Etiketler

Hakkımızda

Avukat Mehmet Genç

İstanbul Barosu'na kayıtlı olan Avukat Mehmet Genç, mezun olduğu tarihten bu yana avukatlık mesleğini aralıksız olarak sürdürmektedir. İstanbul Barosu bünyesinde kurduğu avukatlık bürosuyla Ceza Hukuku, Miras Hukuku, Gayrimenkul Hukuku, Bilişim Hukuku başta olmak üzere birçok hukuk alanında avukatlık faaliyeti göstermektedir.

Devamını Oku
Eğitim ve Öğretim Hakkının Engellenmesi Suçu ve Cezası

Eğitim ve Öğretim Hakkının Engellenmesi Suçu Nedir? (TCK 112)

Eğitim ve öğretim hakkı, insan hakları evreninde en temel ve vazgeçilmez haklardan biridir. Her bireyin eğitim alabilme ve öğrenme özgürlüğüne sahip olması, kişisel gelişimini sağlama, toplumsal yaşama aktif katılımını artırma ve geleceğe umutla bakma hakkını içermektedir. Ancak, maalesef bazı durumlarda eğitim ve öğretim hakkı, çeşitli nedenlerle engellenmekte ve ihlal edilmektedir.

Eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi suçu, cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla gerçekleştirilen eylemler sonucunda meydana gelir. Bu suçun işlenmesi, devlet veya özel eğitim kurumlarının (kreşler, dil kursları, meslek kursları vb. dahil) faaliyetlerinin engellenmesiyle gerçekleşebilir. Eğitim kurumlarının fiziki olarak kapatılması, öğretmenlerin tehdit edilmesi veya baskı altına alınması gibi eylemler, eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi suçunu oluşturur.

Bireylerin kişisel eğitim ve öğretim haklarının ihlali de bu suçun bir parçasıdır. Örneğin, bir kişinin aile üyeleri tarafından tehdit edilerek okula gitmesi engellenirse, bu eylem eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi suçuna yol açar. Eğitim hakkı, her bireyin eşit ve ayrım gözetmeksizin erişebilmesi gereken bir hak olduğundan, kişilerin bu haklarının bilinçli ve isteyerek ihlal edilmesi suç teşkil etmektedir.

Bunun yanı sıra, öğrencilerin toplu olarak oturdukları binalara veya eklentilerine girilmesinin veya orada kalınmasının engellenmesi de eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi suçuna örnek teşkil eder. Örneğin, bir okul binası kilitlenerek öğrencilerin okula girişi engellenirse, eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi suçu işlenmiş olur.

Eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi suçu, özel kastla işlenen bir suçtur. Bu suçu işleyen kişinin, mağdurun eğitim ve öğretim hakkını bilinçli bir şekilde ihlal etme niyeti ve iradesi olmalıdır. Eğer failde özel kast bulunmuyorsa, yani suçu işlemek için bilinçli bir niyet taşımıyorsa, fiilen eğitim ve öğretim engellenmiş olsa dahi suç oluşmamış olur.

Eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi suçuyla birlikte basit yaralama ve tehdit gibi suçlar da işlenebilir. Ancak, bu suçlar zaten eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi suçunun unsurları olduğu için, ayrıca cezalandırılma ihtiyacı doğmaz.

Eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi suçu Türk Ceza Kanunu'nun "Hürriyete Karşı Suçlar" bölümünde düzenlenmiştir. Bu düzenleme, eğitim hakkının önemini vurgulamakta ve eğitim ve öğretim hakkının engellenmesinin cezai bir suç olduğunu belirtmektedir.

Sonuç olarak, eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi suçu, bireylerin en temel haklarından birini ihlal etmekte ve onlara eşit ve adil bir şekilde eğitim alma hakkını engellemektedir. Bu suçla mücadele etmek, eğitimin yaygınlaştırılması ve her bireyin eşit fırsatlara sahip olabilmesi için önemli bir adımdır. Toplumun gelişimi ve ilerlemesi için eğitim ve öğretim hakkının korunması ve desteklenmesi büyük önem taşımaktadır.

Eğitim ve Öğretim Hakkının Engellenmesi Suçunun Nitelikli Halleri

Eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi suçu, toplumun en temel haklarından birini ihlal etmektedir. Bu suç, eğitim ve öğretim faaliyetlerinin cebir, tehdit, hukuka aykırı davranışlar veya diğer belirli durumlarla engellenmesiyle gerçekleşir. Ancak, bazı nitelikli hallerde bu suç daha ağır cezaları gerektirebilir.

Eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi suçunun cezayı ağırlaştıran halleri Türk Ceza Kanunu'nun ilgili maddelerinde düzenlenmiştir. Bu haller şunlardır:

  • Silahla işlenmesi: Suçun silah kullanılarak işlenmesi durumunda, ceza ağırlaştırılır. Silah, saldırganın eğitim ve öğretim faaliyetlerini engellemek için kullanıldığını gösteren bir araç olarak değerlendirilir.
  • Kişinin kendisini tanınmayacak hale koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle işlenmesi: Bu durumda suçun işlenmesi için mağdurun tanınmaz hale getirilmesi veya tehditlerin imzasız mektuplar veya özel işaretler yoluyla iletilmesi gibi yöntemler kullanılır. Bu durumda da ceza bir kat arttırılır. 
  • Birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi: Suçun birden fazla kişi tarafından işlenmesi durumunda, suça katılan kişilerin sayısına bağlı olarak ceza ağırlaştırılır. Birden fazla kişi bir araya gelerek eğitim ve öğretim faaliyetlerini engelliyorsa, bu durum daha ciddi bir suç olarak kabul edilir ve ceza bir kat arttırılır.
  • Suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak işlenmesi: Eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi suçu, var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak işlenirse, ceza bir kat arttırılır. Suç örgütleri tarafından bu tür faaliyetler gerçekleştirilirse, cezalar daha sert olacaktır.
  • Kamu görevinin sağladığı nüfuzun kötüye kullanılması suretiyle işlenmesi: Suçun kamu görevlileri tarafından işlenmesi durumunda, görevlerinin getirdiği nüfuz ve yetkileri kötüye kullanarak eğitim ve öğretim faaliyetlerini engelleyen kişiler için, ceza bir kat arttırılır.

Yukarıda belirtilen nitelikli hallerde, eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi suçu işlendiğinde verilecek ceza bir kat artırılır. Bununla birlikte, bu suçun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır. Yani, eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi suçunun yanında ayrıca yaralama suçu işlendiğinde, bu suça ilişkin cezalar da uygulanır.

Eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi suçu, toplumun temel haklarından birini ihlal ettiği için ciddi sonuçlar doğuran bir suçtur. Nitelikli hallerde daha ağır cezaların öngörülmesi, bu suçun caydırıcı bir şekilde cezalandırılmasını sağlamak ve toplumda eğitim hakkının korunmasını teşvik etmek amacını taşır. Eğitim ve öğretim hakkının engellenmesine karşı mücadele etmek ve bu suçun önlenmesi için gerekli adımların atılması önemlidir.

Eğitim ve Öğretim Hakkının Engellenmesi Suçunun Cezası

Türk Ceza Kanunu’nun 112. Maddesine göre eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi suçunun cezası şu şekildedir:

Cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla;

  • Devletçe kurulan veya kamu makamlarının verdiği izne dayalı olarak yürütülen her türlü eğitim ve öğretim faaliyetlerine,
  • Kişinin eğitim ve öğretim hakkını kullanmasına,
  • Öğrencilerin toplu olarak oturdukları binalara veya bunların eklentilerine girilmesine veya orada kalınmasına, engel olunması hâlinde, fail hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Eğitim ve Öğretim Hakkının Engellenmesi Suçunun Para Cezasına Çevrilmesi

Adli para cezası, mahkeme tarafından, failin bir miktar parayı devlet hazinesine ödemesine karar verilmesidir. Adli para cezasına çevirme yalnızca kısa süreli hapis cezalarında uygulama alanı bulabilecektir. Hükmedilen hapis cezasının para cezasına çevrilebilmesi için verilen cezanın 1 yıl veya daha altında bir hapis cezası olması gereklidir. Adli para cezası tek başına veyahut hapis cezası ile birlikte uygulanan bir yaptırım türüdür. Eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi suçu gereği hükmedilecek hapis cezasının alt sınırı nedeniyle adli para cezasına çevrilemez.

Eğitim ve Öğretim Hakkının Engellenmesi Suçu Zamanaşımı

Zamanaşımı, suçun işlenmesinden itibaren dava açılmamış olması durumunda veya dava açılmışsa da süresi içinde sonuçlandırılmamış olması durumunda davanın düşmesine sebep olacak hukuk süresi içinde sonuçlandırılmamış olması durumunda davanın düşmesine sebep olacak hukuk terimidir. Dava zamanaşımı, suçun işlendiği tarihten itibaren on beş yıldır. Dava zamanaşımı suçun üzerinden belirli bir süre geçmekle dava açılmamışsa veya açılmış olmakta birlikte davanın sonuçlandırılmaması durumunda davanın düşmesine yol açan ve soruşturma ve kovuşturma işlemlerine engel olan bir ceza hukuku müessesesidir. 

Eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi suçu yargılamalarında olağan dava zamanaşımı süresi 8 yıldır.

Eğitim ve Öğretim Hakkının Engellenmesi Suçu Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının (HAGB) amacı kişileri ıslah etmektir. İki yıl veya altında olan hapis cezalarının varlığı halinde kişilere belirli bir denetim süresi verilir. Bu süre içerisinde failin kurallara uygun hareket etmesi sonucunda verilen hüküm hiçbir sonuç doğurmayarak ortadan kalkar ve adli sicil kaydında da görülmez. Eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi suçu temel hali nedeniyle hükmedilen hapis cezası hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi mümkündür.

Eğitim ve Öğretim Hakkının Engellenmesi Suçunda Etkin Pişmanlık

Etkin pişmanlık Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen ve failin hiç ceza almamasına ya da aldığı cezada indirim yapılmasına yol açan düzenlemedir. Buna göre fail mağdura karşı yaratmış olduğu zarardan pişmanlık duyarak zararı gidermeye yönelik hareket ederse bu durumda etkin pişmanlık hükümleri uygulanabilecektir. Etkin pişmanlık her suç tipinde uygulanabilen bir düzenleme değildir. Yalnızca düzenleme bulunan suç tipleri için uygulamak mümkün olur.  

Eğitim ve Öğretim Hakkının Engellenmesi Suçu Şikayet Süresi

Türk Ceza Kanunu'nda yer alan suçlardan bazıları şikayete tabidir. Ancak eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi suçu şikayete tabi değildir ve savcılık tarafından kendiliğinden soruşturma başlatılacaktır. Suçtan mağdur olan kişi, yargılama aşamasında şikayetçi olmadığını belirtse bile davaya veya failin cezasına bir etkisi olmayacaktır. 

Eğitim ve Öğretim Hakkının Engellenmesi Suçunda Şikayetten Vazgeçme

Eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi suçu, şikayete tabi olmayan suçlar arasındadır ve savcılık tarafından resen soruşturulur. Bu sebeple şikayetten vazgeçme herhangi bir hukuki sonuç doğurmayacaktır. Şikayetten vazgeçildiğinde dava düşmeyecek yargılama devam edecektir.

Eğitim ve Öğretim Hakkının Engellenmesi Suçunda Uzlaşma

Türk hukuk sisteminde uzlaşma, taraflar arasındaki anlaşmazlıkların mahkemeye gitmeden, arabuluculuk veya diğer yollarla çözülmesidir. Uzlaşma, genellikle tarafların karşılıklı anlaşmasıyla gerçekleşir ve hukuki bir bağlayıcılığı vardır. Uzlaşma, tarafların uzun süreli bir hukuk mücadelesinden kaçınmasına yardımcı olur.  Eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi suçu, uzlaşma kapsamında olan suçlardan değildir.

Eğitim ve Öğretim Hakkının Engellenmesi Suçunda İştirak

İştirak, bir suçun işlenmesine katılan birden fazla kişinin bulunması durumunda söz konusu olur. İştirak, suçun işleniş şekline göre azmettiren, yardım eden, dolaylı fail veya müşterek fail şeklinde olabilir. Cezai sorumluluk, somut olayın özelliklerine göre iştirakin türüne göre belirlenir. 

Suça iştirak, 5237 sayılı TCK’nın 37’nci maddesinde “Faillik”, 38’inci maddesinde “Azmettirme”, 39’uncu maddesinde “Yardım etme” ve 40’ıncı maddesinde “Bağlılık kuralı” başlığı altında düzenlenmiştir.

Eğitim ve Öğretim Hakkının Engellenmesi Görevli Mahkeme

Eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi suçu için yargılama yapmakla görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesi’dir.

Sık Sorulan Sorular

Eğitim ve Öğretim Hakkının Engellenmesi Suçu Nedir?

Eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi suçu, bireylerin eğitim ve öğretim faaliyetlerinin cebir, tehdit veya hukuka aykırı başka bir davranışla engellenmesiyle gerçekleşen bir suçtur. Bu suç, devlet veya özel eğitim kurumlarının faaliyetlerine engel olunması, kişisel eğitim hakkının ihlal edilmesi veya öğrencilerin toplu olarak bulundukları yerlere girilmesine engel olunması gibi eylemlerle işlenebilir. Eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi, Türk Ceza Kanunu'nda "Hürriyete Karşı Suçlar" bölümünde düzenlenmektedir. Bu suçun cezalandırılması, eğitim hakkının korunması ve her bireyin eşit fırsatlara sahip olabilmesi için önemlidir.

