda yer almak veya tepede gözetleme yaparak suça iştirak etmek gibi davranışları fail olarak nitelendirmektedir.

Devletin Birliği ve Ülke Bütünlüğünü Bozma Suçunda Görevli Mahkeme

Devletin birliği ve ülke bütünlüğünü bozma suçu için yargılama yapmakla görevli mahkeme Ağır Ceza Mahkemesidir.

Sık Sorulan Sorular

Devletin Birliği ve Ülke Bütünlüğünü Bozma Suçu Nedir?

Devletin birliği ve ülke bütünlüğünü bozma suçu, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 14. maddesinde tanımlanmış bir suçtur. Bu suç, Türkiye'nin egemenliğini ve bölünmez bütünlüğünü bozmaya yönelik eylemleri içermektedir.

Devletin Birliği ve Ülke Bütünlüğünü Bozma Suçunun Cezası Nedir?

Devletin birliği ve ülke bütünlüğünü bozma suçu, Türk Ceza Kanunu'nun 302. maddesinde düzenlenmektedir ve işleyen kimse, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.

Hangi Eylemler Devletin Birliği ve Ülke Bütünlüğünü Bozma Suçuna Örnek Olarak Verilebilir?

Bu suça örnek olarak verilebilecek eylemler arasında terör örgütlerine yardım etmek, ayrılıkçı faaliyetlerde bulunmak, Türkiye'nin toprak bütünlüğüne yönelik tehditlerde bulunmak, propaganda yapmak gibi faaliyetler sayılabilir.

Devletin Birliği ve Ülke Bütünlüğünü Bozma Suçundan Nasıl Şikayetçi Olunur?

Bu suç şikayete bağlı bir suç değildir. Dolayısıyla soruşturması savcılık tarafından resen gerçekleşir. Şikâyete bağlı olmayan bir suç olmasından ötürü şikâyet değil ihbar yapılır. Bu savcılıklara veya ilgili kolluk birimlerine yapılabilir.

Devletin Birliği ve Ülke Bütünlüğünü Bozma Suçu Davası Hangi Mahkeme? 

Devletin birliği ve ülke bütünlüğünü bozma suçu, Türk Ceza Kanunu'na göre cezası 5 yıldan fazla olan suçlar kapsamında olduğu için ağır ceza mahkemelerinde görülmektedir.

Yargıtay Kararları

Yargıtay 16. Ceza Dairesi Esas: 2015/2183 Karar: 2016/1285 Tarih: 02.03.2016

1- ) Sanıklar …, …, … ve … hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz incelemesinde;

Sanıkların iddanamede yer alıp mahkemece kabul edilen ve dosya kapsamı ile sübut bulan faaliyetlerindeki süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk birlikte değerlendirildiğinde, silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil örgüt üyesi olduklarının anlaşıldığı ve TCK’nın 314/2. maddesi gereğince cezalandırılmaları gerektiği gözetilmeden, yazılı gerekçe ile hüküm kurulması TCK’nın 314/3 220/7. maddelerindeki atfın niteliği gereği aleyhe temyiz bulunmadığından bozma sebebi yapılmamış; Anayasa Mahkemesi’nin 24.11.2015 tarih ve 29542 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas - 2015/85 Karar sayılı iptal kararının TCK’nın 53. maddesinin uygulanması yönünden infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.

Yapılan yargılama sonunda toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanıkların suçunun sübutu kabul, olay niteliğine ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, cezayı azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanıklar müdafilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,

2- ) Sanık … hakkında kurulan hükme yönelik temyize gelince;

Sanığın iddianamede anlatılmayıp dava açılmamasına rağmen mahkemece kabul edilen 11.09.2011 tarihinde Şemdinli ilçe merkezinde emniyet ve askeri tesislere yönelik gerçekleştirilen saldırı olayına dair faaliyeti yönünden TCK’nın 302/1. maddesinde düzenlenen devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan açılmış derdest bir dava olup olmadığı araştırılıp bulunmaması halinde sanık hakkında dava açılması sağlanarak birleştirilmesi; kolluk aşamasında şüpheli sıfatıyla verdiği beyanı hükme esas alınan Welat kod adlı … hakkında dava açılmışsa kovuşturma aşamasındaki dava açılmamışsa soruşturma aşamasındaki beyanlarının onaylı örnekleri temin edilip incelenmesi ve dosya içerisine alınması ve ayrıca gizli tanıklardan …‘nin de mahkemece dinlenerek beyanlarının tespit edilmesinden sonra, örgüte yardım etme suçunun TCK’nın 302/1. maddesinde düzenlenen suç ile geçitli olduğu da gözetilerek, sonucuna göre hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,

SONUÇ : Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu sebeple yerinde görüldüğünden hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 02.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi Esas: 2011/4205 Karar: 2011/3247 Tarih: 07.06.2011

5237 sayılı TCK’nın 314. maddesinde tanımlanan suç, Devletin güvenliğine, toprak bütünlüğüne, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçları işlemek amacıyla kurulan silahlı örgütlerin kurucularını, yöneticilerini ve üyelerini cezalandırmaya yönelik hazırlık hareketlerini suç sayan ve yaptırıma bağlayan özel bir suç tipi olup; amaç suç işlendiğinde fail geçitli suçlardaki özellik nedeniyle amaç suç ile amaç suça yönelik olarak gerçekleştirilmiş bulunan araç suçlardan ilgili hükümlere göre cezalandırılacak, ancak örgütün kurucusu, yöneticisi ve üyesi olmaktan ceza verilmeyecektir.

Bu ilkeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanık hakkında Devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını Devlet idaresinden ayırmaya yönelik olarak vahamet arz eden olaylara fiilen katıldığı iddiasıyla 13.11.2006 tarihli iddianame ile 765 sayılı TCK’nın 125. maddesi gereğince cezalandırılması için dava açılması karşısında ve 5237 sayılı TCK’nın 302. maddesinin 2. fıkrasındaki “bu suçun işlenmesi sırasında başka suçların işlenmesi halinde ayrıca bu suçlardan dolayı ilgili hükümlere göre cezaya hükmolunur” şeklindeki atfın aynı Kanunun 314/1. maddesinde tanımlanan terör örgütü yöneticisi olma suçunu kapsamadığı gözetilmeden; sanık hakkında üç ayrı iddianameyle silahlı terör örgütü yöneticisi olma ve Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçlarından açılan davaların birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayininin gerektiği gözetilmeden, Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan açılan davanın tefrikine karar verilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması,

SONUÇ : Kanuna aykırı, sanık ve müdafiinin temyiz dilekçesi ile duruşmalı inceleme sırasında sanık müdafiinin ileri sürdüğü temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden re’sen de temyize tabi olan hükmün diğer yönleri incelenmeksizin öncelikle bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 07.06.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

Şimdi ara