Eğitim ve Öğretim Hakkının Engellenmesi Suçu Zamanaşımı Kaç Yıl?

Eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi suçu için yapılan yargılamalarda olağan dava zamanaşımı süresi 8 yıldır.

Eğitim ve Öğretim Hakkının Engellenmesi Suçu Uzlaştırmaya Tabii mi?

Uzlaşma, tarafların uzun süreli bir hukuk mücadelesinden kaçınmasına yardımcı olur.  Ancak Eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi suçu, uzlaştırma kapsamına alınmayan suçlar arasındadır ve bu suç nedeniyle uzlaşma yapılamaz.

Yargıtay Kararları

Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Karar:2017/16704

TCK’nın 112. maddesinde düzenlenen eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi suçu ancak özel kastla işlenebilir. Failin, mağdurun eğitim ve öğretim hakkını ihlali bilinç ve iradesinin olması gerekir. Failin böyle özel bir kastı yoksa, yorum yoluyla bu suçun manevi unsurunun varlığı kabul edilemeyecektir. Sanığın, sadece kızının evde unuttuğu beslenme çantasını vermek için ders saati içinde sınıfa girmesi nedeniyle, sınıf öğretmeni olan müşteki ile tartışmasından ibaret olan eylemde, sanığın eğitim ve öğretimin engellemesi özel kastının ne şekilde gerçekleştiği açıklanıp tartışılmadan yerinde olmayan gerekçeyle mahkumiyet kararı verilmesi (Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Karar:2017/16704).

Yargıtay 8. Ceza Dairesi - Karar : 2007/3946

Olay günü B… A… İmam Hatip Lisesi’nde başörtülü öğrencilerin okula alınmaması yönündeki Valilik emrini yerine getiren okul idaresi tarafından bahçe kapıları kapatılarak derse başlanıldığı sırada, bu okulda çocukları okuyan sanıkların fikir birliği ve organize içerisinde olmadan, okula girmeyen öğrencileri ve velileri yönlendirerek slogan attırdıkları ve bahçe duvarındaki tel örgüler de kesilerek grubun okul bahçesine girmelerinin sağlandığı ve bu şekilde gelişen olayların neticesinde okulda bir süre eğitime ara verildiğinin anlaşılması karşısında, sanıkların eylemlerinin 765 sayılı (eski) TCK’nın 188/7. madde ve fıkrası delaletiyle 188/8. madde ve fıkrasında tanımlanan (eğitim ve öğretimin engellenmesi) suçu oluşturduğu kabul edilmelidir (Yargıtay 8. Ceza Dairesi - Karar : 2007/3946).

Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Karar : 2016/11746

Hakkında aynı suçtan kurulan mahkumiyet hükmünün Dairemizin 08.02.2010 tarihli ve 2008/7885 E.-2010/1595 K. sayılı ilamı ile bozularak, bozma sonrası yapılan yargılamada beraat kararı verilip, hakkındaki bu karar kesinleşen sanık… ile sanık …‘ın, olay tarihinde, disiplin cezası verilerek okuldan uzaklaştırılan sanığın durumunu görüşmek üzere okula gittikleri, sanık …’ın disiplin cezası almasına sebep olduğunu düşündüğü öğretmen olan mağdur …’u dersteyken çağırdığı ve sınıfın dışına çıkan mağdur …’i “okuldan atılmama sen sebep oldun, senin yanına bırakmayacağım” biçimindeki sözlerle tehdit ettiği, sonrasında durum mağdur … tarafından okul idaresine bildirildiğinde diğer mağdur olan müdür yardımcısı … tarafından sanıkların okul dışına çıkartıldığı, mağdurların ve tanığın anlatımlarına göre, sanığın cebir ve tehdit içeren herhangi bir eyleminin olmadığı ve mağdur …‘in sanıklarca çağrıldığında rızasıyla sınıfın dışına çıktığından derse ara vermenin tehdit ve cebirin etkisiyle gerçekleşmediği, sanık …’ın okuldan uzaklaştırılmasına sebep olduğunu düşündüğü öğretmen olan mağduru sınıfın dışında tehdit, etmesinde eğitim ve öğretimi engelleme kastının bulunmadığı, gözetilerek sanığa yüklenen TCK.nın 112/1. maddesindeki suçun yasal unsurlarının oluşmadığı, ancak sanığın sair tehdit suçunu oluşturan bu eylemi nedeniyle kendisinin hazır olduğu oturumda şikayetten vazgeçildiği ve sanığın vazgeçmeye itiraz etmeyerek zımnen kabul ettiği de gözönüne alınarak davanın düşmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, bozma nedenidir (Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Karar : 2016/11746).

Şimdi ara